Okula vardığımızda insanlar çoktan okula girmeye başlamıştı bile. Babam arabayı park ederken ben de çantamı sırtlanıyordum. Araba durduğunda hızlıca inip babama bir öpücük verdim ve giriş kapısına koştum. Bahçede birkaç kişi dışında pek fazla insan yoktu. Ben de okul binasına doğru yola koyuldum. Kafam eğik hızlı hızlı adım atarken birden olduğum yerde sabitlendim. Kafamı kaldırınca omuzlarımdan tutan bir adet Deniz'le karşılaştım. Şaşkınlıkla suratına bakarken beni daha fazla merakta bırakmadı.
''Hey, naber?''
''İyi.''
''Bak, benden kaçmanı istemiyorum, tamam mı?'' sesi fazlasıyla kibar ve etkileyiciydi. İnsanın kafasını sallayıp itaat edesi geliyordu. Saf ve içten gelen bu sese karşı koymak imkansız gibiydi. Birden elektrik çarpmış gibi irkildim ve düşüncelerimden sıyrıldım. Gayette düz bir sesle sormuştu işte. Ne diyorum ben?
''T-Tamam.'' Haydi! Niye kekeledim ki ben? Asena kendini topla bir an önce. Rezillik!
''Söz?'' diye sorduğunda hiç beklemeden cevap verdim.
''Söz.''
''Harika. Sınıfta görüşürüz.'' deyip arkasını döndü ve gitti. İlginçti. Bazen erkekleri anlamakta zorlanıyorum. Tamam, her zaman...
Dalgınlığımdan kurtulur kurtulmaz yürümeye başladım. Bana bakan gözler arttıkça kafamı daha da öne eğdim. Bakın, çekingen ve asosyal biri değilim ama bana dik dik bakılması beni fazlasıyla rahatsız etmiştir hep.
Sınıfa çantamı atıp Berenlerin sınıfına, yani B'ye gitmek için sınıftan ayrıldım. B sınıfı yine her zamanki gibi hareketliydi. Birkaç erkek kızların eşyalarını kaçırıp yakalamalarına izin vermeden birbirlerine atıyorlardı. Cem denen arsız ve yaramaz bir çocuk vardı ki uyuklayan bir çocuğun burnuna ne kadar çok peçete tıkabileceğini test ediyordu. Gamze isimli bir kızsa ayna olarak kullandığı pencerenin önünde ruj sürmeye çalışıyordu. Bu hengamenin içinde arka sırada oturan Beren ve Can'ın yanına sağ salim varabildim. Bir öndeki sandalyeyi çevirip oturduktan sonra gözlerimi Beren'e diktim. Bakışlarımla dışarıyı işaret ediyordum ve Beren de bunu çok iyi anlamıştı. İkiletmeden peşime takılınca Can sınıfı izlemeyi bırakıp merakla bana ve Beren'e baktı. Ona 'Yok bişey' bakışımı attıktan sonra Beren'i çekiştirerek bahçeye çıkardım ve sakin bir köşede boş bir bank görünce oraya sürükledim. Yan yana oturduğumuzda vücudumu ona döndüm ve açıklamaya başladım.
''Beren biliyorum Can'a kızgın-''
'Kızgın mı? Sadece kızgın mıyım sence?'' diye hiddetle çıkıştığında her zaman ki gibi onu sakinleştirmek için ellerinden tuttum ve tüm sinirini çektim. Biraz rahatladı ama hile yaptığımı bildiği için sinirle tekrardan konuştu.
''Bunu yapmandan nefret ediyorum Asena.''
''Tamam, bir şey yapmayacağım ama sen de beni tek kelime etmeden dinleyeceksin tamam mı?'' diye sorduğumda umursamazca başka yöne baktı ama sonunda dayanamayıp bana döndü kafasını salladı.
''Can'ın anlattığına göre o kızı öpmemiş, tam aksine kız onu öpmüş. Bak ne kadarını gördün bilmiyorum ama Can hemen çekildiğini söyledi. Kız uzun süredir peşindeymiş Can'ın fakat Can buna yüz vermeyince arsızlaşmış ve sen ne gördüysen o olmuş işte. Yani Can'ı suçlamayı bırak. Hem ben Can'ın nasıl sana aşkla baktığını görebiliyorum. Ayrıca yalan söyleyip söylemediğini anlayabiliyorum, biliyorsun. Can doğruyu söylüyor.'' diyerek gerçekleri ortaya döktüm. Beren biraz yumuşamıştı. Ayrıca artık somurtmuyordu, engel olamadığı salak bir gülümsemesi bile vardı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
CADI
Fantasy-Tamamlanmış Hikaye- Bu kitabı 15 yaşındayken yazdığımı göz önünde bulundurarak okursanız çok sevinirim. İyi okumalar :) ***HeyGirl Kasım 2015 sayısında biz de varız!*** 7 Ekim 2014 tarihinde başlanmıştır (Giriş) 24 Haziran 2015 tarihinde sonlandırı...
