Sermest: yirmi bir

12.6K 1.2K 618
                                        

'Nasılsın,
Ben sensiz donuyorum.'

NLO, Teryayu Son

1 Aralık, 2019

1 Aralık, 2019

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

꧁꧂

Alanzo Balaam, büyüsünün sona ermesini istemiyordu. Uyanmamalıydı. Onu bekleyen büyük bir yıkım vardı. Baş şeytan her zaman hızlı ve mantıklı davranırdı ama şu anda hazır değildi; ne daha fazla hissetmeye ne de ilk hissini kaybetmeye.

Günlerini insanların arasında geçirir, onların acısında huzur bulurdu. En çok, bir olay yaşandığında gerçek olamayacağını söylemelerine gülerdi. Neyine inanmıyorlardı? Sonuçta yaşanmıştı, çektikleri acı gerçeği yok edemezdi. Alanzo şimdi anlıyordu ki bu sözü inanamamalarından değil de gerçek olmasını istemediklerinden söylüyorlardı.

Ve işte karma. Alanzo Balaam, üzerine kokusu sinmiş kadının ölümünün gerçek olamayacağını söylüyordu kendine. Defalarca hem de. Maalesef ki hiçbiri gerçeği yok edemiyordu.

Baş şeytan gözlerini açtığında, cehennem ateşiyle yanan gözleri uzun süre kapalı kalmış göz kapaklarında inanılmaz bir acı hissetmesine neden oldu. Uyumayı sevmemesi kaçınılmazdı fakat hala hayalini parmaklarında hissettiği parlak sarı saçlar buna değerdi. İçten bir şekilde gülümsemeyi unutmuş dudakları hareketlendi fakat anında acıyla kasıldı ve Balaam uyku mahmurluğundan gerçeğe döndü.

Dünya'yı hisseder hale geldi, uzaktan gelen çığlıkları duydu ilk. sayamayacağı kadar çoktu. Öteden esen rüzgarın sesi kulaklarına taşındı, ardından kilometrelerce uzaktaki yağmur sesleri. Sonra bulunduğu yeri fark etti, yağmurun habercisi olan bulutlar grileşmiş ve havayı soğutmuştu. Yakınından suyun sesi geliyordu ama yoğun değildi, bunun duş sesi olduğunu anlaması kısa sürdü. Dikkat kesildi.

Ayakları onu hafif aralık bırakılan kapıya kadar taşıdı. İçerideki buhar yüzüne değdi ve Balaam'ın teni sıcak akımı eviymiş gibi karşıladı. Eli hareketlenerek kapıya dokundu, onu ittirmek istedi fakat yapamadı. Nedeni, ittirmek isteme nedeninden bile daha utanç vericiydi onun için. Çünkü Mara'nın özel alanına saygı duyması gerekiyordu. Hislerinin ne anlama gerektiğini araştırırken bunu öğrenmişti. Ve bu engel, içindeki yaratığın hırlamasına sebep olmuştu. Yaratık, Balaam'ın onu engellemesine alışıktı ve her zaman boyun eğiyordu ama iş arzulara, daha doğrusu tam olarak Mara'ya gelince, kontrollü olmakta zorlanıyordu.

Mara onu sessiz ve düşünceli görmüştü, hatta hep kağıtlarla uğraşmasından yakınırdı ama bu tamamen düzmeceydi. Balaam'ın tüm duyuları Mara'nın üzerindeydi. Sadece onu sinir etmekten inanılmaz zevk alıyordu ve çoğu zaman ne söylemesi gerektiğini, doğru olanın ne olacağını bilmiyordu. Bazen de kadının söylediklerini anlasa bile anlamamazlıktan geliyordu, kadını şaşkın halde görmeyi seviyordu. Tabii ilk başlarda gerçekten de alayından hiçbir şey anlamıyordu, hatta öfkeleniyordu ama zaman geçerken Balaam'ın kalbini koparmış ve Mara'nın yanına koymuştu. Bu vakitte Balaam hiçbir şey anlamamıştı çünkü kalbi ondan alınırken acısını hissetmemişti, zaten kalbinin varlığından bile haberi yoktu.

ALANZO BALAAMBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin