herkese selam! lütfen yıldıza basmayı ve özellikle bolca yorum yapmayı unutmayın. az gelen yorumlar heves kırıyor ve kurgu bir şekilde kalıyor... 💖
iyi okumalar perisi en güzel perilerimee 🧚♀️
Genç Öğretmen Aybike Eren, abisi Ömer için askeri lojmanın önünde arabasını durdurmuştu. Ziyarete gelmişti, uzun süredir görüşememişlerdi de. Belki abi - kardeş biraz sohbet etme şansı yakalarlardı. Çıkışta da arkadaşı Kaan'ın yanına gitmeyi düşünmüştü ama kumral oğlan ağzında bir şeyler geveleyerek kibarca işi olduğunu söylemişti.
Onun bu tavırlarına anlam veremiyordu, genç kadın. Arkadaşının bir sıkıntısı olduğu belliydi ama üzerine gittikçe içine sineceğini de bildiğinden eli kolu bağlanıyordu.
Arabanın kapısını açtı, inmeden önce çalan şarkının sonlarına kulak verdi.
Sen geçerken sahilden sessizce,
Gemiler kalkar yüreğimden gizlice...
Şarkıyı kapattığı an, onun inmesini engelleyen şey Komutan Özkaya'nın sessizce arabanın ön koltuğunun kapısını açması ve binmesiydi.
Berk ile karşılaşma ihtimallerinin olduğunu tabii ki biliyordu, genç kadın. Sonuçta lojman içerisindeki daireleri bile abisininkiyle aynı kattaydı. Tek sorun, arabaya bineceğini beklememesiydi. "İn aşağı," dedi ve ne cevap vereceğini beklemeden kendisi arabadan inip kapıyı sertçe kapattı.
Ardından, kızıl komutanın oturduğu kapıya ilerledi, açıp aşağıyı işaret etti. Üzerinde haki tişörtü, altında ise kamuflajı vardı. Genç kadın ise özenmişti kendisine. Siyah bir deri tayt, beyaz önden bağlamalı gömlek ile arabasının içinde bıraktığı siyah paltosu... Saçlarını düzleştirmiş, at kuyruğu yapmıştı ama önden bir iki tutamı serbest bırakmıştı.
Başını olumsuz anlamda salladı, kızıl. "Seninle konuşmak istiyorum." Aybike Eren, Berk Özkaya'nın hafif sarhoş olduğunu sözlerinden sonra anlamıştı. Kelimelerin yuvarlanıyor oluşu, dudaklarındaki ufak ve neden orada durduğunu anlamadığı tebessümüyle sadece bakıyor, izin istiyordu.
"Neden?" diyerek sordu. "Yeni bir şeyin daha mı çalındı? Suçlu mu arıyorsun?" Oğlanın gözlerindeki parıltının bu sözlere rağmen hâlâ orada duruyor olması canını sıkmıştı. Yokluğuna alışmaya çalışırken tavırları neyin nesiydi?
"Lütfen." Onları burada Ömer görebilirdi ve bu adamın arabadan inmeye hiç niyeti yoktu. Kapıyı gürültüyle kapattı, sürücü koltuğuna yerleşti ve gaza yüklenirken söylendi. "Lütfen, öyle mi? Lütfen..." Sokaktan dönüp freni sertçe çektiğinde, "Ne lütfen?" diyerek yükseltti sesini.
"İn." Kadının emir verişi kızılın dudaklarındaki masum tebessümün sırıtışa dönmesine neden olmuştu. Aybike ise bu sırıtıştan sonra ondan zor kurtulacağına emin olmuştu. Ofladı, "Aptal, geri zekalı egoist!" diyerek söylendi. Arabadan indi, tıpkı az önce yaptığı gibi ön koltuğun kapısını açtı. "Eğer inmezsen doğduğuna pişman ederim seni!"
Kızıl komutan, genç kadını kolundan nazikçe kavradı ve aniden kucağına çekti. "Pişmanım zaten," dedi mırıltıyla. Şaşkınlık ve öfke karışımıyla harmanlanmış yüzünü inceledi uzunca. Hasret kaldığı her bir kıvrımı yeniden resmediyordu zihninde. Aybike Eren, resmettikçe hep en güzel olan tek şeydi.
Sinirlerinin biraz olsun yatıştığını anlayınca usulca fısıldadı. "Beni dinlemek istediğini biliyorum, küçük hanım." Bunu söylerken öndeki saç tutamlarını belli belirsiz okşamış, sonrasında kısa süreliğine yanağını avuçlamıştı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
pus / ayber
Fanfictionbaşarılı komutan özkaya, genç anaokulu öğretmeni eren'in ait olmadığı yeri ona hatırlatmaktan çekinmiyordu.
