27 - Eve Dönüyoruz

13.5K 817 77
                                        

MERHABALAR! ARAYI KISA TUTMAYA ÇALIŞTIM, ELİMDEN GELDİĞİNCE. İYİ OKUMALAR! :)

''Senin varlığın bile yeter.'' Bir adım atıp aramızdaki mesafeyi kapattı. Yüzüme doğru eğilince panikledim ama o kafasını yana çevirip yanağıma bir öpücük bıraktı.

''Nefes ver Asena.'' Güldüm. Konuştuklarımızı unutmamış olmasına sevinmiştim. Arkama dönüp yürümeye başlarken kafamı hafifçe çevirip ona baktım. Elimi salladım ve fısıldadım.

''Görüşürüz Deniz.''

''Görüşürüz Asena.''

Kamp sonu...

Bu gece kampta geçireceğimiz son geceydi. Yine gelenek bozulmamıştı, herkes ateş başında toplanmıştı. Gözlerim dans eden alevlere dalmıştı. Grup olarak yan yana dizilmiştik. Başta Toprak, sonrasında Aslı, Deniz, ben, Beren ve Can geliyordu. Hepimiz son gecenin tadını çıkarmaya çalışıyorduk ama sağ tarafımdan gelen soğuk esinti buna engel oluyordu. Belki tahmin edemediniz diye söylüyorum, kastettiğim kişiler Beren ve Can'dı. Aralarındaki gerginliğin sesini duyacak derecedeydim. Neyseki sol tarafımda pozitif insanlar vardı. Toprak ve Aslı şirin şirin birbirlerine sataşıyor, Deniz arada bir bana bakıp gülümsüyordu. Tam da iki kutubun arasında kalmış gibiydim: ateş ve buz. Ben de bir yandan yanıyor bir yandan da eriyordum, arada kalmak berbattı.

Pekala, siz yokken neler oldu?

Öncelikle Deniz'in doğum günü olduğunu sonradan öğrendiğim o gece gayet sakin ve huzurlu bir uyku uyumuştum. Sabah kafama yediğim yastık ile bütün moralim çökmüştü. Beren inanılmaz derecede mutlu görünüyordu. Elindeki yastıkla bana bakıp sırıtıyordu. Bulanık gözlerimi ovuşturup görüntüyü netleştirdim. Diğer elindeki telefonu bana tutup sallıyordu.

''Gelecek hafta abim gelecek!'' Sevinçle bir çığlık daha koparıp kendisini yatağa attı. Beren abisine hayran bir insandı, ona karşı fazlasıyla sıcak ve samimiydi. Mükemmel bir abi-kardeş ilişkileri vardı.

''Barış geliyor!'' diye bir daha bağırınca dayanamayıp güldüm. Barış, yani Beren'in abisi yurtdışında bir üniversitede okuyordu. Pek sık ziyaret edemezdi ama geldiği zamanlarda da Beren böyle delirirdi işte.

''Asena, bence sen de sevinmelisin! Sonuçta sevgilin geliyor.'' Ah bir de bu mesele vardı tabi... Barış'la birbirimizi uzun süredir tanıyorduk, hatta Beren'den öncesinde bile. Küçükken bale kursuna giderdim. Gerçi o işte berbattım, hep denge problemleri yaşardım. Barış da baleye gelirdi, şaşırtıcı bir şekilde bu işte mükemmeldi. Bana hep o yardım ederdi. Sonrasında Beren ile tanıştığımda Barış'ın kardeşi olduğundan haberim yoktu. Lisedeki birinci yılının ortalarında bunu fark etmiştik. Tesadüfler hayatı güzelleştiren şeylerdi. Sevgili meselesine gelirsek...

Bu olay yaklaşık sekiz dokuz yıl öncesine dayanır. Henüz sekiz yaşımı bitirmek üzereydim, Barış ise on iki yaşına yeni girmişti. Bir gün kurs çıkışında telefondan kız arkadaşıyla konuşuyordu, tabi bunu sonradan öğrenmiştim. Yanına gidip omzuna dokunduğumda bana dönüp 'sevgilim' demişti. Ben de gözlerimi kocaman açıp ona bakmıştım. Sonrasında elindeki telefonu fark edip kendimi düşürdüğüm rezil durumdan dolayı daha da utanmıştım. Barış da o günden sonra bana hep sevgilim diye hitap etmişti. Her seferinde göz devirmeme rağmen bıkmadan usanmadan bana o lanet günü hatırlatıyordu, alay eden taraf olmak eğlenceliydi tabi. Düşüncelerimden hızla sıyrılıp Beren'e baktım ve dil çıkardım. O da beni sinir etmeye bayılıyordu.

''Biz döndüğümüzde orada olacak. Çok mutluyum.'' Ya... Ben de öyle. Gerçi Barış'ı severdim. Beren'e yaptığı kadar bana da abilik yapmıştı zamanında, tabi yurtdışı işi çıkınca bu büyü bozulmuştu. Yine de nadiren de olsa arar, benimle sohbet ederdi. Bir Alman güzeli bile bulmuştu kendisine. Adı neydi... Emma? Evet, sanırım öyleydi.

CADIHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin