'Wattys 2019 Fantastik kategorisi kazananı'
(Baş Şeytan Serisi'nin ilk hikayesidir.)
Şeytanlar, doğumlarından önce belki diğer tarafı seçerler diye içlerine erişmiş küçük iyilikle bazı zamanlar merhamet ederlerdi ama bu eylemleri ateşle sırtlarına k...
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
꧁꧂
Gecede ışık gibi parlayan cümleler vardı. Ne bakmaktan kendimi alabiliyor, ne de ışığının tenime yansımasını engelleyebiliyordum. Beni yakalıyordu, avucunun içine alarak düşünmememi emrediyordu. Hatalarımı. Sebep olduğum hataları. Hiçbir bedel ödememiş çünkü hissizliğin kıyısında yosun tutmuş olmamı.
Büyük salondaydım. Savaşçılar kahvaltılarını yapıyorlardı. Aslında hiç dokunmamışlardı, kardeşlerimin kahvaltıda pişirilmemiş et yemelerini izliyorlardı. Hayvan olduğunu umuyorlardı ama Valentina'nın tabağına kesik, süslenmiş bir el konulduğunda nefes alışlarının bile durduğunu gördüm.
Açık pencerede oturuyordum, dışarıyı izlemeye devam ettim. İnsanları denetleyen insanüstüleri buradan görebiliyordum; bazıları yılların hıncını çıkarırmış gibi zulüm ediyorlardı. Alev bükücü Kenneth, insanları korkutmaktan her zaman zevk alırdı.
"Kenneth'ı uyarmış mıydım?" diye sordum, kardeşlerime doğru.
Lokmasını yutan Valeria cevapladı; en iştahlı yiyen kardeşimin Eduran'da açlığı temsil etmesi ironikti. "Oradaydı ama dikkatini verdiğini sanmıyorum."
"Bir daha deneyelim." diye mırıldandım. Kenneth'ın zihnine girdim, kendini yere atıp eliyle başına ağır darbeler indirmesini sağladım. Bunu fırsat bilen insanlar ondan kurtulup evlerine kapandı, sokaklar sessizleşti.
Kenneth'ı serbest bıraktığımda etrafına bakındığını gördüm. Başını kaldırdı, metrelerce öteden durduğum yere baktı. Alevlerini çaldığı ateşi serbest bıraktı. Karşı çıkmak istediği belliydi ama tek yaptığı başını eğerek yürümek oldu. İçimde beliren hükmetme arzusu tatmin olunca iç çektim.
Kapı çalınmaya dahi gerek duymadan açıldığında gelenin Lunor olduğuna emindim ama yüzündeki telaşı beklemiyordum. Bu beni heyecanlandırdı ve anında doğruldum. "Neler oluyor?"
"Ne olacak... Saygısız, gene adabı unuttu." diye hırladı Violence. "Nereye nasıl girdiğine dikkat et, Lunor."
İkimiz de Violence'i önemsemedik. Lunor, herkesin beklentiyle susmasından hemen sonra konuştu: "Selenophile'ler. Elçi göndermişler."
"Ah o sopa kulaklılar." Viviana alayla güldü. "Reddet gitsin."
"İçeri gelsin, Lunor." dedim, sakince. Üvey kardeşlerim sabrımı zorluyordu, bana çare bırakmıyorlardı. Onlara her defasında kararların bende olduğunu söylüyordum. Gerçi şu an bunu saklamak en iyisiydi. Kimse asıl yaşananların benim zihnimden geçtiğini öğrenmemeliydi. Eduran'ın sahibi olduğumu da.