Kapının önüne doğru Bakugou ile içeceği içenleri götürüyorduk. Denki'yi gördüm.
Ben: Geç kaldın Pikachu. Ya da kalmadın. Eğlence şimdi başlıyor.
Denki: Asya!? Bakugou!? Ve diğerleri?! Nereye gidiyorsunuz?
Ben: Ben ve Bakugou değil. Onlar gidiyor.
Denki: N-nereye?!
Ben: Hastaneye.
Denki: Neden??
Ben: Şimdi anlatmaya vaktim yok. İçeride Momo'dan falan öğrenirsin. Sadece bize yardım et.
Denki: T-tamam!
İçeriye doğru koşmaya başladı.
Kapının girişinde beklemeye başladık. Aslında ne kadar dikkat çekmek istemesek de istemsizce çektik. Birileri bize zarar vermeye çalışıyor.
Bakugou'yu kenara çektim ve kulağına fısıldadım.
Ben: Villainlerin işi olabilir mi?
Bakugou: Her kimse kim! Onu öldüreceğim.
Ben: Şu an konu senin kimi öldürüp öldürmeyeceğin değil! Çocuk gibi davranmayı bırak. Şimdi ne yapacağız?
Bakugou: Tamam be! Bilemiyorum. Önce şu gerizekalıları hocaya teslim etmemiz gerekiyor.
Ben: Gerizekalı dediğin insanlardan önce içeceği sen içecektin unutma. Fakat çok şükür ki çoğu kişi içmeden farkedebildim. Umarım zehir ölümcül değildir.
İçeriden aniden çığlık sesleri geldi.
Ben: Neler oluyor??!
Bakugou: Bilmiyorum!
Ben: İçeriden mi saldırdılar?!
Koruduğum insanlara seslendim.
Ben: Millet! Sizden bu binadan uzaklaşmanızı ve acilen dağılmadan grup halinde hastaneye gitmenizi rica ediyorum. Size yolda sizi koruması için sınıf arkadaşlarımdan birini yollayacağım. Lütfen sakin kalın ve olabildiğince hızlı buradan uzaklaşın!
Hepsi birden "Tamam!" diyip kapıdan çıktılar.
Ben: Hızlı olalım!
Bakugou: Tamam!
İçeriye doğru koşmaya başladık. Bunlar villainlerdi!
Ben: Denki! Bir şekilde bu binadan çıkıp az önce girişte bizimle beraber gördüğün insanları korumanı istiyorum! Onları hastaneye götür. Yanına Jirou'yu da al! ÇABUK OLMALISIN!
Denki: Tamamdır! Jirou! Benimle gel!
Jirou: Tamamdır!
Bakugou: Asya yanımdan sakın ayrılma! Özgünlüğün bu savaşa dahil olabilmen için yeterli değil!
Ben: Ne?! BENİMLE DALGA GEÇMEYİ BIRAK!
Bakugou: SADECE SÖZÜMÜ DİNLE APTAL! YOKSA ÖLÜP GİDECEKSİN!
Ben: BÖYLE BİR ŞEY OLMAYACAK!
Villaine doğru yürümeye başladım.
Bakugou: ASYA?!
Ben: Dabi! Ne istiyorsun söyle!
Bakugou: SEN DELİRDİN Mİ LANET OLASI?!
Ben: Sus! Önce ne istediklerini öğrenmeliyiz!
Bakugou: SENCE BU DURUM KONUŞARAK HALLEDİLEBİLİRMİŞ GİBİ Mİ GÖZÜKÜYOR APTAL?!?!??
Midoriya: KACCHAN! Asya haklı! Önce ne istediklerini öğrenmeliyiz!
Bakugou: SEN KES SESİNİ LANET DEKU! ASYA! BURAYA GEL!
Dabi: Hadi ama! Biz sizinle savaşacağımızı sanıyorduk. Gerçi sizin kendi aranızda kavga çıkaracağınız kimin aklına gelirdi! Ne istediğimi sordun... değil mi?
Başını öne eğdi.
Dabi: Ben birazcık eğlenmek istiyorum!
Elleriyle ateşten büyük bir çember yaptı.
Dabi: Elinden geleni yap... Yaoyorozu Asya...
Bakugou: ASYAAAA!!!
Momo: ASYAAAAA!!
İşte şimdi korkmaya başladım. Onun kadar güçlü müyüm? Sanmıyorum. Fakat şu an bana kimse bu alevlerden dolayı yardıma gelemeyecek. Sadece sen ve ben varız. Seni kesinlikle yeneceğim!
Ben: Söylesene Dabi! Neden özellikle beni seçtin?!
Dabi: Ha? Senin hakkında birkaç şey duyduğumu söyleyebilirim. Özgünlüğün... bedeninle uyuşmuyor. Değil mi? Ne tesadüftür ki benimde öyle! Bu yüzden böyle bir haldeyken ne kadar güçlüsün görmek istiyorum! BANA TÜM GÜCÜNLE SALDIRMANI İSTİYORUM!
Demek senin de özgünlüğün vücudunla uyuşmuyor. Yaralarının sebebi bu muydu?
Ben: İstediğin öyle olsun! SENİ KESİNLİKLE YENECEĞİM!
Bir kere yenilmiştim...
BİR DAHA OLMASINA İZİN VEREMEM!
