Vediâ: yirmi

12K 1.2K 708
                                        

'Sevgilim, ben sensiz kendimde değilim,
Sen benim büyümsün,
Sen kuralsızsın.
Seninle cennete uçmak istiyorum.'

Jony, Bez Tebya

28 Ekim, 2019

28 Ekim, 2019

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

꧁꧂

Zaman durgunlaştı. Saniyeler, dakikalara dönüşmek için fazla yorgundu. İçimde bir yerlerde vakit geçmiyordu. Üzerimdeki ağır havayı atarak gözlerimi açtığımda sebebini anladım. Aslında, benim için zamana dokunabilen bir kişi vardı zaten. Alanzo. Bunu ilk kez onu öptüğümde anlamıştım. Şimdi ise sıcaklığı yanımdayken uyanmıştım.

Uyurken ondan uzaklaşmış ama ona doğru dönmüştüm, başım değil de parmaklarım kolunu sarmıştı; Balaam ise hiç hareket etmemişti. Doğrularak onu dürttüm, sadece kaşlarını çattı. Ellerim tenine yönelmek istedi, buna karşılık olarak aniden ayağa kalkıp zihnime susmasını söyledim.

Baş şeytan, yaratıldığı amaca uygundu ve turuncu saçlarının ya da kırmızı gözlerinin ateşten yapılmış olduğunu anlamamak için aptal olmak gerekirdi. Alevlerin çekiciliği tenine dahi işlemişken ona dokunmak günah gibiydi.

Hareket ettiğimde burnuma dolan koku onunkiydi, saçlarımdan geliyordu. Aslında bir koku canlılar ya da nesnelerle ifade edilebilirdi ama duyguların da kokusu olabileceğini hiç düşünmezdim. Saçlarımda acı vardı ve benim korkumla birleşmişti. Bacaklarımın bir anlığına titrediğini hissettim, kokuyu sindirmek için olduğum yerde durarak gözlerimi kapadım.

Aradan geçen dakikalar sonra kendimi banyoya attım. Kokuyu silmek için içeride o kadar çok oyalandım ki çıktığımda uyanıp gitmiş olabileceğini düşündüm. Ama gidemezdi çünkü beni cehenneme götürecek kişi oydu.

Her şey çok komikti aslında. Eskiden bile ismini duyduğumda kanımı donduran Gorgonlar ya da şeytanlar, şimdi tenimle oyun oynayacaklardı. Sonsuza kadar. Ben ise şu anda olacaklardan habersizmişim gibi duş almıştım, Balaam'ı düşünüyordum.

Yorgun adımlarla odama döndüm. Baş şeytanın yattığı yer soğumuştu. Bu garip gelse de üzerinde fazla durmadan giyindim ve banyoya geri dönerek aynanın karşısına geçtim. Bir an başımdaki havluyu boş vermeyi düşündüm. Neden böyle bırakmıyordum ki? Zaten yakında kopmuş ya da kana bulanmış olacaklardı.

Bir anlığına omuzlarım sarsıldı ama başka bir ağlama belirtisi göstermedim, yalnızca başımı öne eğerek düşünceleri ittirmeye çalıştım. O anda başımdaki havlunun açılarak omzuma serildiğini gördüm. Kirpiklerimin altından aynaya baktım ve yansımadan Balaam'ı gördüm. Elinde, küçük mavi tarağım vardı.

"Ne..." diye başladım ama devamını getirmedim, o da beklemedi ve tarakla saçlarımı düzeltmeye başladı. Olduğundan daha ilginç davranmasına karşılık saçlarım kahkahalar attı, o da bunu duymuş olmalı ki yavaşça gülümsedi ama bir saniye bile geçmeden soldu.

ALANZO BALAAMBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin