selam, ben geldim! lütfen yıldıza basmayı ve bolca yorum yapmayı unutmayın, yorumları okumak beni çok mutlu ediyor 🥲💖 iyi okumalar perisii 🧚♀️
slytherinlielf güzeller güzelim için 💜
Aybike, abisi Ömer'e maaşım yatınca sana öderim diyerek zorla aldırdığı kahve makinesinde yaptığı americanoyu mavi kupasına koydu. Öğrencilerinin eğitimi için birtakım etkinlikler hazırlayacağından çok heyecanlandıydı. Okulda yapmışlardı elbet ama şu anki hissettirdikleri bambaşkaydı. Artık bir öğretmen adayı olarak değil; öğretmen olarak hazırlayacaktı.
Kahve makinesine baktı. Aklına, anahtarı evin içerisinde unutup kızıl komutanın yanında kaldığı geldiğinde düşündü. Garip bir şekilde onu hatırlatmıştı, sorgulamak istemedi. Beni o kadar çok sinir ediyor ki olur olmaz şeyde aklıma geliyor!
Koltuğun önünde duran geniş orta sehpanın üstüne hazırladığı makas, karton el işi kağıdı, boyalar gibi malzemelere baktı. Bunlar bir dünya paraydı ve öğrencilerin ailelerinden nasıl isteyeceğini bilmiyordu. Belki onlarla görüşme sağlayıp durumları hakkında az çok bilgi alabilirdi.
"Bir de marka şartı tutan öğretmenler var," dedi kınarcasına.
Kahve kupasını avuçlarının arasına aldığında soğuk ellerinin ısındığını düşündü. Oldum olası soğuktu, kış ayları hiç ısınmazdı ve bu genç kadını sinir ederdi.
Kupasını sehpanın üzerine bıraktığında, gözlerinin faltaşı gibi açılmasına neden olan o şeyi gördü: Böcek! Kocaman bir böcek beyaz kartonun üstünde duruyordu!
Hiç hoşlanmazdı, Aybike. Tiksinir ve ne yazık ki korkardı. Abisi evde değildi. Anahtarı alıp evden çıktığında, "İğrenç ya..." diyerek söylendi. "Of abi, of! İlaçlanmıyor mu buralar ya!"
Bu sırada elinde bir dal sigarasıyla kapıdan çıkan kızıl, genç kadının söylenmelerini duydu. "Bir sorun mu var?"
Normalde Ömer'i taşıdıkları günden sonra asla kızıl komutandan yardım istemezdi ama mecburdu. Kuşkuyla süzdü. Haki renk, üstüne yapışan tişörtü, kamuflaj altı ve postallarıyla duruyordu. Bu görüntü ona anahtarını unuttuğu günü hatırlattı. Bugün neden her şey kızılı anımsatıyordu ki!
"İçeride böcek var..." dedi kız. Berk ise kaşlarını çattı, normal bir böcek olduğu aklına gelmemişti.
"Askeriye lojmanında ne böceği? Ömer komutanımın fark ederdi onu, yanlışın vardır."
Kaşlarını çattı, Aybike. "Ne bileyim ya, camdan uçup gelmiş işte! Ayrıca böyle bi' ayrım mı var? Asker olduğunuz için böcekler giremiyor mu anlamadım?"
Berk, boş boş Aybike'ye baktıktan sonra elini yüzüne götürdü. "Canlı olan böceklerden mi bahsediyorsun?" diyerek sordu bıkkınlıkla.
"Başka ne olacak ki?"
Doğru, Berk. Anaokulu öğretmeni ne anlasın sizin anladığınız böcekten.
"Üstüne vursana bir şeyle." Gözlerini kapatıp sinirle ofladı, Aybike. Genç kadının bu hali Berk'e komik gelmiş olsa da belli etmedi.
"Korkuyorum ve huylanıyorum," dedi itirafta bulunarak. Sessiz kaldı, Berk. Aybike'nin kaldığı lojmandan içeri girdi, sehpanın üstünde duran böceği gördü. Bir peçete aldığında, "Ölü ki zaten bu..." dedi söylenerek.
"Ölmeseymiş o zaman orada!" Berk, Aybike'ye döndüğünde elindeki peçeteyi uzattı, kadın ise ellerini önüne siper ederek geriledi. "Uzak tut şunu, aptal!"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
pus / ayber
Fanfictionbaşarılı komutan özkaya, genç anaokulu öğretmeni eren'in ait olmadığı yeri ona hatırlatmaktan çekinmiyordu.
