Bu ev, bu oda, bu yatak bana tamamen yabancıydı.Aldığım karar beni bu bataklıktan çıkarabilir yada Ateş'in karanlığında boğabilirdi. Çıktığım yolda tamamen tek ve savunmasızdım. Ateş'in kapalı kutu olması işimi zorlaştırıyordu. Bu eve gelmemin üzerinden bir hafta geçmişti. Ateşle doğru düzgün iki kelime dahi edememiştik. "suyumu hazırla, yatağımı topla, yemeğimi getir" Ateş'in ağzından dökülen kelimeler sadece emirdi. Yüzüme bile bakmayan bu emir meleğinin iç dünyasına nasıl girecektim bilmiyorum.
" ohoo böyle dalacaksan çık odadan" dedi.Ateş kaşlarını çatarak. Kafamı koyduğum masadan kaldırarak Ateş'e baktım. Elindeki telefonunu bırakıp Yanıma geldi. "işini bitir senin işin bitmeden" dedi tehdit edici ses tonuyla. Ne kadar zamandır buradaydı bilmiyorum. Gözlerim Ateş'in kardeşiyle olan küçüklük fotoğrafına dalmıştı.
Kapının önünde Ateş kardeşine sarılmış ağzını kulak hizasına kadar açmıştı. Ateş ben geldiğimden beri bırak böyle gülmeyi tebessüm bile etmemişti. Tabi alaycı gülüşlerini saymazsak. Ateş'in sacları daha kahvemsi ve teni daha koyuydu.
Fotoğraftan mı bilinmez annesini anımsatan bir tipi vardı. Kardeşinin mavi gözleri saçlarının yokluğunu hissettirmiyordu. Küçücük bedenini saran Hastalığın bir gün onu yok edeceğini bile bile huzurlu görünümü vardı.
Ona bu hayatı zehir eden hastalığa karşı çıkarcasına mutluydu. Ateş'in Mutluluğu Melisti. Bu masum zararsız görünen çocuğun ilerde etrafa öfke saçan biri olacağını kim bilebilirdi ki?"Bitti sayılır" diyip elimdeki bezle Ateş'in yatağının yanında duran masanın üzerini temizlemeye başladım. kenardaki küçük sandalyenin üzerine çıkarken Ateşte ki rahatlık gözüme çarptı. Yatağına uzanmış elindeki telefonla ilgileniyordu.
Benimse burda canım çıkmıştı. Elimdeki bezle dolabın kapaklarını silmeye koyuldum ki gözlerim karardı. Şiddetli çarpma belimin ağarmasına neden olmuştu.
Yere çakıldım diye düşünürken " noluyo lan " dedi Ateş bedenimin altında. Şimdi bittim diye düşünüp hızlıca toparlanmaya çalıştım. Ateş'in parfüm kokusu burun deliklerimi parçalayıp geçerken teninin sıcaklığı vücudumu sarmış, gözeneklerimi gevşetmişti. " Kalk üzerimden" bir elin beni ittiğini farkettiğimde Yaşadığım utanmayı üzerimden atmak istercesine ayağa kalktım.
Etrafımda bir kez dönerek" be- ben çok özür dilerim çok çok özür dilerim İstemeden oldu. " Derken yüzüm alev alev yanmaya başlamıştı. " Dikkat etsene hep aptal hem sakar" nefrette olsa bir hafta sonra Ateşle doğru düzgün göz teması kurmuştuk. Bu Kötünün iyisiydi. " Ben tekrar özür dilerim anlamadım temizliyordum gözlerim karar-" sözümü bitirmeden "tamam kes çık odadan" dedi bağırarak.
yerdeki bezi tek elimle Alıp odadan çıktım. "Aptalsın işte aptal aptal" sol elimle anlıma vururken odama yürümeye başladım. Sabah kahvaltı yapmamıştım.
Ateş'in dün gece eve sabaha karşı gelmesiylede uykumu alamamıştım.Yatağımın üzerine oturdum.
Mesaj sesi
İrem: kızım nerdesin ya sen eve baktım yoksun insan haberdar eder.
Sonunda ki kızgın simgesi İrem'in meraklandığını açıkça belli etmişti. Bir hafta içinde defalarca aramış ama cevap vermemiştim. Bu durumu nasıl açıklayacaktım bilmiyorum. Içimden hattımı kırıp atmak geldi. Sonunda birşey yazmaya karar verdim.
-irem bu aralar bir işe girdim ve yoğunum ben seni ararım.
Yazıp telefonu kenara fırlattım. Telefon çalmaya başladı.
Gelen aramayı o sandım. " Seçkin Hanım " yazısını görünce acaba Ateş mi şikayet etti diye düşündüm . Telefonu titreyen elimle açtım. "Alo. Çisem dedi rahat bir ses. görünürde sorun yok gibiydi.
"efendim" derken az önce Yaşadığım travma hala üzerimdeydi. "Okul işlemlerini tamamladım. Hazırlan birazdan seni şoförüm alacak konuşmamız gerek" dedi. "Tabi Seçkin Hanım "diyip telefonu kapattım.
Bu eve geldiğim günden itibaren dolaptan hiç birşey giymemiştim. boş bir anımda eve gidip birkaç eşyamı almıştım.
Ama bu kıyafetler benim içindi. Giymediğim için ayıp olacağını düşündüm. Dolabın kapağına yöneldim. "Ahh ayağım" acıdan bagırmıştım. Ayağımı masanın kenarına çarpmıştım. Ayağımdaki ağrı şiddetini arttırırken bağırışlarım evin içinde yankılanmış olacak ki Ozan odama geldi. " Çisem, ne oldu" dedi endişe dolu sesiyle.
"Ayağım" dedim acıdan inlerken Ozan kapıyı kapatıp bir diz kapağını yere koyarak ayağımı kucağına aldı. Bileğimi hafif dokunuşlarla oynatırken "şiddetli ağrı varmı "dedi.
"Biraz, kesin kırıldı" derken yüzüne küçük bir tebessüm kondurmuştu. "Ne gülüyorsun komik birşey mi var?" dedim kaşlarımı çatarak. "Sakin ol sadece vurmanın şiddeti fazlaymış 5-10 dakikaya geçer" diyip ayağa kalktı.
Odanın kapısı büyük bir şiddetle duvara çarparken Ateş odaya girmişti. Gözlerinde alev fışkırmaya başlamış elini yumruk yapmıştı. Acaba az önce üzerine düştüm diye mi böyle yapmıştı. "çık dışarı" dedi Ozan'a dönerek. Ateş'in bu çocukla derdi neydi. Her dediğine itiraz etmeden uyuyordu. Kötü bir niyetinde yoktu. Ozan'ın yüzü kırmızı bir maskeye bürünmüştü.Tek amacı bana yardım etmekti. Ozan odadan çıkarken "Özür dilerim efendim" diyip kapıyı kapattı.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
GİRDAP
ChickLitOnlar farklı yerlerde; kendi hayatlarının kendi hayallerinin savunmasız kahramanlarıydı. Taa ki çaresizlik çanlarını çalıncaya kadar.. "Ateş Ilgaz" ismini kendine çeken sıcaklığından alan , kapalı bir ku...