Yazar reis bir senesini çöpe atarak mezun reis olarak geri döndü:d
Neyse uzun süre buralardayım bal küpleri, umarım beraber kitabı çok güzel yerlere taşırız. Çünkü bu kitabın bunu hakkettiğini düşünüyorum.(:
Keyifli okumalar...
"Atlas?" Karşımda gördüğüm suratıyla şaşırarak adını sayıkladığımda, onun da gözleri gözlerimdeydi. Suratındaki minik sırıtış beni baştan aşağı süzdükten sonra daha da genişlediğinde,
''Berbat görünüyorsun.'' dedi ve bir şey dememe izin vermeden açtığım kapıdan adımını atarak içeri girdi. Anın şokuyla hala elim kapı kolunda kalmış olan ben neden burada olduğunu sorgularken, arkasından giren rüzgarı bölerek kapıyı kapattım.
Son derece dağınık olan salonuma adımını atıp, toz yuvası olan koltuğuma oturduğunda, etrafı titizlikle süzdü. Günler sonra ilk defa saklandığım inime biri girmişti.
''Acı çekiyormuş gibi bir halin var.'' Diye konuştu alaycı ses tonuyla. Üstündeki mükemmel uyum ile seçilmiş kıyafetlerle şüphesiz salonumdaki en güzel dekor gibiydi. Bu aralar pek temizlik yapmak içimden gelmiyordu da.
''Burada ne işin var?'' Diye sordum ben de etraftaki bira şişelerini ve pizza kutularını bir araya toplamaya çalışırken. Toparlanamayacak kadar etraf birbirine karışmış, zihnim gibi evimde de bir kaos ortaya çıkmıştı.
''Kenan bir bakmam için rica etti. Kendisi bu aralar uğrayamayacak kadar meşgul de.'' Dedi. Bunu biliyordum, beni sürekli boş vakitlerinde telefonla arar gelmediğim günlerde neler olup bittiğini söylerdi. Havaların ısınmasıyla Mezar Yarışlarının geleneksel sahil partileri sezonu gelmişti. Yerleşke başlı başına zaten partiyken, yerleşkede yarışları birkaç saat erken bitirir sahile geçer ve deli gibi içer, eğlenir ve dans ederdik. Bu her sene sıcak yaz akşamlarında haftada birkaç kere yaptığımız gelenek haline gelmişti.
''Sahil zamanı gelmiş, duydum.'' Dedim ve pizza kutularını, bira bardaklarını ve gereksiz olan her şeyi mutfaktaki çöpe atmak için mutfağa yöneldim. Beni böyle çirkin ve savunmasız bir halde görmesi hoşuma gitmemişti.
''Hey bu da kim?'' Diye neşeli bir ses çıkardı salonda bıraktığım sesi. Çıkardığı çocuksu sesi beni gülümsetirken, anlaşılan benim peluş bebek koltuğun altından çıkmış ve tam bir sevgi arsızı olduğu için Atlas'a kendini sevdirmeye başlamıştı. Atlas evinde beslediği dört pitbull bebeğiyle beraber köpeklere aşıktı.
Salondan çıkıp yeniden yanlarına geldiğimde, gördüğüm görüntüyle günler sonra ilk defa gülümsedim. Peluş bebeğim koltuğa çıkmış, göbeğini Atlas'ın sevmesi için bir güzel açmış ve dilini çıkararak resmen gülümsüyordu. İkisinin de keyfi yeterince yerindeyken,
''Bebeğimle tanımışsın.'' Dedim ve karşılarındaki koltuğa oturdum.
''Epey tüylü bir şeymiş.'' Dedi üzerindeki tüyleri silkelemeye çalışırken. Pitbull sahiplenmesinin bir nedeni vardı. Tüylerden pek hoşlanmaz, yeterince titiz biriydi. Bu salonumda otururken dağınık etrafa attığı rahatsız bakışlarından bile anlaşılıyordu. Her konuda mükemmelliyetçi bir titizliğe sahipti. Sanırım bu denli başarılı olmasının arkasında bu özelliği vardı.
''Dedikoduları duydum.'' Dedi gözlerini koltuktan aşağı inip mama kabına doğru giden bebeğimden çekip bana doğru çevirirken.
''Yerleşke çalkalanıyor, değil mi'' Diye sorduğumda, cevabını zaten biliyordum. O gün, Çıkmazda bir sürü tanıdık insan bizi izlemiş ve sonrasında gerçeği öğrenmek için dedikodu peşinde koşmuşlardı. Yalın ve ben de bu dünyada epey tanıdık insanlarken, dedikodumuzun çıkması önlenemezdi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
MEZAR YARIŞLARI
ActionBurası özel motor yarışlarıydı. Herkes alınmaz, herkese de anlatılmazdı asıl mesele. Ama şehirdeki herkes adını bilir, gece yarısı yarışların olduğu sokak ve caddelerden geçmeye korkardı. Burası; Motorların şanıyla büyürdü. Kalbi vardı buranın. Tam...
