20. bölüm

848 76 41
                                    

Momo odadan gitti. Şu an elbiseye bakıyorum. Aynısıydı. Kumaşı... rengi... önündeki büzgüleri... her detayı aynıydı! Elbiseyi düzgünce dolabıma yerleştirdim.

Kapı tekrar çaldı.

Ben: Gel.

Bakugou: Bugün çok konuşmaya fırsatımız olmadı. Nasılsın diye bakmaya geldim. Bu arada baloya 2 gün kaldı. Hatta neredeyse 1 gün. Elbiseni aldın mı?

Ben: Evet... Aldım.

Bakugou: Güzel. Göstersene.

Ben: Şimdi olmaz. Balo günü onu giydiğimde görmeni istiyorum.

Bakugou: Sen bilirsin. Senin gözlerin kızarmış. Yine mi ağladın salak??

Ben: Evet. Ama bu sefer mutluluktan.

Bakugou: Neye mutlu oldun?

Ben: Senin benim için ne kadar özel olduğunu farkettim. Bu yüzden mutluyum.

Kızardı. Gidip ona sarıldım. Tekrar ağlamaya başladım.

Bakugou: Cidden sulu gözlünün tekisin! Ama inan bana sen de benim için çok özel birisin. Kolay kolay birinden hoşlanan biri değilim ben!

Ben: Ne olursan ol. Sadece ol. Yaşa. Sen de gidersen bunu kaldıramam!

Bakugou: Onu da nereden çıkardın?! Hiçbir yere gitmiyorum. Yaşayacağım ben! Ayrıca sen de öyle! Yaşayacaksın. Birlikte yaşayacağız. Daha yeni birlikte olduğumuzu biliyorum. Ama ben bu sevgiyi aylardır içimde tuttum. Bitmesini diledim. Olmadı. Daha fazla kaçamadım. Bu yüzden erkenden ölüp seni yalnız bırakmaya niyetim yok!

Ben: Ben de hiç düşünmezdim. Bu kadar düşünce ve üzüntünün içinde birini sevmeyi. Fakat gözlerindeki o ışığın varlığını farkettiğimde... benim için her şey değişti. Mutluluk ne demek yine hatırladım. Yaşadığım kötü şeyler elbette aklımdan gitmiyor ve gitmeyecek. Fakat yıllar sonra ilk defa böylesine hafiflediğini hissettim.

Gülümsedi.

Bakugou: Sen tam bir salaksın biliyorsun değil mi?

Ben: Sen öyle diyorsan öyleyimdir.

Bakugou: Ee biraz spoiler veremez misin??

Ben: Ne konuda?

Bakugou: Elbisen konusunda tabi kii!

Ben: Hayatta olmaz! Tek söyleyebileceğim çok güzel olduğu.

Bakugou: İyi tamam ya. Zaten az kaldı. Görürüz yakında.

Ben: Evet. Bu yüzden sabretmelisin!

Bakugou: Tamam tamam ya! Zaten elbisenin bir önemi yok. Sonuçta sınıftaki en güzel kızla... hayır görüp görebileceğim en güzel kızla gidiyorum.

Ben: Beni utandırıyorsun! Ayrıca bence elbise çok önemli. Özellike şu anki elbise benim için çok değerli. Seninle ilk defa özel bir şey yapacağım için bu özel bir elbise. Fikir özel birinden çıkmıştı. Bunu bana hediye eden özel biriydi. Ve... Bunu yanında giymek istediğim biri özel biri.

Bakugou: Hadi ama! Bu kadar duygusallığı kaldıramıyorum.

Ben: Biliyorum. Fakat sadece nedense sana ne kadar sevdiğimi, senin ne kadar özel olduğunu söylesem de bir türlü yetmiyormuş gibi hissediyorum. Söyle bana! Ben senin için yeterli biri miyim??

Bakugou: Hayır. Değilsin.

Ben: Ne?

Bakugou: Sen yeterli değil, daha fazlasısın. Asıl bu soruyu benim sana sormam gerekiyor. Beni neden seviyorsun ki?

Ben: Çünkü, bilmiyorum. Sana sinirli, kibirli diyorlar. Fakat ben senin iyi ya da kötü her halini seviyorum. Bana bütün gün bağırsan seni ilgiyle dinlerim bunu biliyorum. Bana senin benden daha iyi olduğunu söylüyorsun. Biliyorum. Hiçbir zaman inkar etmedim. Benden daha iyisin. Güç olarak herkesten bile iyisin. Ve ben bu durumdan üzülmüyorum. Ben bu durumdan gurur duyuyorum.

Gözleri parladı.

Bakugou: Sen ciddi misin??

Ben: Evet. Hem de hiç olmadığım kadar.

Bakugou: Benimle... gurur duyan... birisi var. BENİMLE İLK DEFA GURUR DUYAN BİRİSİ VAR!

Gözlerinden yaşlar süzüldü.

Bana sıkıca sarıldı.

Bakugou: Seni cidden... cidden seviyorum ben...

Ben: Ben de! Ben de öyle!

Seni seviyorum. Seninle gurur duyuyorum. Sadece iyi bir özgünlüğe sahip olduğun için değil. Bunca ön yargıya karşı hala dimdik ayakta durabildiğin için...

BAKUGOUHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin