Merhaba okur canlar :) Nasılsınız bakalım?
Yine bir bölümle daha karşınızdayım. Umarım beğenir ve yorumlarınızı eksik etmezsiniz. Biliyorsunuz yorumlarınızı dört gözle bekliyorum :)
Sanırım finale adım adım yaklaşıyoruz. Ama tam kaçıncı bölüm biter bilmiyorum. Onlardan ayrılacağım için içim burukta olsa daha fazla uzatmak istemiyorum :( Çünkü onların hikayesine en yakışır yerde bitmesini istiyorum.
Bölüm ithafımız '' mehtapsoyuduruçiçek'' e gelsin. Kendisinin o kadar güzel bir kalemi var ki! Bence okursanız siz de bırakamazsınız gibi ;-)
Lafı uzatmadan aradan çekiliyorum. Bir sonraki bölüme kadar kendinize iyi bakın!!
Mrymmz
Ele avuca sığmaz, iflah olmaz, tarifi imkânsız şeyin adı neydi? Mutluluk mu, sevgi mi, umut mu, aşk mı? Neydi bu duygunun adı? Yüreğini yerinden söküp çıkaran, ruhunu sarıp sarmalayıp bir başkasının kalbine mühürleyen... Gözlerinin bir yıldız kadar parlak bakmasını sağlayan, gülüşünün sanki bir güneş gibi ışık saçmasına neden olan... Vücudunu heyecandan ateş basmasına rağmen bir anda buz tutup dirayetsiz bırakan... Saçlarını rüzgâr esiyormuşçasına ahenkle dans ettiren... Tüm bunları sağlayan şeyin ismi neydi? Bilmiyordu! Neler yaşadığını, birkaç aydır neyin içine düştüğünü bilmiyordu. Neyle kıyaslayacağını, sorularına nasıl cevap alacağını, kimden yardım isteyeceğini bilmiyordu.
Kimi zaman kıskançlık gözlerini karartmış, asla yapmayacağım dediği şeyleri yapmıştı. Kimi zaman da nasıl bu kadar sevildiğine hayret etmiş, ne kalbi ne de aklı bunları kabullenememişti. Şimdi de almıyordu aklı! Sanki kalbi yerinden çıkacak gibi atıyor, her an ağzına doğru yol alacak gibi duruyordu. Farkında değildi ama titreme dalgası vücudunu esir almıştı.
Dönüp dolaşıyor yine aynı soruya cevap arıyordu genç kız! Bu yaşadıklarının açıklaması neydi? Yoktu ki bir açıklaması... Aşk denen şey kalbinin kapısını çalmasına rağmen izin istemeden girmiş, bir ağ misali sarmıştı. Kızda inanamamıştı! Nasıl bir açıklama yapacağına, sorularına nasıl cevap bulacağına...
En önemli şey ise karşısındaki diz çökmüş yakışıklılığıyla göz kamaştıran adama cevap vermesi gerektiğiydi. Hiç beklemediği bir anda gelen evlenme teklifi... Belki de onu bu kadar bekletmemeli, cevabını tek bildiği sorudan cevap verip derin bir nefes almalıydı. Evet, cevabından emindi! Onun okyanus mavisi bakışlarından, elini tuttuğu anda hissettiği sıcaklıktan, güven verir gibi konuşmasından emindi.
Araya bazı engeller girmişte olsa onu seviyor, her dakika her saniye onu düşünüyor, bir gün göremeyince özlem tüm içtenliğiyle yakıp kavuruyordu. Tüm bunları yaşamasına sebep olan genç adamı nasıl hayal kırıklığına uğratır, onun acı çekmesine neden olurdu. Biliyordu ki eğer o acı çekerse kendisi bir mislini çeker, vicdan azabından başını yastığa koyduğundan uyuyamazdı. Duygularından, adını bulamadığı bu şeyden tereddüt bile etmiyordu Masal!
Bakışlarını adamın yüzüne kaydırdığında gözyaşları yağmur misali akmaya başladı. Şu an bulundukları yerin, üzerinde ki kıyafetlerin hiçbir önemi yoktu! Adamın umut dolu bakışları zaten her şeyin unutulmasına sebep oluyordu. Ellerini ağzına götürmüş, gözlerini kocaman açıp hayret dolu bir bakış atmıştı adama. Nefesini tutup gözlerini kapatmış ve tüm bunların bir hayal değil gerçek olmasını dilemişti. Gözlerini açıp baktığında her şey yerli yerindeydi. Tek gördüğü insanın Koray olduğunun farkında bile değildi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
UMUT KIRINTISI
General FictionOturacakken boş bulduğum bir banka, Düştü avuçlarımdan bir çanta. Tok bir ses duyuldu, Tıka basa dolmuş gardan. Atkuyruğu saçlarım kapatırken yüzümü, Hissettim üzerimde bir çift, Okyanus mavisi gözü. Her şey sustu: Gar sustu, Hava kesildi bıçak, İns...
