SİZE SÜRPRİZ YAPIP SADECE BİR GÜNCÜK BEKLETTİM. BU BÖLÜM İÇİN İLK DEFA BENİM AĞZIMDAN ANLATILAN BİR BÖLÜM VAR. ASIL AÇIKLAMA SONDA. İYİ OKUMALAR! :* :)
''Pekala! Şimdi herkes kendi alanına çekilsin.'' diyerek büyük sahada bazı alanları gösterdi. Voleybolcular için gerilmiş fileye doğru yürürken hiç beklemediğim bir şey oldu. Kafama gelen bir basket topuyla yere düşerken Beren'in çığlıklarından başka bir şey duyamıyordum.
''Kahretsin! Bir günüm de normal geçse ya!'' diye bağırarak doğrulmaya çalıştım uzandığım yerden. Etrafıma bakınca hala spor salonunda olduğumuzu fark edip şaşırdım. Ne yani bayılmamış mıydım? Beren'in meraklı gözlerini üstümde hissedince söylenmeye devam ettim.
''Beynime orangutan kusmuş gibi hissediyorum.'' dedim dürüstçe. Başım zonkluyordu ve gerçekten acı çekiyordum.
''Hala dalga geçebildiğine göre iyi olmalısın.'' diyip sırıttı. Nedense ben komik bir şey göremiyordum. Ah! Tabi. Acıyı çeken bendim.
''ASENA!'' diye bağıran Can'a çevirdim gözlerimi. Koşarak yanımıza geliyordu. Arkasında aralarında Deniz'in de bulunduğu birkaç erkek vardı. Yanıma varınca eğilip suratımı kavradı. Hala sinirliydim. kim o topu attıysa bulacak ve yutturacaktım. Sinirle solurken Can konuştu.
''Özür dilerim, istemeden oldu.'' dedi. Bir dakika! Topu o mu atmıştı. Öfkeyi parmak uçlarıma kadar hissediyordum. Ben sakin bir insandım, neden öyle hissettiğim hakkında bir fikrim yoktu. Alnımda şişen damarı ve yanaklarımdaki ve kulaklarımdaki kırmızılıkları hissedebiliyordum. Sinir küpü denilen şey tam da ben oluyordum.
''NE DEMEK ÖZÜR DİLERİM!! GERİZEKALI!'' diye Can'a bağırınca herkes korkuyla bir adım geri çekilmişti. Hey! Hey! Bir dakika! Bu bağıran ben olamazdım. Sinirlerim neden bu kadar geriliyordu. Kendimi sakin olmaya zorladım. Can'ın yüzüne bakınca kırılmış ifadesini gördüm. Onu üzmek bu hatta isteyeceğim şeylerin sonunda geliyordu. O zaman neden nedenini bilmediğim bir sinir dalgası içimi köpürtüyordu. Asena, Kızım! Ne oluyor sana!?
''İyi misin?'' Can her ne kadar saklamaya çalışsa da sesindeki acı dolu tonu hissedebiliyordum. Gözlerimi onun siyah gözlerine diktim. İlk defa bu kadar solgun görünüyorlardı. Kahretsin!
''İyiyim, Can. Affet beni. Bağırdım sana.'' Bir anda sinirlerimin çekilmesiyle rahatlamıştım.
''Yok, problem değil. Benim ayılığım.'' dedi gülümseyerek. Sonra kalkmama yardım etti. Ben de üstümü silkeleyip voleybol sahasına geri döndüm.
Yazardan...
Genç cadı bu ani duygu değişimlerinin sebebini merak ederken oyununa dönmüştü. Kafasını kurcalayan şeyin gerçek sebebini belki de hiçbir zaman öğrenemeyecekti. Çünkü o sırada spor salonunun tribünlerinin sonunda tek başına oturan ve pis pis onu izleyen Karmen cadısını göremiyordu.
Kadının okula gelmesindeki tek amaç kötü ruhundan birer parça birakmak istemesiydi. O kötüydü ve kendisini öyle kabul edip öyle mutlu oluyordu. Kimse onu sorgulayamıyordu. Ruhu çoktan karanlık güçlerin eline geçmiş ve sonsuza dek siyahlığın içinde hapsolmuştu. Kurtarılamazdı.
Asena'nın cadı olduğunu okulun ilk gününden beri biliyordu. Hatta gelmeden önce bile haberi vardı. Onu kullanacak ve hiçbir suçlamaya maruz kalmadan istediğini elde edip buradan defolacaktı.
Sihirli parmaklarını kızın kalbine kalbine batırıyor ve onu sinirlendiriyordu. Öfkesini körüklüyor ve düşünmesine engel oluyordu. O tam anlamıyla cadı olmaya çok yakındı ve Karmen süresinin kısıtlı olduğunu biliyordu. Ne yapacaksa şimdi yapmalı gibisinden düşünerek hareket ediyordu ama unuttuğu bir şey vardı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
CADI
Fantasy-Tamamlanmış Hikaye- Bu kitabı 15 yaşındayken yazdığımı göz önünde bulundurarak okursanız çok sevinirim. İyi okumalar :) ***HeyGirl Kasım 2015 sayısında biz de varız!*** 7 Ekim 2014 tarihinde başlanmıştır (Giriş) 24 Haziran 2015 tarihinde sonlandırı...
