B34

418 62 2
                                        

Dan, Raiden'i o şekilde kaçıp gitmesine asla izin veremezdi. Bu sebeple bütün çevreyi aratmış ve aramış olmasına rağmen koybolduğu noktadaki son görüntüsü hariç hiç bir ip ucu, hiç bir ize bile rastlamamıştı.

Raiden ve Laila ormanlık bir alana girmişler ve bir mağaraya sığınmışlardı.
"Muhtemelen benim peşime düşeceklerdir. İlk bakacakları yer mağaralar olacaktır. Daha uzak, gözden uzak bir yere gitmemiz gerek. Ama bu beden hala benim tam gücümü kaldıramıyor. Daha şimdiden yorgunluk hissediyorum. Bir kaç yüz askeri hareketsiz bıraktım ve bütün duyularını baskıladım, bir de üstüne bir kaç yüz metre ses hızında koştuk, yaşayacak bir yer lazımdı dağı delip bir mağara yaptım bir de tüm bunları yaparken uykucu Prensesi taşımakla uğraştık. Yorucu bişi yapmamışım ki. Kesinlikle bu beden çok zayıf. Ama bu bedeni ruhsal gücümle yenilemedim mi? Nerede hata yaptım acaba? Yoksa meditasyon eksikliğinden mi? Yoksa Ki Merkezim yeterince geniş değil mi?. GÖLGE"

Birden Raiden'in gölgesinden simsiyah bir insan figürü çıkmıştı.
"Emredin efendim."

Raiden
"Ben meditasyona giriyorum bu kız bu mağaradan dışarı çıkmasın. Eğer çok ısrar ederse takip et, çalılara ağaç dibine, suya girerse arkanı dön. Ama auranla onun güvenliğini doğrula. Eğer kaçmaya çalışırsa onu buraya getir."

Gölge
"Emredersin Efendim. Civar çevredeki canavarlara ne yapmalıyım?"

Raiden
"Şimdilik yaşasınlar. Eğer baş kaldırırlarsa ne yapman gerektiğini biliyorsun."

Gölge saygıyla öne doğru eğilerek
"Emredersin Efendim."

Raiden
"Haa bu arada bir yere benim için bir mesaj bırak..."

Aradan geçen birkaç dakikada Raiden, Gölgeye bir şeyler anlatmıştı.

****

Dan her yerde aramış olsa da katıtlı her mağaraya bakmış olsa da hiçbir yerde hiçbir iz bulamamıştı.

En sonunda karakola geri döndüğünde ışıkları yakmış ve masasına oturmuştu.

O anda pencere açılmış ve içeri rüzgar girmişti.

Dan
"Ahh gene açıldı lanet şey"

Pencereyi kapatmaya gittiğinde tam boğazında metal kadar soğuk bir şey hissetti ama sonra bu his geçti, derken, tam arkasını döndüğünde aynı soğukluğu ensesinde hissetti. Dan korkuyu yavaş yavaş hissediyordu. Biri içerdemiydi yoksa beyni kendisiyle oyun mu oynuyordu?

Dan bir adım daha attığında tam başının üstünde hissetmişti o soğukluğu.

Dan korkuyla bir adım daha atmış ama bir şey olmamıştı
"Kesinlikle beynimin bana bir oyunuydu." Masasına kadar yürümüş ve rahat bir şekilde oturduktan sonra masasının üstünde bir not vardı.

"On adım pencereye doğru gidiş, pencerenin tam önünde 1, arkanı döndüğünde 2 ve bir adım masaya doğru giderken 3, masaya doğru kalan 9 adımı da sayarsak toplamda 22 kez ölmüş bulunmaktasın. Bir Karakol Komutanı bu derece dikkatsiz olmamalı. Eğer beni aramayı sonlandırmazsan 5 dakika sonra kesinlikle öleceksin. Sen benim yerimi dahi bilemezken ben senin attığın adımın bile sayısını biliyorum. Eğer ki 5 dakika içinde beni aramaya son vermezsen sadece sen değil bütün o karakol ve dışarıda şu anda ayakkabıcının yanından geçmekte olan devriyen de dahil bütün karakol askerlerini yok ederim."

Dan korkuya kapılmadan edemedi hatta öyle bir korkuya kapılmıştı ki kendinden utanıyordu. Ama bu mesajı doğrulamanın bir yolu vardı. Ses iletim taşını çıkartarak dışarıda devriye gezen askerlere ulaşmıştı.
"Ayakkabıcının yanından geçen var mı?" demiş ve pek çok "yok geçmedik" kelimesinin ardından

Bir devriyeden
"Biraz önce yanından geçtik. Dükkan kapalıydı. Bir sıkıntı mı var. Komutan Dan."

Dan şimdi daha da çok korkuyordu çünkü geri dönüş yapan devriye Karakola en uzak devriyeydi. Yani bu mesaj karokolda yazılmıştı, en uzaktakini görmesi imkansızdı. Çünkü arada pek çok bina vardı.
"O yalnız değil." Derken aklına Raiden'in kelimeleri geldi.
"Dediğim gibi ben yapmadım, eğer ki ben yapsaydım o kadın haftalarca çığlık atardı. Ben ona merhamet edip bir adamımı gönderdim."

"O gerçekten yalnız değil."

Dan bunları düşünürken zamanın azaldığını farketmedi. Ama tam o anda duvara kanla yazılmış bir yazı vardı.
"Merak etme bu tavuk kanı. Ama 1 dakika sonra bu kan karakoldan birinin kanı olacak."

Tam o anda pencereyi bir şey kırarak içeri girdi.

"Bu da ne? Bir tavuk üstünde de not var."

"30 saniye sonra bu senin kafan olacak."

Dan bu yazıyı okuyunca korkarak tavuğu fırlatmıştı
"NELER  OLUYOR  LAAN?" derken eline ses iletim taşını almış
"BÜTÜN ASKERLER KARAKOLA DÖNÜN BUNDAN SONRA RAİDEN DİYE BİRİNİ TANIMIYORSUNUZ. ACİLEN DÖNÜN KARAKOLA. " dediği anda

Dan'in gölgesi hareketlenmiş ve bir gölge çıkıp hızla kayıplara karışmıştı. Dan korkuyla karışık şokla
"O gölgelere saklanan adam bunca zamandır bana hissettirmeden gölgemde miydi?"

O anda bu sabah Raiden'in söylediği ve aklını daha da korkuya sokacak bir kelime yankılanıyordu.
"Sen benim gönderdiğim adama bile rakip değilken bana rakip olabileceğini düşündüren nedir?"

***

Bu gece Raiden'in hem şu anda bıraktığı mesaj, hem de önceden söyledikleri Dan için mesaj olarak algılandığı için. Raiden'in bırakmak istediği mesajın daha da etkili bir halde kesinlikle hedefine ulaşmasını sağlamıştı.

Hareket halinde olan gölge mağaraya varmış meditasyon halindeki Raiden'in karşısına geçip diz çökmüş
"Efendim verdiğiniz görevi sıkıntısız bir şekilde yerine getirdim. Artık sizin peşinizde değiller."

Raiden gözlerini açmadan
"Hala derin meditasyona giremedim bu şekilde bedeni güçlendirmek sandığımdan da uzun sürecek. Bu arada teşekkürler Gölge tek başına gayet iyi bir iş başardın." diyerek de Gölgeyi övmüştü. Ardından da Raiden'in bedeni hafif bir şekilde titremişti.

Gölge
"Efendim sonunda derin meditasyona girdi. Artık ne zaman uyanacağına bedeni karar verecek." dedikten sonra ayağa kalkmış ve aurasını çevreye yaymasıyla gittikçe uzaklaşan enerji canavarlarının ayak sesleri duyuluyordu.

Gölge pis bir şekilde sırıtarak
"Efendimi, kızı ve mağarayı korumam gerek. Auramdan kaçmayan 3 ahmak canavar bu gün ölüm gününüz olacak...."

Raiden 2Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin