28.Bölüm: ''Bar''

5.9K 420 26
                                    

''Kıyafetleri çöpe atmanı istiyorum'' dedi Ateş ayağa kalkarken. Garipser gözlerle kıyafetleri elimle toplarken neden böyle bir şey istediğini anlayamamıştım. ''neden?'' diyerek soru yönelttim. ''düne ait hiç bir şey istemiyorum'' diyerek sert çıktı. Aklımdaki bir çok soruyu dilime dökmek istedim fakat şu an bunun sırası değildi diye düşündüm. Evet değildi Ateş'le dünden beri bir şey konuşamamıştık.Nasıl bir karar vereceğini yada ne yapacağını bilemiyordum.

Belki de o konuyu orada bırakıp geleceğine devam edebilirdi. Tabii onun için kötü sonuçlar doğursa bile. Seçkin hanımın kirli çamaşırlarını öğrenince verdiği tepki hastanede olmasına neden olmuştu. Birde Serdar Bey'in söyledikleri doğru ise sonuçlarını ben bile düşünemiyorum. ''Ateş'' ismiyle söze başlayacağımı anlayan Ateş sözümü kesip ''lütfen bir şey sorma lütfen diyerek fısıldadı. ''peki'' diyerek çamaşırları koyduğum poşeti kenarda bulunan küçücük çöp kutusuna bıraktım.

Ateş benden daha hızlı ilerleyip Seçkin Hanım'ın gönderttiği arabaya bindi. ''tamam gerisini ben hallederim'' diyerek şoförü arabadan indirdi. ''Ateş ne yapıyorsun'' diyerek meraklı gözle ona bakmaya başladım. Beni sallamadığını yüz ifadesiyle belirtirken '' daha yeni çıktın ve iyi değilsin '' diyerek devam ettim.

''Ateş beni dinlesene''

''Çisem ben iyim ''uyarıcı ses tonuyla kapıyı kapattı. '' hey hey bir dakika nereye gidiyorsun''hafifçe bir kahkaha atıp '' ne zamandan beridir sana hesap veriyorum'' dedi.

''bu beni ilgilendirmiyor seni yalnız bırakamam bende geliyorum''

''hiç bir yere gelmiyorsun''

''hayır geliyorum''

''sen bilirsin belki görmek istemediğin şeyler olabilir''deyip sırıttı. ''nasıl yani'' gerçekten ne demek istediğini bilmiyordum.

''saf mısın kızım''

''pislik '' diyerek arabaya bindim. Saf demişti ama ne yapacağını adım gibi biliyordum engellemek zor değildi. Bir süre arabadaki sessizlik canımı sıksa da geldiğimiz barın önünde gözlerini bana dikip'' hala gelmek istiyor musun'' diye soru sordu. Her ne kadar istemesem de kafamı onaylarcasına salladım. ''Ateş daha narkozun etkisi bile üzerinden geçmedi bu saatte içeceksin öyle mi olmaz''dedim.

Beni dinlemeden arabadan indi. Kapıda ki iki adamdan biri ''Hoş geldiniz Ateş Bey'' dedi. Belli ki buranın müptelası olmuştu. Ama buraya ilk defa onunla gelmiştim. Kapıdan girerken karnıma yumruk gibi dokunan el önümü kesti.

''kime bakmıştınız?'' dedi kasvetli adam. Az önce Ateş'in arabasından inmiştim ve beni görmemiş miydi büyük bir saçmalıktı. ''Ateş Bey ile geldim'' dedi. ''Kimliğinizi görebilir miyim''

''on sekize gireli aylar oldu ne kimliği''

''hanımefendi bu beni ilgilendirmiyor kimliğiniz olmadan içeri giremezsiniz'' dedi. Ama bunun söylediklerine nazaran yanımdan gelip geçen kadınlardan hiçbiri kimliğini gösterme nezaketin de bulunmuyorlardı. Sorunun kıyafet olduğunu çakınca düşünmeye başladım. Buradan eve gidemezdim fazla geç kalabilirdim. Ateş ansızın bardan çıkabilirdi bunu göze alacak kadar aptal değildim. Her an tetik üzerinde olmam gerekiyordu.

Aklıma kazadan sonra polisin getirdiği kredi kartı cep telefonu ve bir miktar para gelmişti. Etrafımda mağaza aramaya başladım. Karşımda ki

Mağazaya girerken beni karşılayan personel yorgun olduğunu belirtmek istercesine yüzüme asık bir suratla bakıp ''buyurun'' dedi. ''Merhaba ben bir şeyler bakıyorum hani bilirsiniz bar gibi''

''ımm'' diyerek bir koluyla etrafımda üç yüz altmış derece döndürerek ''sana göre elimde bir şeyler var'' dedi ve gitti. Bu kadın düşündükleri neydi bilmiyorum ama kesin yanlış anlamıştı Hadi

GİRDAPHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin