UMUT KIRINTISI 28. BÖLÜM

224 16 12
                                        


Merhaba okur canlar! Nasılsınız bakalım?

Bu bölümü uzatmak için elimden geleni yaptım inanın. En fazla bu kadar oldu ve oldukça içime sindi. Umarım sizde beğenir, yorumlarınızı esirgemezsiniz :) 

İthafımız tüm sessiz okuyucularıma gelsin. En azından okuyorsunuz değil mi? Hiç okumamaktan iyidir :) 

Bir sonraki bölüme kadar kendinize iyi bakın!

Mrymmz

Neydi bu yaşadıkları? Kalbini tam orta yerinden bölen, yerinden çıkarcasına artıran neydi? Sanki adamın ağzından çıkan sözler daha anlamlı, daha derindi. Böyle ruhunu titretiyor, sonra da bir köşeye çekilip tüm vücudunu esir alıyordu. Kanatları mı vardı acaba sırtında? Ya da ayaklarını yerden kesen bir şey? Tüm zerreleri gökyüzüne ulaşıyor, bulutların arasında çizgi film karakterleri gibi gezip dolaşıyor, sonra da aşkın sarmaşığına sarınıp adamın tam kalbinin içine düşüyordu. Bütün yollar ona çıkıyordu sanki. Ne yöne giderse gitsin, ne yaparsa yapsın, ya da ne söylerse söylesin ona tutunuyordu. Başka çaresi yokmuş gibi ona sığınıyor, her geçen gün biraz daha bağlanıyordu. Elinden kayıp giderse nasıl hayata döneceğini bilmiyordu. Onu görmeyince nefessiz kalıyor, yüreği hemen bir mahkûmun eline kalıyordu.

Loş ışıkların altında adamın mavi gözlerini izliyor, az önceki söylediği cümleyi sürekli içinden tekrar edip duruyordu. '' Evimize hoş geldin bir tanem! Evimize hoş geldin bir tanem!''

Bu ev... Bu ev onların evi mi olacaktı? Daha doğrusu Koray bu evi ne zaman almış, hangi ara bu hale getirmişti? Dekorasyonunu ne zaman halletmişti? Nasıl fark etmemişti bu güne kadar? Onun ağzından kendilerine ait bir ev olacağı bahsi bile geçmemişti.

Korkmanın verdiği endişeyle hızlanan nefesi artık düzene girmiş, kapıda kalakalmıştı. Koray'a ne diyeceğini bilemiyordu. Nasıl teşekkür edeceğini? Ağzını açıp kelimeleri göndermek istese de bir türlü konuşamıyor, içinde oluşan kelimeleri dışarı atamıyordu. Ama bir şeyler söylemesi gerekiyordu değil mi? Çünkü Koray'ın bakışları beklentiyle kıvrılıyor, söyleyeceği iki kelime için can atıyordu. Derin bir nefes alıp cesaretini topladı. Kelimeleri ağzından zar zor gönderdi. '' Şey... Ben... Koray...'' Mavi gözleri dolmuş, minnetle bakan bir hale gelmişti. Seviyordu bu adamı. Kocaman, sımsıcak yüreğini seviyordu.

Koray karşısında şaşkınlık içinde bakan kızdan cevap beklese de üzerine gitmemeye karar vermişti. Hem bu doğum günü sürprizi hem de evi şimdi söyleyince Masal'ın bu davranışı haklıydı. Kendisini onun yerine koyduğunda nasıl bir tepki verirdi, bilmiyordu. Kızı dakikalardır kapının önünde tuttuğu için kendisine kızdı Koray! Yere eğilip kızın düşen çantasını ve kırmızı gülleri aldı. Gülleri Masal'ın eline tutuşturup diğer elinden de kendisi tutup salona doğru yönlendirdi. Daha sürpriz yeni başlıyordu. Bu doğum günü hem Masal için hem kendisi için unutulmaz olmalıydı.

İçeri adım attıklarında Masal'ın dolan gözlerinden bir iki damla yaş damladı. Neler yapmıştı bu adam böyle? Ortada kocaman masanın üzerinde yemekler, mumlar, kırmızı güllerin yaprakları... Farklı yerlerde farkında olmadan çekilmiş fotoğrafları... Renkli kâğıtlarla yazılmış iyi ki doğdun Masal yazısı.

Kız bakışlarını adama kaydırdığında üzerindeki kıyafetin ne kadar yakışmış olduğunu fark etti. Bacaklarını saran siyah bir pantolon, spor kesim kaslarını ortaya seren beyaz bir gömlek, gözleriyle uyumlu blazer bir ceket vardı. Saçlarına fön çekilmiş, parfümü üzerine resmen boca edilmişti. Elini tutan kocaman ellere bakıp kız gülümsedi. Bu gülümseme adamın kalbinde yeni bir bahar açtırdı. Yüzü gülmesine rağmen damlalar birer birer gözlerinden yuvarlanıyor, yüzünü yalayıp çenesinin altından kayboluyordu.

UMUT KIRINTISIHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin