Ay Işığı

8.4K 422 347
                                        

Fırsat buldukça bölüm atıyorum ...❤

Keyifli okumalar canlar ....

"Umarım sizinle bir daha karşılaşmayız."

"Bende öyle olmasını umuyorum bayan Julietta."

Ondan uzaklaştığımda bana hoşnut olmayan bir yüzle bakıyordu bunu umursamayarak Arthur'un yanına gittiğimde sağ yanında oturan esmer kadınla biraz yakınlaşmıştı. Sol tarafında oturan kızıl kadının ise neredeyse boynuna değiyordu dudakları. Öylesine dalmıştı ki ikinci kez seslendiğimde sesimi yükseltmek zorunda kaldım.

"Arthur." Kocam hızla bana döndü.

"Julietta" Ona karşı nasıl davranacağımı bilemediğim anlardan biriydi yine. Aldatılan ve gururu kırılan bir kadın gibi hissediyordum ama bu duygumu onaylayacağını hiç sanmıyordum herkesin içinde sorun çıkarmamın cezasını kaldırabileceğimi de.

"Kendimi iyi hissetmiyorum lütfen gidebilir miyiz?" Oflayarak ayaklandı yanıma geldi ve koluma girdi.

"Yine neyin var?" Şu an bağıra bağıra ağlamak istiyordum içinde bulunduğum duruma isyan edercesine. Başımı iki yana sallarken zorlukla konuşabildim.

"Ben bilmiyorum sadece kötü hissediyorum eve gidip uzanmak istiyorum." Ona yalvaran gözlerle baktım.

"Lütfen..." Şükür ki başıyla beni onayladı. Etrafa bakınırken Kevin'i aradığını anladım. Tanrım umarım onunla karşılaşmayız.

"Bay Kevın Blnerelerde acaba? Ona bir hoşça kal diyelim." Sıkıca koluna yapıştım.

"Onu az önce esmer bir kadınla birlikte bardan çıkarken gördüm." Tanrım yalanım ve az önce yaşadıklarım için beni bağışla.

"Ayakta duracak halim yok lütfen gidelim."

"Peki. Yarın onu telefonla arar durumu izah ederim." Anlayışlı olduğu için şanslı hissettim kendimi. Bunun nedeni az önceki yakalanması olabilir mi diye merak ettim o anda. Ama Arthur benden ya da bir başkasından çekinecek bir adam olmadığı için bu düşünceyi saçma buldum.

"Gidiyor musunuz?" dedi kızıl saçlı kadın ona gönderdiğim öldürücü bakışları umursamadan.

"Sohbet için teşekkür ederim. Belki başka bir zaman kaldığımız yerden devam ederiz."

Varlığımı umursamayan bir de kocam vardı tabi. İyi ki yaşadığım bu aşağılanmayı Kevın Brown görmemişti. Kim bilir belki de görmüştü ve daha fazla kötü hissetmemem için gelmemişti yanımıza. Kadınlara göz kırpınca onu beklemeden hareket ettim ve çıkışa doğru ilerledim. Arthur adımlarını hızlandırarak bana yetişti. Mekanı terk ettiğimizde Kevın ile karşılaşmadığım için ikinci kez şanslıydım. Açıkçası onun yüzüne bakmaya utanıyordum.

Eve geldiğimizde banyoya girerek hızlıca üzerimdekileri çıkarıp duşa girdim. Ilık su başımdan aşağıya akarken gözlerimi kapattım ve Kevin'la olan dansımızı hayal ettim. Tıpkı bir peri masalı gibiydi yaşadıklarım. Yüzümde tebessüm oluşurken neyse diyerek iç geçirdim. Belki de onunla bir daha karşılaşmamayı ümit etmek en iyisiydi. Evet onu tamamen aklımdan çıkarmalıydım.

Üzerime pembe bornozumu giyerek tekrar odama döndüğümde Arthur üzerini değiştirmiş ve yatağa uzanmıştı. İçimden çaresizce yalvararak benimle konuşmamasını ve uyuyup kalmasını diledim. Dolabımdan geceliklerimi alırken bana seslendi.

"Giyinmene gerek yok yanıma gel." Mideme kocaman bir yumruk yemiş gibi hissettim. Ürkek gözlerim onu buldu ve başım önümde yanına gittim. Yatakta dizlerinin üzerine çöktü ve önümde dikilerek bornozumun kuşağını çözdü. Ona bakarken buruk bir gülümseme vardı yüzümde ama içim kan ağlıyordu.

JuliettaBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin