Normal yazılar Can, kalın olanlar Beren.
Biraz değişik bir bölüm olduğu için bu şekilde yaptım. İyi okumalar!
Odadan ayrılırken elim ayağım birbirine girmişti sanki. Kapıyı kapatırken bile kolunu tutan elim titriyor, adım attıkça tabanlarım sızlıyordu. Uzun süredir Beren'i görememiş olmanın verdiği aptallıktan kaynaklanıyordu hepsi.
''Buradan.'' diyerek onu kafeteryaya yönlendirdim. Her zamanki hanımefendi tavrını koruyordu. Kanının asil olduğunu düşünüyordum çoğu zaman. Doğuştan bir leydiydi. Dik omuzları ve başıyla önümden yürüyerek kafeteryaya girdi. Boş bir masanın etrafına kurulduk. Bu durumda tam karşımda oturuyor ve doğrudan gözlerimin içine bakıyordu. Zehirli bir ok gibi kalbime saplanan bakışlarının altında eziliyor ve kafamı kuma gömme isteğiyle doluyordum. Bunu yapamayacağım için sadece gözlerimi kaçırdım. Ama o hiçbir şekilde gözlerini üzerimden çekmiyordu. Aramızdaki bu garip ilişkide pısırık taraf bendim sanırım. Ah... Gurur kırıcı.
Can karşımda kıvranıyor gibi görünüyordu ama ona işkence etmeye de nedense bayılıyordum. Doğrudan onun ruhuna bakıyormuş gibi dikmiştim gözlerimi gözlerine. Bundan rahatsız olduğu, daha doğrusu utandığı belliydi. Biraz daha susarsak sanırım masadan kalkıp gidecekti. Bu yüzden sohbeti başlatan taraf olmayı tercih ettim.
''Anlatacak çok şeyin olduğu halde neden susuyorsun? Orada neler yaptığından bahset bana. Okulundan, arkadaşlarından, özel arkadaşlarından...'' diyerek gönderme yaptım. Biraz gerilse de benimle konuşmak istediğini biliyordum. Benimle konuşmayı hep severdi.
''Buradakinden pek farklı bir şey yaşamıyorum. Eğitim iyi ve arkadaş çevrem de fazlasıyla dar. Kuzenimin birkaç arkadaşı dışında pek tanıdığım yok. Sadece oraya ilk gittiğimde biraz ilgi odağı oldum. İnan bana, bu çok rahatsız ediciydi.'' İmalı sorumu pas geçmişti ama üzerinde durmadım. Anlatmak istediğinde anlatırdı ne de olsa.
''Peki. Şey hakkında... Korkuyor musun?'' Önce kaşlarını çatıp gözlerime baktı ama ne demek istediğimi hızla anlamıştı.
''Benden böylesine büyük bir şeyi sakladığınıza inanamıyorum. Aslında hala kocaman bir şakanın içinde gibiyim. Bu nasıl olabilir, aklım almıyor. Sen de mi onlardansın yoksa? Bunca yıl-''
''Hayır.'' diyerek sözünü kestim. ''Ben cadı değilim. Endişelenmene gerek yok. Az sonra sihirli bir değnek çıkarıp seni küçük, pembe ve pis bir domuza dönüştürmeyeceğim.'' Bu dediğime sadece gülümsedi. Ama içten içe onun aklına yatmayan bir sürü şey olduğunu görebiliyordum. Ben ilk duyduğumda Asena'ya tokat atmıştım oysaki. Bu yüzden bence verdiği tepkiler kabul edilebilirdi.
Beren'in de bir cadı olmaması içime su serpmişti resmen. Sanki bir rüyanın içindeydim, ya da bir şakanın. İnanması o kadar güçtü ki. Hep filmlerde veya dizilerde görüğümüz o olağanüstü varlıkların gerçek olduğunu duyuyordunuz. Siz olsanız korkmaz mıydınız?
Hadi oradan be!
Bizim zavallı tarih öğretmenimizin de aslında bir cadı olduğunu ve Asena'nın başına gelen bütün bunların sorumlusu olduğunu da öğrenmiştim. Aslında düşünürsek hiç de zavallı değildi. Hatta onu bulduğum yerde öldürmek istiyordum. Şaka. Tabi ki de öldürmek istemiyordum. Ama en azından bir tokat atabilirdim değil mi? Değil demek. Pekala.
Düşüncelerimin arasına Beren'i ne kadar özlediğim gerçeği de sızmıştı. Asena ile görüntülü olarak konuşuyorduk fakat Beren ile hava alanında öpüştükten sonra bir daha hiç iletişim kurmamıştım. Denemedim değil. Sadece başaramamıştım ve üstüne de düşmemiştim. Kendisine zorla bir şeyler yapılmasından veya herhangi bir şekilde baskı altında olmaktan hoşlanmıyordu. Bunu anlayışla karşılayabilirdim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
CADI
Fantasy-Tamamlanmış Hikaye- Bu kitabı 15 yaşındayken yazdığımı göz önünde bulundurarak okursanız çok sevinirim. İyi okumalar :) ***HeyGirl Kasım 2015 sayısında biz de varız!*** 7 Ekim 2014 tarihinde başlanmıştır (Giriş) 24 Haziran 2015 tarihinde sonlandırı...
