Vediâ: on dokuz

10.8K 1.2K 368
                                        

Miley Cyrus, Unholy

Wattys 2019 Fantastik kategorisinin kazananlarından biriyiz❤️
İyi okumalar!

5 Ekim, 2019

5  Ekim, 2019

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

꧁꧂

Fırtınaların boğduğu bir yerde yaşamaya çalıştığımı fark ettiğimden beri değişime inanalardanım. Eskiden olduğumdan kaçmak isterdim, böylece kurtulacağıma güvenirdim. Gerçek şuydu ki; koşar adımlarınız sizi uçuruma getirdiğinde ya atlamak zorunda kalırdınız ya da geriye farklı biri olarak dönerdiniz.

Ben hala oradaydım; çıplak ayaklarımın bastığı toprak aşağı dökülüyordu. Hareket etmem gerekiyordu ama ne döndüm, ne devam ettim. Ve bu araf beni zedelemeye, yok etmeye başladı.

Bazen Balaam'ın yolun neresinde olduğunu merak ederdim. Eskiden sahibi olduğunu düşünürdüm, şimdi ise cevap bulamıyordum. Onu iki gündür de görmemiştim. Bazen, son öpücüğün güçlendirdiği bağ sayesinde, cızırtılı bir şekilde ve çok uzaktan gelen öfkesini hissediyordum. Eskiden olsa benden kaçtığını düşünürdüm. Şimdi ise tüm hava sinirlerimde toplanmış, beni tedirgin ediyordu. Belki de uyarıyordu. Farklı bir şeyler vardı; olmuştu.

Balaam yokken okula dönmüştüm, o ise okuldan ayrılmıştı. Brandon ile takılıyordum, bazen de zombi gibi olan Ambrogio'yu görüyordum. Ama Troy, Brandon ona şeytan çocuğu olduğumu söylediğinden beri benle konuşmamıştı. Hatta yüzüme bile bakmamıştı. Mesela şu an ben kısık gözlerle onu izliyordum, o da dolabına bir şeyler tıkmaya devam ediyordu.

Kollarımı göğsümde birleştirerek ona meydan okuduğumda yanımdaki Brandon "Onu tanıyorsun. Kendi gelecektir, başka çare yok." dedi. "Zaten tek başına daha fazla dayanamaz."

Derin bir nefes alarak bıkkınlıkla "Şehre şeytanlar geldiğinden beri grubumuz dağıldı." diye homurdandım.

Brandon tam yanımda durdu, dikkatimi tamamen ona yöneltmemi ister gibi eliyle koluma dokundu. "Şu suratsızlığınızı-" dedi ama devamını getiremedi çünkü dudakları aralanmış, gözleri ardına kadar açılmıştı. Bir şeyler görüyordu. Her ne görüyorsa onu şoka sokacak kadar şiddetli olmalıydı.

Etrafa bakınarak dikkat çekip çekmediğimizi ölçtüm. Sadece Troy'un gözleri üzerimizdeydi ve koşar adımlarla yanımıza gelmişti. O sırada Brandon, eli ateşe değmiş gibi hızla geri çekildi. Gözleri nerede olduğunu anlamak istercesine sağa sola oynadı. En sonunda bende duraksadı.

"Kaç."

Troy ile birbirimize baktık.

"Ne?"

Brandon bu sefer kimseyi umursamadan bağırdı: "Kaç!"

Beni sağa doğru ittirdiğinde ne olduğunu anlamadım ve nereye gideceğimi bilmeden koşmaya başladım. Brandon'ın gözlerindeki ve teninden havaya akan adrenalin damarlarıma doldu.

ALANZO BALAAMBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin