'Wattys 2019 Fantastik kategorisi kazananı'
(Baş Şeytan Serisi'nin ilk hikayesidir.)
Şeytanlar, doğumlarından önce belki diğer tarafı seçerler diye içlerine erişmiş küçük iyilikle bazı zamanlar merhamet ederlerdi ama bu eylemleri ateşle sırtlarına k...
'O beni öptü ve iyi olacağımı söyledi, İkimiz de bunu boş bir laf olduğunu biliyoruz, Onunla ne kadar birlikteysem o kadar az canlı hissediyorum.'
Ellise, 911
19 Eylül, 2019
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
꧁꧂
Uzaktaydım. Olmam gereken her şeyden çok uzakta hem de. Bomboş hissediyordum, sanki içimdeki birkaç parça da kaçmıştı. Sadece yatağımda yan bir şekilde uzanıyor, açık renkle boyanmış duvarı izliyordum. Ağlamalıydım ya da bağırmalıydım. Bir şeyler yapmalıydım. Oysa elimi kaldıramayacak kadar halsizdim.
Kırgın halimden etkilenen hava üzerime ılık bir yorgan gibi örtüldü. İşaret ve orta parmağımı birbirine yaslayarak sağa yönelttim ve onu üzerimden çektim. Gücüme şimdi ihtiyacım yoktu. Balaam'ın karşısındayken ya da Medusa beni yılanlarına yem ederken vardı.
Parmaklarımın ucundaki hava soğudu ve küçücük kristallere dönüşerek beni teselli etmeye, belki de özür dilemeye çalıştı. Onunla neler yapabileceğimi bana hatırlattı. Ateşi söndürebilir ya da harlayabilirdim, havanın ısısını düşürüp buz kütleleri oluşturur ve yine hava sayesinde onları taşıyıp yönlendirebilirdim. Nefes alan birinin saniyeler içinde ciğerlerini patlatabilirdim. Tüm eşyaları hava aracılığıyla kaldırabilir, savurur ya da kullanabilirdim. Ama eskisi gibi değildim, bir şeyler eksikti. Ne olduğunu bulamıyordum.
"Mara!"
Birden yakınımdan gelen gürültüyle sıçradım. Etraf bu kadar sessizken nasıl olmuştu da Brandon'ın eve girişini duyamamıştım? Bu imkansızdı.
Doğrularak arkamı döndüğümde birçok acılı duyguyla harmanlanmış esmer yüzüyle karşılaştım. Bana doğru koca adımlarla yaklaşırken kollarını iki yana açmıştı. "Gel buraya."
Kollarımın etrafını sarmalayarak sarıldığında ne onu ittim, ne de karşılık verdim.
Geri çekilerek yüzüme baktı. "Gördüklerim doğru, değil mi? Babanla ilgili."
Gözlerim ardına kadar açılarak nefesim kesildi. Hayır, ne olduğumu bilmemesi gerekiyordu.
"Sorun yok, Mara." Elini bana doğru uzattığında geri çektim. Nefesini seslice vererek yanıma oturdu. "Anlıyorum."
Brandon bana karşı mesafesini korurdu. Böyle davranmazdı. Genellikle Troy ile şakalaşır, samimileşirdim. O hep uzaktan izlerdi. Bazen aramıza katılır, sonra da çocuk olduğumuza karar vererek kaçardı.