İstop olduğunu biliyorum anam delirtmeyin beni JDJFKFKDDJF
''İyiyim. Bence buna alış.'' dedim. Cevabı bana içimden gelen hissin doğru olduğunu kanıtladı.
''Seni tanımam için daha çok vaktim var.''
Beklemediğim bu cümle karşısında gözlerim şaşkınlıkla açılmış dudaklarım aralanmıştı. Konuşamadım, sadece Deniz'in o eşsiz mavilerine daldım gittim. Söyleyecek bir şey bulamamıştım.
''Hadi artık sandviç yiyelim!'' diye bağıran Beren'in sesiyle kendime gelmiştim. Deniz elinin uzatıp kalkmama yardım ederken hala sessizliğimi korumuştum.
Cevap vermene gerek yok. dedi iç sesim. Bu cidden yardımcı olmamıştı.
Beren bana bir sandviç uzattığında hiç bekletmeden aldım. Öğle yemeğini yiyeli çok olmamıştı ama yinede bu nefis sandviçlerden tatmak istiyordum. Bir bardak meyve suyuyla küçük ısırıklar alarak sandviçten yerken bir yandan da havadan sudan konuşuyorduk. Bu eğlenceli sohbet kafamdaki düşünceleri bir kenara atmıştı. Biraz daha konuştuktan sonra topla oynamaya karar verdik. Biliyorum, bu çok çocukçaydı ama gerçekten eğlenceliydi.
Deniz değişik bir öneride bulunmuştu. Bir oyunu anlatıyordu. Birisi topu havaya atarken isim söylüyormuş, sonra ismi söylenen kişi topu yakalayana kadar diğer oyuncular kaçıyormuş. Ebe topu yakalayınca da 'Dur' diye bağırıp diğer oyuncuların durmasını sağlıyormuş. Daha sonra da bir renk söyleyip oyuncular o renkteki bir cisme dokunmadan önce onları topla vurmaya çalışıyormuş.
Yazmazsam delireceğim için not: Ben istop oynamayı biliyorum!
Sıra bana gelince Deniz'in adını söyleyip kaçmaya başladım. 'Dur' komutuyla durdum ve duyacağım renk için kulaklarımı açtım.
''Mor!'' diye bağırıp peşime düştü. Bir yandan kaçarken bir yandan da mor bir cisim görebilmek adına çevremi tanıyordum. Sapsarı bir ormanda mor rengini nasıl bulacaksam?
Deniz'in ayak sesleri giderek yaklaşıyordu. Paniklemiştim. Gözlerim deli gibi çevremi incelerken hala mor bir cisme denk gelmemiştim. Arkamı dönüp Deniz'i kontrol etmek istediğimde ayağımı bir ağaç köküne takıp yere yuvarlandım. Arkamdan 'Siktir.' diye bir ses duyunca oyunun çoktan sona erdiğini anlamıştım. Ama kaybetmekten nefret ederdim.
Yüzüstü yerde yatarken elimin altındaki cisim ilgimi çekti. Bir saç tokasıydı, hem de mor!
''Buldum!'' diye bağırdım ama ağzıma giren yapraklardan ne dediğim anlaşılmamıştı. Yaprakları tükürüp ayaklanmaya çalıştım. Bu sırada Deniz çoktan yanıma varmış ve kolumu tutarak kaldırmaya çalışıyordu. Kazanmanın verdiği aptal sırıtışımla gözünün önünde mor tokayı salladığımı fark edince kafasını sağa sola sallayıp gülmeye başladı. Gülüşü gerçekten güzeldi fakat beni etkilemiyordu.
''Asena, şu haline bak.'' dedi üstümü göstererek. Her yanıma kurumuş yapraklar yapışmış saçlarıma karışmıştı. Giysim biraz toz olmuştu ve muhtemelen bir evsiz gibi görünüyordum.
''Bişey olmaz.'' dedim gülümseyerek.
''Biraz yürümek ister misin?'' diye sorunca gözlerimi tekrardan ona çevirdim. Bir yandan üstümü silkelerken bir yandan da ne diyeceğimi düşünüyordum. Başım önümde bir şeyler mırıldandım ama anladığını sanmıyordum, ben bile anlamamıştım.
''Gel hadi. Sana bir şey göstereceğim.'' dedi. Meraklı bir insandım ve Deniz sanki bunu biliyormuş gibi beni oyuna getiriyordu. Tabiki de gitmeden öğrenemeyecektim ama Deniz'le gitmem doğru olur muydu? Elimle boynumdaki kurt kolyesine dokunurken bir yandan da yeri inceliyordum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
CADI
Fantasía-Tamamlanmış Hikaye- Bu kitabı 15 yaşındayken yazdığımı göz önünde bulundurarak okursanız çok sevinirim. İyi okumalar :) ***HeyGirl Kasım 2015 sayısında biz de varız!*** 7 Ekim 2014 tarihinde başlanmıştır (Giriş) 24 Haziran 2015 tarihinde sonlandırı...
