Handa ordan oraya koşuşturan beyaz saçlı bir genç, ve arkada tezgah başında yönetimi sağlayan bir Hancı.
Bir köşede oturan bir müşteri
"Hey Hancı Frank bizim etler ne oldu?"
Hancı Frank bağırarak
"Raiden amma yavaşsın hızlı hızlı, götür gemen şu köşedeki masaya etleri."
Raiden
"Hemen gidiyor Bay Frank." derken tek başına oradan oraya koşturuyor, mümkün mertebede masaların isteklerini ulaştırmaya çalışıyordu, bir müşteri çıkıyor bir yenisi geliyordu, masaları temizliyor, yeni siparişler alıyordu. Boş bir saniyesi bile yoktu. Bir de bunlara ek olarak Raiden'e çelme takmaya çalışanlar ve dolandırmaya çalışanlar bile vardı. Böyle durumlarda da Hancı devreye giriyordu.
En sonunda gece olmuş çoğu han yataklarına veya evlerine çekilmişti.
Raiden biraz yorgun görünerek tezgahın hemen öünde bulunan iki tabureden birine oturmuştu.
"Bay Frank sadece akşamdan geceye kadar geçen sürede bu kadar yoğunluk vardı. Burası hep bu kadar yoğun oluyor muydu? Han odaları bile tamamen doldu."
Hancı Frank
"Arada sırada oluyordu ama ben de bu kadar yoğun bir saat yaşamadım. Bazen sana yardım bile etmek zorunda kaldım." deyip baktığında onun çoktan uyuduğunu farketti.
"Şu tezgah bile sana rahat geldi değil mi? Kim bilir şu zamana kadar nerelerde uyudun? Bu gün senin içinde yoğun oldu, daha ilk günden gözüme girdin evlat ben bile bu yoğunluğu tek başıma zor atlatırdım iyi ki gelmişsin." demişti.
Raiden tabi ki de gerçekten uyumamıştı sadece meditasyon durumuna girmişti ama ne enerji çekiyordu ne de bir anlayış gerçekleştiriyordu. Sadece roldü ve bu rolle Hancı Franki dinliyordu.
"Sadece Frankten 5 saygınlık kazanmışım yani sürekli başka insanlar yerine 1 kişiden de fazlaca saygınlık elde edilebiliyor. Bunu öğrendiğim iyi oldu toplamda 6 saygınlığım oldu. Geriye 99 Trilyon 999 milyar 999 milyon 999 bin 994 saygınlık kaldı. Nedense bayağı uzun bir zaman alacakmış gibi hissediyorum. " derken bulunduğu yerde uykuya dalmıştı sonuçta uyumak kendi elindeydi.
***
Gecenin bir yarısı ayak sesleri vardı, hızlı ve aynı zamanda sessiz adımlardı. Tabi bu sessiz adımlar uyuyan Raiden'i anında uyandırmıştı. Başını kaldırdığında adım sesleri kesilmişti.
"Ahhh, Hancı Frank nerdesin? Burada uyuyakalmışım." derken gerinerek ayağa kalkmıştı. Diğer yandan da konuşmaları dinliyordu.
Bir erkek sesi
"Bizi duydu mu?"
2. Erkek sesi
"Saçma sapan konuşma, biz profesyoneliz bizi onun gibi güçsüz biri nasıl duyabilir?"
3. Erkek sesi
"İkiniz de sessiz olun bizi duymadıysa bu konuşmadan duyabilir. Ayrıca hedefimiz o değil, eğer olur da bizi görürse en kolayı onu aradan çıkarmaktır." derken yine de gizlendikleri yerden çıkmıyorlardı. Bu bile bu grubun ne denli dikkatli olduğunun göstergesiydi. Güçsüz birini bile tehdit olarak görüyorlardı.
Gizlilik içerisinde hareket eden 3 kişi. Tabi ki de Raiden'in algıları tarafından net bir şekilde görülüyorlardı.
Raiden bozuntuya bile vermeden Hancı Frank'i arıyormuş gibi yapıyordu. Yukarı kata çıkmış boş koridora bakınmış ve geri aşağı inmişti. Tekrar tezgahın önündeki tabureye oturup, başını tezgaha koymuş ve uykuya dalmıştı.
Frank nerede miydi? Tabi ki de hanın bodrum katındaydı. Raiden bunu biliyordu zaten.
3 kişi ikinci katta bir kapının önünde durmuşlar ve içlerinden biri kapıyı aralayıp içeri bakmış
"Doğruymuş hedef içeride. Ne yapalım?"
2. erkek sesi
"Yapacağımız şey belli o dahiden bir an önce kurtulmalıyız." derken 3 kişi birden içeri dalmıştı. Bu ani sese yatakta uyumakta olan sarı saçlı bir erkek birden uyanmıştı. Birden kapıya doğru bakmıştı 3 tane suikastçi kendisine doğru geliyordu. Birden silahını çıkarmış ve gardını almıştı.
Ama bir tuhaflık vardı 3 tane suikastçi koşuyordu ama milim bile ileriye gitmiyorlardı. O anda 3 suikatçinin ağzı 3 tane siyah el tafından kapatılmıştı.
Sarı saçlı genç şok içerisinde elinde sıkıca tuttuğu kılıçla izliyordu. Karşısında 3 tane suikastçiyi yakalayan ve ses çıkarmasınlar diye ağzını kapatan 3 simsiyah adam vardı sağdaki kızıl ve soldaki mavi gözlü, ortadaki de mor gözlüydü.
3 siyah adam da suikatçileri tutarken gayet rahat görünüyorlardı. Mor gözlü olan da kendisine bakmış ve işaret parmağını ağzına götürüp "Şşşş" derken 3 suikastçiyi tutan 3 siyah adam yer altına doğru çekilip kaybolmuşlardı.
Sarı saçlı genç yaşadığı şoktan kıpırdayamıyordu.
***
Alt katta elinde 3 adam tutan 3 gölge Raiden'in tam karşısındaydı. 3 suikastçi de ona bakıyordu.
Raiden başını tezgahtan kaldırmış ve arkasında duran 3 kişiye rahat bir ifadeyle bakmıştı.
"Burası konuşmak için uygun bir alan değil gibi." derken elini savurmasıyla yıldızlarla dolu dümdüz ve ıssız bir yere gelmişlerdi.
3 suikastçinin gözleri fal taşı gibi açıktı. Ama ağızları hala gölgeler tarafından kapatıldığı için çıt bile çıkaramıyorlardı.
Raiden mor gözlü Sebas'a bakmış
"Sebas onun ağzını bırakabilirsin." dediğinde Sebas elini adamın ağzından çekmişti.
Raiden suikastçiye bakmış
"Öt bakalım dahi bir genci neden öldürmek istediniz Bay Adrian?"
Adam şok olmuştu söylediği isim gerçek adıydı.
Raiden
"Bay Adrian bir daha sormayacağım, FAR şehrinin Beyaz Dağ akademisinin dahi listesinde yükselmekte olan Edmond isimli genci neden öldürmek istediniz?"
Adrian yine sessiz kalmıştı.
Raiden
"Üçünü de öldürün belli ki yaşamak istemiyorlar." sözü bittiği anda 3 Crak sesiyle boynu kırılan 3 kişi ve patırt sesiyle yere düşmelerinin sesi çıkmıştı.
Raiden 3 kişiye bakmış
"Dirilt!" demişti 3 kişi gölge olarak yeniden ayaklanmıştı.
Raiden onlara gölge 11,12,13 olarak isim vermişti.
3 gölge de Raiden'e bildikleri her şeyi anlatmaya başlamıştı.
Aradan geçen dakikaların ardından
Raiden
"Demek Kara Ay tarikatı ve aynı zamanda Beyaz Dağ akademisinden bir elderin isteği üzerine bir dahiyi öldürmek istediler." Raiden tekrar elini sallamış ve Handa ortaya çıkmıştı. Durum düşündüğünden biraz daha karmaşık gibiydi.
