1.5

1K 88 92
                                        

herkese selam! yıldıza basmayı ve bolca yorum yapmayı lütfen unutmayın yoksa çok üzülmek 🥺

iyi okumalar perisiii 🧚

Aybike, elindeki oyun hamuru kutusunu havaya kaldırarak salladı. "Bunun ismini bilen var mı?" Sınıftaki çocuklar hep bir ağızdan oyun hamuru dediklerinde, genç kadının dudakları zarifçe gülümser bir hâl aldı.

"Peki benimle oyun hamurundan kim insan yapmak ister?" Sınıftaki çocuklar ben diyerek bağırdıkları sırada Melis söz istemek için elini kaldırdı. "Öğretmenim, turuncu var mı? Ben dayımı yapmak istiyorum!"

Aybike, konunun Berk'e gelmesiyle derin bir nefes aldı. Dudaklarına doğru bir hamlede bulunmasından sonraki gündü; sabah karşılaşmamışlardı. Okulda onu unutabileceğini düşünse de şu an tam tersi olması biraz canını sıkıyordu.

"Arkadaşlarımızı yapalım bence Melis'im, ne dersin?"

Çocuk dudağını büzerek mızmızlandı. "Dayım benim en iyi arkadaşım..."

Gülümsedi genç kadın. Ne söyleyeceğini bilemedi. Melis'in ailesinin çocukla çok ilgilendiği söylenemezdi; o ise hep dayısından bahsederdi.

"O zaman..." dedi ve turuncu oyun hamurunu kıza uzattı, Aybike. Dudaklarındaki heyecanlı gülümsemeye şahit olduğunda ne kadar doğru bir şey yaptığını anladı. "Bu turuncu oyun hamuru, Melis'e gidiyor!"

Genç kadın, diğer öğrencilerine de oyun hamuru dağıttıktan sonra kısık sesli bir şarkı açtı. Son etkinliği yapıyorlardı, çıkış saatine oldukça az kalmıştı.

Çocuklarını neşeyle etkinlik yaparken görmenin getirdiği huzurla şarkıyı mırıldanmaya başladı.

Denizin taşıyım, karışığım ve yaşlıyım

Yâr insanların gülümseyi unutmalarına karşıyım

Bu sırada kendisini şarkıya o kadar çok kaptırmıştı ki açılan kapıyı fark etmemişti.

Umudun arşıyım, gecem itilaf devletleri

Sanki ben, İstiklal Mârşı'yım.

İçeri giren kızıl komutan, genç kadının mırıldandığı şarkıyı çok iyi biliyordu. Sessizce durdu, yan profilini inceledi. Beyaz elbisesi, altındaki conversleri ve üstündeki kot ceketiyle çok tatlı ve güzel görünüyordu. Gözünde gözlüğü vardı, önündeki okuma kitabını bırakalı muhtemelen yarım saat anca olmuştu.

Şarkıyı bir yerde yakalayarak burukça eşlik etti.

Duyduklarım kulaklarımı kanatır bazen,

Gördüklerimi sen düşün.

Genç kadın, kulaklarını okşayan kadifemsi sesi duyar duymaz şarkıyı durdurmuş ve kaçamak bir nefes vermişti. Bu nefes sakinleşmek içindi. Duygularını kontrol altına alması gerekiyordu çünkü oğlan dün gece sarhoştu; bir şey hatırlamayacaktı.

"Kapıyı çaldığınızı hatırlamıyorum?" dediğinde Melis başını kaldırdı, gülümseyerek dayısına koştu. Bu sırada Berk dizlerinin üstüne çökmüş ve kendisine koşan yeğenine kucak açmıştı.

Sıkıca sarıldıktan sonra yeniden ayağa kalktı, bu sırada Melis dayısının elini tutmuştu. "Çaldım ama duymadın," dedi kızıl komutan.

Aybike yüzüne bakmadı; daha doğrusu bakamadı. Eğer bakarsa aklının nerelere gideceğini iyi biliyordu. Kabullenmek istemiyordu. Kızıl komutana karşı beslediği o güçlü ve derin hisleri kabullenmek istemiyordu, bundan mutlak suretle kaçınıyordu.

pus / ayberHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin