'Wattys 2019 Fantastik kategorisi kazananı'
(Baş Şeytan Serisi'nin ilk hikayesidir.)
Şeytanlar, doğumlarından önce belki diğer tarafı seçerler diye içlerine erişmiş küçük iyilikle bazı zamanlar merhamet ederlerdi ama bu eylemleri ateşle sırtlarına k...
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
꧁꧂
Alanzo Balaam'a kaybetmek ve onda kaybolmak güzeldi.
Hatta o kadar iyi hissettiriyordu ki izlerimi siliyordum. Gözlerinin derinliklerine inerken ardımda bıraktığım hiçbir şeyim yoktu. Ateşten basamaklarda yürüyordum, dudaklarımdan tek bir itiraz çıkmıyordu.
Kendimde gibi değildim.
Kendime değilken daha iyiydim.
Alanzo Balaam'dan normal şartlar altında çekinmezdim ama içimdeki kaçma isteği son zamanlar yükselmiş, şimdi de kendini gösteriyordu. Bir yandan ona yapışmak, diğer yandan da olabildiğince uzak durmak istiyordum. Bu karmaşanın sözlüğü varsa şayet, biri sayfaları küle çevirmişti.
"Sen burada ne yapıyorsun?"
Meredith'in sesini duyduğumda ona doğru döndüm. Sayım yapıyordum, birkaç kere karıştırdığım için tekrar başa dönmüştüm. "Görevimi?"
"Çalışkanlığın gözümü yaşarttı doğrusu." Meredith'in kollarını göğsünde birleştirdiğini ve tek ayağına bedeninin yükünü verdiğini gördüm. "Baş şeytan sana dinlenmen için izin verdi, eğer kendini yorduğunu görürse odaya kitlenirsin."
Kaşlarımı şaşkınlıkla çattım. "Ben gayet zindeyim. Asıl o dinlensin. Ölümden döndü, hala tam gaz işinin başında."
Meredith ile birbirimize baktık. Bu bakışma birkaç dakika sürdü, ardından Meredith uzun bir kahkaha attı. En sonunda karnını tutarak sakinleşmeye çalıştı. "Bu durum daha ne kadar garipleşecek, merakla bekliyorum."
Soğuk bir sesle sordum, "Ne durumu?"
"İkiniz. Sen bu konuda Balaam'dan daha bilgisizsin, insanlarla yaşayan sendin oysaki." Sırtı dikleşti, ciddileşti. "Ben buradan sonrasını devralırım. Gidip toparlan."
Meredith haklıydı. Bunu, odasına gidip banyoya girince anladım. Balaam'ın kanı üzerimdeydi, acısı içimdeydi ve birkaç dakikada bir ellerim titriyordu. Oraya yuva yapmış anılar, baş şeytanın tenindeki çizgilerle doluydu. Yıkadıkça çoğalıyor, daha çok acıyor gibiydi.
Temizlenmem kısa sürdü, uyuyamadım. Bir şeylerle uğraşmam gerekiyordu, bir yandan da Balaam'ın varlığını hissetmem lazımdı. Böylece rahatlar, günüme devam edebilirdim.
Büyük salonun kapısına geldiğimde gülümseyişi gözlerimin önünde canlandı ve ellerim kapıyı ittirecekken ilk önce duraksadı. Kalbim patlayacak gibi şişti, ardından da deli gibi atmaya başladı. Avuçlarımı kapadım, geri çekildim ama o sırada kapı açılmıştı.