4

147 10 0
                                    

Alin, Defne hanım ve Betül yavaş yavaş toparlanmaya başlamışlardı,saat 9'a geliyordu ve geç olmuştu. Artık eve gidip bir şeyler yiyip dinlenmelilerdi.
"Bugün Betül'ün ailesiyle mangal yapacağız canım,ablan etleri almaya gitti birazdan gelir. Hadi sen de gel neden oturuyorsun ki?" Defne hanım kısa boylu kısa saçlı hafif iri gözlü çok tatlı bir kadındı. Kendini üzen insanların bile iyiliğini düşünürdü,çünkü onun için dünya 'İyilik yap,iyilik bul.' felsefesine dayalıydı.
"Yok anne aç değilim,hazır kimse yokken plajda durayım, denize taş falan atarım."
"Madem öyle ben de Alin'in yanında kalayım Defne teyzeciğim,siz bize ayırın biz gelince afiyetle yeriz." Aslında Betül'de iyi bir kızdı,fakat kendini dünyanın merkezi sanıyordu. Her şeyin en iyisini ben bilirim havalarıyla dolanıyordu ortalıkta. Ve bu tavırları artık Alin'i rahatsız etmeye başlamıştı. Hayret, bunca zaman nasıl görememişti bu tavırlarını?
"Eh,peki öyleyse. 12'de evde olursunuz değil mi?"
"Oluruz,anne,"
"Tamam iyi oturmalar size."
Alin bu son olaylardan sonra en yakını olan annesine bile soğuk davranmaya başlamıştı. Halbuki o, her şeyin platonik ve mutlu yaşanacağını düşünüyordu. Demek ki artık böyle düşünmemeliydi, hem kendine hem Betül'e zarar verecekti. Kendini bir an önce toparlamalıydı.
"Ee arkadaşım,nasıl gidiyor, tatilinden memnun musun, hiç bahsetmiyorsun."
"Nasıl olsun be Betül, aynı işte. Her yıl geldiğimiz yerdeyiz bir değişiklik yok. Keşke biraz değişiklik olsa."
"He sen yeni insanlar tanımaktan bahsediyorsun, sonunda be kızım ya. Kendinden koptun bu aralar,bunun farkında mısın?"
"Deniz havası açtı diyelim." Gülüştüler. Uzun zaman sonra ilk kez gülüştüler. Fakat çok uzun sürmedi.
"Aa Tugay?!"
"Canım!"
"Hayatım,hoş geldin. Ah canım nasıl da özlemişim. Nasıl geldin peki buraya?"
Alin şimdi suratını tekrar asmalı mıydı,kendini odasına mı kapatmalıydı yoksa Betül'ü boğmalı mıydı? Hayır hiç birini yapmayacaktı. Elinden geldiğince gülümseyecek,arkadaş canlısı olduğunu platonik aşkı Tugay'a gösterecekti. Yani hiç bir şey rüyasındaki gibi olmayacaktı.
"Merhaba Tugay,ben Alin. Betül'ün en yakın arkadaşıyım, burada yan yana evlerimiz var her sene okuldan sonra buraya geliyoruz ve tüm yazımızı burada geçiriyoruz. Betül çok iyi bir kız, böyle bir sevgilin olduğu için çok şanslısın."
Alin şuan kendine inanamıyordu. Bu o muydu?
"Çok sağ ol Alin, tanıştığımıza memnun oldum."
Alin gülümsemekle yetindi. Daha sonra;
"Siz hasret giderin,özlemişsinizdir birbirinizi. Ben de eve gideyim, uzanıp kitap okuyayım. Betül sende dert edinme, yarın plajda otururuz. İyi geceler herkese."
Alin kendinde miydi? Ne olmuştu ona böyle?

Kendini eve zor atan Alin'in annesi Defne hanım şaşkındı.

"Hoş geldin kızım. Erken gelmişsin. Bir şeyler yer misin?"

"Yok anneciğim,ben uzanacağım biraz, kitap mitap okurum."
"Peki canım, acıkırsan söyle." Anneciğim demek Defne hanımı epeyce mutlu etmiş gibiydi.
Alin uzandığında bir şey fark etmişti. Geçen gün nefes nefese kalktığı rüyası bugün gerçek olmuştu. Hem de o rüyadan ders alarak Tugay'ın ve Betül'ün önünde aptal durumuna düşmekten kurtulmuştu. Ne yani, bu bir tesadüf mü, yoksa bir çeşit güç mü?

RüyaHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin