Sermest: yirmi sekiz

10.4K 1.2K 784
                                        

Adna, Beautiful Hell

15 Nisan, 2020

15 Nisan, 2020

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

꧁꧂

İlk defa ölümden çekinmiyordum, gözlerine bakmaya hazırdım. Yeterki şahit olduğum, Alanzo Balaam'ın acısı olmasındı. Öyle bir ağrının gerçek olduğuna inanmazdım ben; zihnimde sancı sokuyordu anımsamak.

Oturur pozisyonda, hafifçe yayılmıştım. Yerdeydim, sırtım sert parmaklıklara yaslıydı. Etraf karanlıktı ama bedenim yavaş yavaş ayılırken çıtırdayan ateşleri duyabiliyordum.

Yakıcı bir soğuk esiyordu, hala aynı ormanda olduğumuz belliydi. Gözlerimdeki ağırlık kalktığında bir kafesin içinde olduğumu fark ettim. Etrafta tanıdık soylu melekler, Drayad'lar ve henüz anlandıramadığım türlerden birkaç kişi vardı. Ağaçlığın sıklığı yaklaşık yüz metrelik bir alanla bölünmüştü, yerler beyaz ve kırmızıyla harmanlanmıştı. Alanın ortasında uzun bir direk, etrafında da ipler vardı. Sanki oraya biri asılmıştı ama şu an boştu.

Havada duran meşalelerden yayılan ateş beyazdı, etrafı maviydi ve asla sönmeyecekmiş gibi harlanmıştı. Ayıldığımı görenler bir süreliğine buraya bakmış, alayla gülümsemiş ve bekçilik yapmaya ya da aralarında gülmeye devam etmişti.

Bir yığın haline gelmiş bedenimi öne kaydırdım, kafes küçüktü. Yan duruyordum; arkamı görmek için önce başımı oraya çevirdiğimde başka bir kafes gördüm. Benimkiyle arasında kollarımın geçebileceği kadar aralığı olan demir parmaklıklar vardı. Yerdeki aşınmış karları gördüm ilk, solgun toprak gözüküyordu ve her yerde koyu renk kan vardı.

Ne olduğuna anlam veremezken gözlerim, köşeye yaslanmış bedeni gördü. Alanzo Balaam. Yüzüm seyirdi, nefesimi kaybettim.

Üzerinde kazağı yoktu ama kanıtla onlarca açık yarası ona kıyafet görevi görmüştü. Teninin rengi dahi gözükmüyordu kurumuş kanından, izlerinden. Pantolonu yırtıktı, bacaklarından biri kırık gibi gözüküyordu. Saçları dağınıktı, yüz hatları hala meydan okur gibi sertti ve orada hiçbir zarar yoktu.

Gözleri kapalıydı; dudakları, sesindeki ağır güçten hiçbir ödün vermeden aralandı: "Sana gitmeni söylemiştim."

O an patladım. Demirlere atılarak asıldım, tüm gücümle ona ulaşmaya çalıştım fakat parmaklarım beyaz bir dumanla kaplandı ve kırıldı. Habersiz acıya karşı dondum, bükülmüş parmaklarıma baktım. Onları umursamadım çünkü bu acının hiçbir şey olduğunu öğrenmiştim.

"Büyülü, aşamazsın." dedi, sakince. Ses tonunu normal tutuyordu, eğer bir enkaz açığı verirse çıldıracağımı biliyor gibiydi. "Bu kadar erken uyanmaman lazımdı. Uyumaya devam et."

Bana bakmıyordu, bakamıyordu. Sanki o bu halimizi gerçekten görürse dayanamayacak gibiydi.

"Alanzo." diye fısıldadım.

ALANZO BALAAMBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin