39. bölüm

477 43 16
                                    

Sınavlardan çıktık ve okul bitti. Gerçekten dün gece ne kadar yorgun olsam da iyi çalıştım. Bakugou'yu da iyi çalıştırmış olmalıyım ki onun da yüzü gülüyordu.

Bu akşam annemi arayıp beni doktora götürmesini isteyeceğim. Çünkü gerçekten kendimi hiç iyi hissetmiyorum. Kan değerlerim çok düşmüş olmalı. Kendimi hep yorgun ve dalgın buluyorum.

Yurda doğru yürüyorum.

Bakugou: Yüksek aldım sanırım.

Ben: Evet öyle olmalı. Yüzün gülüyordu.

Bakugou: Bugün biraz dolaşacağım. Gelecek misin?

Ben: Bugün annemi arayıp beni doktora götürmesini isteyeceğim. İyi hissetmiyorum.

Bakugou: Gitmen gerek. Hiç iyi görünmüyorsun zaten. Sürekli ayakta uyukluyorsun!

Ben: Gideceğim.

Yurda girdik. Üstünü değiştirip annemi aradım. Annem 15 dakika içerisinde geleceğini söyledi. Aşağı Momo'ya haber vermeye indim.

Ben: Momo ben annemle hastaneye gidiyorum.

Momo: NE?!

Herkes kafasını bize çevirdi. Kısık sesle konuşmaya başladım.

Ben: Delirdin mi?! Neden bağırıyorsun?!

Momo: Neden hastaneye gidiyorsun?!?? Neyin var?!? İyi misin kardeşim?!

Ben: Sakin ol! Biraz yorgun hissediyorum. Kan değerlerimi ölçtüreceğim.

Derin bir nefes verdi.

Momo: Ohh! Beni korkuttun. Kötü bir şey oldu sandım! Dikkatli gidin.

Ben: Tamam!

Çantamı alıp yurdun önünde beklemeye başladım. Annem dediği gibi hızlıca geldi.

Arabaya bindim. Anneme kan değerlerimin çok düşmüş olabileceğinden hastaneye gitmek istediğimi söyledim.

Yaklaşık 15 dakika sonra hastaneye vardık. Randevu almadığımız için acilden girdik.

Annem giriş işlemlerini yaptırdı sonra da bizi bir doktora yönlendirdiler. İçeri girerken telefonuma iki tane yüksek sesli bildirim geldi. Hastanede olduğumuz için insanlar rahatsız olmuş gibi bakıyorlardı. İndirim haberi vermek için bildirim gelmişti. Daha fazla ses olmasın diye telefonumu tamamen kapattım.

İçeri girdim ve doktorum bana birkaç test yaptı. Sonra da fiş gibi değişik kağıtlar verdi. Sanırım kan vereceğim.

Evet haklı çıktım. Kan verdim. Acıtmadı çünkü hayatımda kendimi bildim bileli çoğu zaman ya kan verdim ya da koluma serum taktılar. Test sonuçlarını yaklaşık 2 saat sonra alabileceğimizi söylediler. Biz de bu yüzden annemle bir restoranta gitmeye karar verdik. Gerçekten çok açım!

Restoranta vardık. Annemin sık sık geldiği restorant burası. Gerçekten havyarından altın tozlu bifteklere kadar her şey burada var. İnsanlar buraya çok para ödüyorlar.

Annem: Ne yemek istersin hayatım?

Ben: Parmesanlı makarna istiyorum.

Annem: İçecek bir şeyler de ister misin?

Ben: Su olabilir.

Annem: Tamam.

Annem siparişleri verdi. Vakit geçsin diye telefonumu açtım. Bayağı bildirim gelmişti. Aa! Bakugou da mesaj atmış.

Hemen mesaj baloncuğuna tıkladım. Sohbete girdim. Tek mesaj, çok soru...

-Beni merak etme.

...

*Bakugou'nun anlatımıyla*

*3 saat önce*

Biraz kafamı dinlemem gerek. Herkes çok sinir bozucu olmaya başladı. Asya için gerçekten endişeleniyorum ya. Benden sakladığı bir şey var mıdır diye düşünmeden edemiyorum! Fakat kansızlığı olduğu için gerçekten de bir şey saklamıyor da olabilir. KAHRETSİN ÇOK ARADA KALIYORUM!

Asya'yla geçen yıl geldiğimiz ramenciye geldim. Sınavlar beni çok yoruyor ama yüksek alıyorum. Bir numaralı kahraman olmak için her şeyde en iyi olmam gerekiyor! Asya da bu konuda bana bayağı yardımcı olacak gibi duruyor. O gerçekten de en iyi kahraman olmayı istemiyor. Bir insan neden bunu istemez ki?! Neyse en azından yoluma çıkmayıp beni destekliyor. Onu bu nedenden dolayı da seviyorum.

1 tabak tavuklu ramen söyledim ve yemeğe başladım. Baharatlı şeyler gerçekten çok lezzetli oluyor. En azından bu akşamlık diğer aptallarla birlikte oturmadan sessizce yemek yiyorum.

Yemeğimi bitirip kalktım. Çoktan 1 buçuk saat geçmişti. Acaba çok mu oturdum? Her neyse. Şimdi yurda gitmem gerek. Asya geldi mi acaba? Yok ya gelmez daha o.

Mesaj mı atsam? Hastanedeyse rahatsız olur belki. Neyse ya akşam görürüm işte bu kadar takacak bir şey yok. Hem yanında annesi var. Ona bir şey olmayacak.

Yurda doğru giderken yan sokakta birkaç kız çığlığı duydum. Neler oluyor ya?!?

Hemen o tarafa doğru koştum. Sesler sanki ben yakınlaştıkça uzaklaşıyordu. Gittikçe karanlıklaşan bu sokak hiç hoşuma gitmedi!

Hemen hızlıca giderken Asya'ya mesaj attım. Bana bir şey olursa merak etmemesi gerekti.

Bu o! BU SHİGARAKİ DENEN PİSLİK!

Ben: SENİ PİÇ! NE YAPIYORSUN BURADA?!

Shigaraki: Demek tuzağa düştün. Seni aptal velet.

Ben: SEN NELER DİYORSUN HA?! SENİ BURADA GEBERTECEĞİM!

Suratındaki elin arasından gülümsedi. "Yazık oldu..." diye mırıldandı. Tam ona doğru saldıracakken ellerime Toga denen fahişe kelepçe geçirdi ve ardından beni yine o villainin teleport kapısından geçirdiler. KAHRETSİN BE! YİNE AYNI BOK ŞEYİ YAŞIYORUM!

Kelepçeleri patlatmaya çalıştım ama çok sağlamdılar!

Ben: LANET OLSUN BE! NE İSTİYORSUNUZ BENDEN?!

Shigaraki: Buraya alışmış olman gerek. Sonuçta ilk defa gelmiyorsun. Senden ne istediğimizi geçen sefer söyledik zaten. Bize katılmanı istiyoruz.

Ben: ASLA BÖYLE BİR ŞEY OLMAYACAK!

O ibnenin sesi geldi içeriden.

Dabi: İstesen de istemesen de katılacaksın! Asya senin kaçırıldığını öğrendiğinde o da buraya gelecek. Bize katılması karşılığında seni bırakacağız. Yani birinizden birisi burada kalacak.

Ben: SENİ ADİ İBNE! SENİ GEBERTECEĞİM!

Bu... BU NASIL BİR DELİLİK BE?! BANA RESMEN HAYALİMDEN VAZGEÇİP ONLARA KATILMAMI, KATILMAZSAM DA SEVDİĞİM KIZI KENDİ TARAFLARINA ALIP ONUN HAYATINI KARARTACAKLARINI SÖYLÜYORLAR!

Neyi...

Neyi seçmem gerek bilmiyorum...

BAKUGOUHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin