12K GEÇİLMİŞ :)
2BİN SÖZCÜK UMARIM SİZİ MUTLU EDER. İYİ OKUMALAR :* :)
Birisi zihnimle oynuyordu. Düşüncelerimi kontrol ediyor ve istediği yöne çekiyordu. Türümün erkek örneklerinden biri olarak bunu fark edebilme yeteneğim daha da gelişmişti. Çoğunlukla kız olanlarımız bunu fark edemezdi.
Geç de olsa bunu fark edebilmiştim. Bu durumda ikinci soru işareti parmağını kaldırıp söz istedi:
Kim? Kim senin aklını kurcalıyor Toprak?
Asena...
Akşama bir randevum vardı! Tamam, buna randevu denmez.
Dolabımın karşısına geçmiş, bir buçuk saat sonrası için davet ailecek edildiğimiz akşam yemeğinde ne giyeceğimi düşünüyordum. Beren'in abisi gelmişti ve bu sebeple bizi yemeğe davet ediyorlardı. Annelerimiz ve biz arkadaş olduğumuzdan iki aile arasında güzel bir dostluk vardı.
Barış'ın çok kalamayacağını biliyordum ama yine de onu görmeyi çok istiyordum. Bu yüzden bu gece benim için özeldi ve özel gecelerin hatrına dolabımın en nadide parçalarından birisini seçmek zorundaydım. Elime askılıktan birkaç elbise alıp baktım. Sonunda gece mavisi bir elbisede karar kılmıştım. İnce askıları, bisiklet yakası ve belindeki siyah kemeriyle çok hoş bir uyumu vardı. Kemerden sonrası dökümlü eteği dizimin bir karış üstüne kadar uzanıyordu. Ellerimi çırpıp elbiseyi dolaptan çıkardım ve hemen giydim. Makyajı abartmamaya çalışarak bir rimel ve parlatıcıyla yetindim. Annem aşağıdan bağırınca telefonumu ve minik siyah çantamı alıp aşağı indim. Babam ben merdivenlerden inerken ıslık çalınca başımı öne eğip sırıttım.
''Bu gelen de kim?''
''Benim baba.'' diyerek göz devirdim. Annemin de gülümsemesinin altındaki hayran bakışları sezebiliyordum. Ne düşündüğünü bile anlayabiliyordum. Kimin kızı...
''Hadi gidelim, sabırsızlanıyorum.'' dyerek kapıya yöneldim. Topuklu giymek istemediğim için babetlerime uzandım. Gerçi topuklu ayakkabılarım olmadan Barış'ın boyuna yetişmem imkansız gibiydi. Siyah deri ceketimi de üstüme attım. Hep birlikte evden çıkıp arabaya doluştuk ve zaten çok uzun sürmeyecek olan yola koyulduk.
En fazla on beş dakika süren yolculuğumuzun sonuna geldiğimizde heyecandan yerimde duramıyordum. Babam henüz motoru bile kapatmamıştı ben arabadan indiğimde. Kapının önüne hızlı adımlarla yürüyüp zile bastım. Annem iki saniye sonra yanımdaydı babam da kapı açılana kadar anca yetişmişti. Ayak seslerinden kapıyı açacak kişinin Barış olacağını biliyordum. Kilitten gelen sesle yüzümde bir gülümseme belirdi. Kapı sonuna kadar açıldığındaysa gözlerim parlayarak üstüne atlamıştım.
''Hey hey... Yavaş! Uslu dur kızım! Sahibim var.'' diye gülerek beni uyarsa da kollarımı bir kere boynuna dolamıştım. Kafamı omzuna koyup kollarımı daha da sıkılaştırdım. Belimdeki kolları bir kelepçe gibi vücudumu kendisine hapsetmişti. O an onu gerçekten de özlediğimi fark etmiştim.
''Kızım hadi içeri geçelim.'' diyen babamı dinledim ve Barış'tan ayrılıp kapının önünden çekildim. O zaman kapının yanında duran Sezgi ailesini görebilmiştim. Beren'in geniş gülümsemesi suratının her bir hücresine yayılmıştı. Nadiren görebileceğim bu anların tadını çıkarmak niyetindeydim. Başımla anne-babasını selamlayıp salonlarına doğru yürüdüm. Beren ve Barış da benimle birlikte önden yürümüştü. Annemler hoş geldiniz merasiminden henüz kurtulamadıkları için kapıda dikiliyorlardı. Barış'a yandan baktım, baktığımı anlayınca o da bana baktı ve yamuk gülümsemelerinden birisini gönderdi. Kolunu omzuma atıp yılışık yılışık konuştu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
CADI
Fantasi-Tamamlanmış Hikaye- Bu kitabı 15 yaşındayken yazdığımı göz önünde bulundurarak okursanız çok sevinirim. İyi okumalar :) ***HeyGirl Kasım 2015 sayısında biz de varız!*** 7 Ekim 2014 tarihinde başlanmıştır (Giriş) 24 Haziran 2015 tarihinde sonlandırı...
