Sermest: otuz bir

11.6K 1.2K 628
                                        

Nightcore, The Hills (deeper)

6 Mayıs, 2020

6 Mayıs, 2020

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

꧁꧂

Hayatım boyunca ya çok erken davrandım, ya da geç kaldım. İlk defa, vakitsizliğime yüzlerce şans veren ve verebilecek olan biriyle karşılaştım. Geldiğimde ona doğru, kaçtığımda, düştüğümde veya uçtuğumda da hep ona doğru ilerliyordum. Alanzo Balaam haklıydı.

Yağmur yağdığında kanadına sığındığım oydu ama yağmur, buz parçalarından oluşuyordu. O benim için acıyı göğüslüyordu, ben saklanıyordum. İkimiz de daha önce böylesine bir sağanakta kalmamıştık; nasıl çıkacaktık? Kaçabilirdi ama beni de beraberinde götürmeden gitmiyordu bir türlü. Benim ise ayaklarım yere mıhlanmıştı.

Tüm zorlukları nasıl aştığımı sorsalar, aşmadığımı söylerdim. Yükler kapıdan girerken pinekliyor, odamın kenarına taşımalarını söylüyordum. Kutuları hiç açmamıştım. Balaam ise gökten, yüklerimin üzerine düşmüştü.

Kapı, sorgusuz sualsiz açıldığında gerçekten de masanın üzerinde yatıyor, kitaplardan birini yüzümün hizasında tutup okuyordum. Bu dobralığa tenezzül edeni görmek için hafifçe doğruldum, kitabı masaya bırakıp dirseklerimin üzerinde durdum. Balaam'ın, başını kaldırmadan gözünü gelene çevirdiğini gördüm.

Daha önce şeytanların kulübünde gördüğüm Hecate'in ilk çocuğu Lunor, karşımızda duruyordu. Arkasında ise yüzünden korku okunan bir şeytan vardı, Balaam'a bakıyordu. Sanırım, Lunor'un içeri dalmasını engelleyemediği için Balaam'ın diyeceklerinden korkuyordu.

"Gidebilirsin, Ruth." demesiyle şeytanın gerginliği yok oldu ve başıyla onaylayarak çıktı. Balaam da Lunor'un masaya geçmesini işaret etti. Ben de masanın üzerinden inmiş, ayakta bekliyordum. "Beklediğimden erken geldin, Lunor."

"Sizinle savaşamayacağım. Yeni kararlar verdim." dedi, Lunor. Onu en son gördüğümden bu yana hiç beklenmedik şekilde yaşlanmıştı. Sesi bile biraz titriyor haldeydi. Her ne kadar asil görüntüsünden ödün vermese de omuzları çökmüştü. "Uyumayacağım."

Balaam, elindekilerini bırakıp doğruldu. "Emin misin?"

"Evet. Burada işim bitti." Umursamaz bir sesle konuşuyordu. "Sözümü tutmaya geldim."

Balaam'ın yüzüme baktığını hissettim. Nasıl da neler olduğunu sormak istediğimi anlamıştı... Dudaklarımı sımsıkı birbirine bastırıp sallanmamdan belliydi belki de.

Lunor, Balaam'ın saniyelik bakışını yakalayıp bana döndü. Bedenimin, arkadaşı Veorra'ya ait olduğunu bilmesine rağmen bir şey yapmamıştı, saklamıştı. Şimdi bir şey der miydi?

ALANZO BALAAMHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin