28. bölüm

629 59 36
                                    

Saat akşam 7 oldu. Bakugou beni eve bırakmak istedi ama ben kendim giderim diye ısrar ettim.

Eve gidemem. Momo'ya bu akşam Bakugou ile sinemaya gideceğim için geç gelirim diye mesaj attım. Böylelikle beni merak etmezlerdi.

Bütün gün Bakugou ile odasında oturup sohbet ettik. Fakat ben neler konuştuğumuzu bile şu an stresten hatırlamıyorum.

Ayağımda rahat bir ayakkabı yoktu. Bu yüzden mücadeleye girmem gerekirse rahat edemem. Son 1 saat içerisinde üzerime rahat bir şeyler almam gerekiyor.

Bir alışveriş merkezine geldim. Bir spor ayakkabı ve bir şort satın alıp tuvalette üstümü değiştirdim. Elimdeki eski ayakkabımı ve şortumu da çöpe atıp bana attığı konuma doğru gitmeye başladım.

Gittikçe ıssız bir yere doğru gidiyorum. Az kaldı. Konuma göre karşımdaki depo benzeri yer olmalı. Telefonu kapattım ve hızlıca ilerlemeye başladım.

Kapının önündeyim. Gireceğim.

İçeri girdim. Bu DABİ'YDİ. KAHRETSİN EVET TELEFONDA KONUŞAN DA OYDU! BUNU NASIL... NASIL TAHMİN EDEMEDİM?!

Yanında da bir kız vardı. Bu Toga olmalı!

Dabi: Geldin demek... Yalnızsın değil mi?

Ben: Bana yalnız gelmem gerektiğini söyledin. Tabii ki yalnız geldim! Ne istiyorsun söyle?!

Dabi: Geleceğini biliyordum. Korkak biri değilsin. Yeterince cesur ve soğukkanlısın.

Ben: Boş laf yapmayı bırak! Ne istiyorsun benden??

Dabi: Senden ne mi istiyorum? Bunu sadece ben değil, Kötüler Birliği olarak hepimiz istiyoruz.

Ben: Ne istiyorsunuz??

Dabi: Bize katılmanı istiyoruz. Soğukkanlı ve güçlüsün. Ayrıca akıllısın. Bize katılırsan senin özgünlüğünü daha güçlü hale getirebilirim.

Toga: Evett!! Seni istiyoruz! Bize katılacaksın değil mi? Tek kız olmak gerçekten çok sıkıcı!

Gülmeye başladım. Gerçekten... hepsi aptalın tekiydi.

Dabi: Neye gülüyorsun sen öyle?

Ben: Aptallığınıza... Kabul etmiyorum. Size katılmayacağım. Ben özgünlüğümü zaten her gün güçlendirmek için çabalıyorum. Size ihtiyacım yok.

Dabi: Ama onun sana vardı. Değil mi? O arkadaşının sana ihtiyacı vardı. Onu öylece bıraktın. Ölüme terkettin. Bunlar neden oldu biliyor musun?? Zavallı özgünlüğün o gün bir boka yaramamıştı.

Ben: Kes sesini.

Dabi: O gün özgünlüğünü kullanabilseydin her şey daha farklı olurdu. Değil mi? Korkağın tekiydin. Hiçbir şey yapamadın. HAYATINDAKİ EN SEVDİĞİN KİŞİDEN VAZGEÇTİN DEĞİL Mİ?

Ben: KES SESİNİ! BEN ONDAN VAZGEÇMEDİM!

Gidip ona sertçe vurdum. Bunun üzerine Toga bıçağını çıkardı ve bana saldırmaya başladı. İkiye bir savaşmam gerekiyor. Hiç adil değil!

Dabi: İkiye bir. Kaybedeceksin. Böyle bir savaşa girerek aptallık ettin.

Ben: Aptal olan biri varsa siz ikinizden başkası değil!

Bana alev ile saldırıyor ama buz ile onu dondurabiliyorum. Fakat önce Toga'yı halletmem gerekiyor.

Toga'nın bacaklarını dondurup hemen ellerini de dondurdum.

Toga: DABİ! YARDIM ETT!

Elinden bıçağını aldım. Eğer Dabi Toga'nın buzunu eritmek için alev atarsa Toga'nın donmayan yerlerini de yakar. Durumu ikiye birden, bire bir yaptım.

Ben: Toga'nın buzunu çözemeyecek olman ne üzücü! Yine sen ve ben kaldık değil mi ama?

Dabi: Bundan zevk duyuyorum.

Geçen seferki yöntemle onu yenemem. Artık bundan etkilenmez. Parmaklarımın yarısı dondu. Önce bıçakla saldırıp sıkıştığımda buzu kullanmalıyım.

Dabi: Erkek arkadaşın ve kardeşini bayağı umursuyor gibi duruyorsun.

Ben: Onlara zarar verirsen seni öldürürüm.

Dabi: Hadi ama! Kardeşin salağın teki. Erkek arkadaşın da bir erkek arkadaş olmaya uygun biri değil. Cidden sen kör falan mısın?!

Ben: SENİ ÖLDÜREBİLİRİM!

Dabi: Daha profesyonel kahraman sertifikanı almadığın için bu bir cinayet olacaktır.

Onu yakın dövüşe zorlamaya çalışıyorum. Ama kaçıyordu. Bir şey düşünmeliyim!

Ben: Benden gerçekten istediğin şey size katılmam değil. DEĞİL Mİ?

Dabi: Akıllı biri olduğunu söylerken yanılmamışım. Fakat ne yazık ki bunu sana söyleyemeyeceğim.

Ben: Benden ne istiyorsun bilmiyorum ama sadece benden uzak dur!

Aniden durdu. Alev yaratmayı bıraktı. Bunu fırsat bilip onun ayaklarını ve ellerini dondurdum. Fakat çok gücüm kalmadığından ve bayılmamam gerektiğinden buzu sağlam yapamadım. Eritebilirdi. Bu yüzden boynuna bıçak dayadım.

Dabi: Böyle çok güzel görünüyorsun.

Ben: Seni pislik! Neden durdun ha?!

Dabi: Böyle bir yere varamayacağız. Sana iki seçenek sunacağım.

Ben: Ne?! Ne seçeneği??

Dabi: Ya sesini çıkartmadan bu gece benimle gelirsin.

Ben: Ya da??

Dabi: Ya da erkek arkadaşın ve kardeşin ölür.

Ben: Beni aptal mı sanıyorsun?!

Dabi: Sana böyle olmadığını söylemiştim. Şu an ellerimdeki buzları çözebilirim. Bu yüzden ben böyle bir şey yapmadan kararını ver!

Ben: Seni şu an öldürebilirim. Boynundaki bıçağın soğukluğunu hissedemiyor musun?

Dabi: Bunu yaparsan bir villaini öldürmüş olsan bile hapise gireceksin. Bakugou ve Momo senin için bir hayalden başka bir şey olmayacak.

Ben: Bu sonuçta nefsi müdafaa.

Dabi: Peki o şekilde düşünelim. Toga! Eğer ben ölürsem ne olursa olsun Kötüler Birliği ile bu kızın ailesini öldürmeni istiyorum.

Toga: Ta-mam! Cidden burada böyle beklemek çok sıkıcı!

Ben: Seni pislik! Her türlü ailemi elimden alacaksın öyle mi?!

Dabi: Her türlü değil. Eğer benimle sessizce gelirsen onlara dokunmayacağım.

Ben: SANA NEDEN GÜVENEYİM?!

Dabi: Şu anda başka şansın yok da ondan.

Yine delirmiş gibi gülümsedi.

Ne yapacağım. Ona yakınlaşıp gözlerinin içine baktım.

Dabi: Bana böyle dik dik bakman hoşuma gitmiyor ama biraz daha bu yakınlıkta kalabilirsin.

Ben: Sen... delirmişsin.

Dabi: Biliyorum.

Ne yapacağım?? Öldüremem çünkü bu sefer peşime Kötüler Birliğini takarım. Benim peşime takılmaları sorun değil ama Bakugou ve Momo. Momo beni intiharlarımdan vazgeçiren kişiydi. Daha da önemlisi hem ikizim hem de en yakın arkadaşım! Bakugou ise... Onu seviyorum. O olmasaydı... o gün beni sevdiğini söylemeseydi muhtemelen ölüydüm. İkisi de beni yaşama bağlayan kişiler. Rin ölmeden önce "Ölsem bile senin zarar göreceğini bilerek ölmek istemiyorum!" demişti. Bu yüzden ben ölecek olsam bile size zarar gelmeyeceğini bilerek ölmek istiyorum...

BAKUGOUHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin