XXVI

33K 1.8K 90
                                    




Hayatımda hiçbir zaman bir ailenin üyesi olacağımı, sevileceğimi, değer göreceğimi düşünmemiştim. Ben hep yalnızdım. İtilen, istenmeyen, yok sayılan. Benim adım önüne konulacak sıfatlar buydu. Şimdi ise durumlar farklıydı. 

Annem, babam ve abilerim vardı. Ben üzülmeyeyim diye uğraşan, sürekli beni güldürmeye çalışan insanlar vardı ve ben bunu düşündükçe, hissettiğim bu mutluluğun her an bozulabilme ihtimali de zihnimde yer ediniyordu. 

Korkuyordum. Yıllar sonra ilk defa tadabildiğim bu duygulardan mahrum kalırsam, mahvolurdum. Bunların nasıl hissettirdiğini bilmeden yaşamak daha kolaydı. Sonuçta hiç bilmediğin bir hissi düşünüp, üzülemez ; özleyemezdin. Ama artık biliyordum ve bu beni daha da büyük korkulara itiyordu. 

Sanırım kaçırılma olayı daha çabuk senaryolar kurup, tetiklenmeme sebep olmuştu. Normalde de çok düşünen bir insandım ama bu sefer çok daha farklı hissediyordum. Kabuslar artmıştı. Üstelik kabuslarımda sürekli ya ben ölüyordum ya da ailemden biri. Uyandığımda uzun bir süre kendime gelemiyor, ağlıyordum. Ağlarken de düşüncelerden uzaklaşamıyor, daha çok batıyor gibi hissediyordum. Bu hislerden hiç hoşlanmamıştım. En kısa sürede psikoloğa gitmeliydim, farkındaydım.

Anne dememin üzerinden 4 gün geçmişti. Bu günlerde Kaan hariç herkesle bolca vakit geçirmiştim. Amcamlar gelmiş, Alparslan abiyle abimler arasında yine atışmalar olmuştu. Adamı kovmaktan beter etmişlerdi. Yine de çok komik bir gündü.

Kaan'ı en son onu terslediğim gün görmüştüm. Bunun sebebi odamdan hatta yatağımdan çıkmamın yasak olmasıydı. Bugün kararlıydım, bu odadan çıkacaktım. Barış her gün bana çok hassas bir şekilde pansuman yapıyor, ilaçlarımı kontrol ediyordu. O hastanede olduğu süre boyunca da geri kalan herkes bütün ilgisini bana veriyordu. Bu olay bana çok iyi hissettirsede çok yabancı geliyordu. Her şeye alışmam için daha zaman gerektiğinin farkındaydım.

Saate baktığımda kahvaltı saatinin yaklaştığını görmüştüm. Yavaş hareketlerle yataktan çıkmış, lavaboya girmiştim. Aynadan kendime baktığımda daha iyi göründüğümü fark etmiştim. Yanımda çok çok hafif bir morarma vardı. Bileklerimdeki kızarıklar hala belliydi ama eskisi gibi kötü değildi. Dikişlerimin alınmasına daha vardı ve ben bu sürenin uzamaması için dikkat ediyordum. En kısa sürede iyileşmeli, işime dönmeliydim. Şu an kenarda param olduğu için rahattım.

İşlerimi hallettikten sonra rahat bir şeyler giyip yavaş adımlarla merdivene yürümüştüm. Burada zorlanacağımı biliyordum ama sorun değildi. Kenarlardan tutunarak yavaşça inmeye çalışırken yukarıdan birinin geldiğini duymuştum. Şansıma bir kez daha küfür ettim. 

"Güzelim sen ne yapıyorsun, dikişlerini zorlayacaksın. Çok inmek istiyorsan çağırsana bizi. " diye söylenerek gelen Savaş'a döndüm. Hemen kolumu tutmuş, sakince benimle birlikte iniyordu. "Çok bunaldım oda da. Barış odayı geç yataktan çıkartmıyor günlerdir. Alışkın değilim ben böyle." dediğimde omuzlarımı silkmiştim. 

"Senin için endişelendiğinden yapıyor biliyorsun. Dikişlerine zarar gelirse daha çok canın yanacak. Hiçbirimiz canının yanmasını istemiyoruz." Biliyordum ve bunlar için onlara minnettardım. Son basamağı da indiğimizde durup Savaş'a döndüm. "Teşekkür ederim. Günaydın." dedikten sonra sarıldım. 

Bunu beklemiyor olsa gerek vücudu kasılmıştı. Birkaç saniye sonra kollarını bana sarıp saçlarımdan öpmüştü. "Günaydın abicim." Yılmaz erkekleri saçlarımı öpmeyi çok seviyordu ve ben her saçım öpüldüğünde küçük bir çocuk gibi yerimde zıplayıp, sevinçten çığlık atmak istiyordum.

Yemek odasına girdiğimizde belimden tutarak yavaşça beni sandalyeye oturtmuştu. Yine teşekkür ettiğimde "Abiye bu kadar çok teşekkür edilmez." deyip burnuma hafifçe vurmuştu. Bu sırada annem ve babam el ele odaya girmişlerdi. Her an temas halindelerdi ve birbirlerine çok aşıklardı. Bazen ortamdan soyutlanıyor, göz göze saatlerce sohbet ediyorlardı. Hayatım boyunca aşık olur muydum bilmiyordum ama aşık olacağım insanla böyle olmak çok isterdim. 

EfsunHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin