SAYFA SAYISINI GÖRMEYEN KALDI MI? KENDİMİ AŞTIM ARTIK :D AMA MALESEF BU YILBAŞINA ÖZEL BİR DURUMDU, BU KADAR UZUN YAZMAK GERÇEKTEN ZOR. İNANILMAZ SÜRPRİZLERLE KARŞINIZDAYIM.
MULTİMEDYADA CAN'IN SÖYLEDİĞİN ŞARKI VAR, ÇOK GÜZEL BİR ŞARKI DİNLEMENİZİ TAVSİYE EDERİM. İYİ OKUMALAR :) :*
BU ARADA UNUTMADAN: HAPPY NEW YEAR!!!
''Bana niye kızdın peki?'' Gülümsüyordu, herhangi bir alınma belirtisi yoktu.
''Hiç...'' dedim kafamı başka yöne çevirip. Kulağımda hissettiğim nefesi tenimin ürpermesine sebep olmuştu. Erkeksi sesiyle fısıldayarak konuştu.
''Merak etme. Kendimi nasıl affettireceğimi biliyorum.''
---
Oyun bittikten sonra herkes odalarına dönmüş ve uyumuştu. Ertesi sabah kalkıp kahvaltı salonuna inmiştik. Sonrasında da amfiye gidip tarih kursuna katılmıştık. Ben bu konuda pek ilgili değildim ama yan gözle birkaç kez Deniz'e bakınca pür dikkat hocayı dinlediğini gördüm. Tüm ilgisini derste yoğunlaştırmıştı. En ufak bir mimik hareketi bile göremiyordum. Ders sonunda da hala transta gibiydi. Demek ki seviyordu işte, saygı duydum.
Öğle yemeğinden sonra topluca ormanda yürüyüşe gideceğimizi öğrendim. Ormanı severdim. Kurumuş yaprakların hışırtıları, yüzümü okşayan rüzgar ve sonbaharda açan birkaç çiçek cinsinden yayılan kokular gerçekten hoşuma gidiyordu.
Öğle yemeği de aradan çıkıncı bizi yine merkezde topladılar ve ikili sıralar halinde yürütmeye başladılar. Grubun ön taraflarından meşhur orman şarkılarının mırıltıları duyuluyordu. Onlara eşlik ederek biraz daha yürüdük. Ben mutluydum ama yanımda yürüyen Deniz sıkkınca nefesini verdi. Arkama baktığımda Aslı ve Toprak ikilisinin gayet şirin bir şekilde el ele yürüyüp gülümsediklerini ama Beren'in somurtarak kollarını bağladığını gördüm. Can onu umursamıyor, etrafı inceleyip gülümsüyordu, buruk bir gülümseme. Kavga etmeden duramazlardı, yine bir konuda tartışmışlardı belli ki. Merak ettim ve düşüncelerimi Beren'in zihninde yoğunlaştırdım. Konuşmalar beynimin içine akın etti.
Bu kazağı seviyorum... Seni şişman göstermiş... Sen gerçekten öküzsün... Hey... Özür dilerim... Affetmedim... Alt tarafı kazak... İşin gücün trip atmak... Çekemiyorsan git... Bıktım artık... Ben kuyruk değilim, Beren... İyi... İyi... Gıcık...
Beren'in neden böyle yaptığını bilmiyordum. Can'ı seviyordu, Can'da onu. Beren inatla onu reddediyor, umursamıyormuş gibi görünüyordu. Daha önce kalbinin bir kere kırıldığından bahsetmişti ama o anı geçmişte kalmıştı. Belki de canının yanmasından korkuyordu. Can ona zarar vermezdi ki. Beren bunu anlayamıyordu bir türlü. Aralarında kalmaktan nefret ediyordum.
''Ne oldu? Kaşların çatıldı.'' Düşüncelerimden sıyrılıp başımı sesin sahibine çevirdim.
''Bir şey düşünüyordum.'' Deniz kafasını aşağı yukarı sallayıp beni onayladı.
''Baksana, ben çok sıkıldım.''
''Öyle mi? Hiç belli etmiyorsun.'' dedim takılarak. Suratını buruşturup gülümsedi.
''Firar mı etsek ne yapsak?'' Düşünüyormuş gibi yaptı. Sonra tekrardan konuştu. ''Saat 11 yönünde bir şelale var.''
''Nereden biliyorsun?''
''Tuz kokusu buraya kadar geliyor. Hem söyler misin, nasıl su sesini duyamıyorsun?'' Gözlerimi kapatıp duymaya çalıştım. Odaklanınca su sesini fark edebilmiştim. Doğru söylüyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
CADI
Fantasy-Tamamlanmış Hikaye- Bu kitabı 15 yaşındayken yazdığımı göz önünde bulundurarak okursanız çok sevinirim. İyi okumalar :) ***HeyGirl Kasım 2015 sayısında biz de varız!*** 7 Ekim 2014 tarihinde başlanmıştır (Giriş) 24 Haziran 2015 tarihinde sonlandırı...
