Beğeni de rekor sayıya ulaştık. herkese çok teşekkür ederim Canokurlar.. Hepiniz HARİKASINIZ.
Yakın zaman da kitap çekilişi yapacağım inşallah..... Katılım için bütün bölümleri oylayıp yorumlarınızla renk katmalısınız...
Keyifli okumalar...
Aradan ne kadar zaman geçti bilmiyorum sonunda kendimde yerden kalkma cesareti buldum ve ayağa kalktım. Yavaş adımlarla banyoya girdim. Attığım her bir adımda bana ıstırap veren acılar duyuyordum. Duş almalı ve kendimi en hızlı şekilde toparlamalıydım. Bu şekilde beni yıldırmasına asla izin veremezdim. Soyunmaya başladığımda gözüm karşımdaki aynaya takıldı, gördüğüm manzarayla nefesimi tuttum. Yüzümü ve vücudumun birçok yerini kaplayan kızarıklar moraracağa benziyordu üstelik yüzüm ve gözlerim ağlamaktan dolayı şiştiği için neredeyse tanınmayacak hale gelmiştim. Kesinlikle berbat görünüyordum. Şimdiye kadar yaşadıklarımızın en kötüsüyle karşı karşıyaydım. Ellerimi lavabonun kenarına koydum ve bir süre öylece aynadaki görüntüme baktım. Uzun zamandır bu şekilde ağlamadığımı hatırladım. Yaklaşık iki buçuk yıl süren sahte mutluluk sona ermişti sonunda. Bundan sonra beni nelerin beklediğini bilmiyordum ama emin olduğum şey, karşılaşacağım zorlukların beni yıldırmasına asla izin vermeyecek ve annemin dediği gibi yüzüme en güçlü maskemi takınacaktım. Ne kadar güçlü hissetmesem de her zaman ki gibi bu bana kolaylık sağlayacaktı. Duşun altına girdiğimde suyu ayarladım ve başlıktan akan ılık suya yüzümü dönerek çaresizce duyularımı canlandırmaya, vücudumdaki ağrıları ve ruhumdaki ıstırabı azaltmaya çalıştım.
Banyodan çıktığımda bir nebze daha iyi hissediyordum. Hızlıca üzerimi giyindim Arthur ile karşılaşacak olma ihtimaline karşı tedbirli davranarak salona doğru yürüdüm. Neyse ki burada değildi. Geniş koltuğa uzanmadan önce bileğime geçirdiğim lastik tokayla saçlarımı topladım ve yavaşça koltuğa uzandım. Bana daha fazla zarar verme olasılığı olduğu için onu görmek istemiyordum. Arthur'a karşı nasıl davranacağımı bilmiyordum ama benden istediği, hiçbir şey olmamış gibi davranma işini asla yapamazdım. Sakince düşünmeli ve neler yapabileceğime karar vermeliydim. Böyle zamanlarda yakın bir arkadaşımın olmaması kötü bir durumdu benim açımdan. Arayıp akıl danışacağım ya da beni yargılamadan dinleyebilecek birinin varlığı iyi olurdu. Aklıma Ayda geldi, onunla güzel bir dostluğa adım atmıştık fakat arayıp dertleşebilecek cesaretim yoktu. Kevın de ne olursa olsun ona güvenebileceğimi ve yardım isteyebileceğimi söylemişti. Bu olasılığı da hızla kafamdan uzaklaştırdım. En son isteyeceğim şey Arthur ile Kevın'ın karşı karşıya gelmesi olurdu. Göz kapaklarım ağırlaştığında, sessizce akan gözyaşlarım yanaklarımda kurumuştu. Çok geçmeden kendimi uykunun derin kollarına bırakmıştım ki Arthur'un sesiyle yerimde sıçradım.
"Julietta"
Uyku sersemliğiyle birkaç defa gözlerimi kırpıştırıp neler olduğunu anlamaya çalıştım. Loş ışıkta onu fark edinceye kadar kabus gördüğümü düşünmüştüm ama Arthur kaşları çatık bir şekilde karşımda duruyorken bütün bunların kabustan çok daha acı verici olması ne kötüydü.
"Hemen kalkıp yatağa geçiyorsun." Göğsüm yapacaklarının korkusuyla hızla inip kalkarken;
"Burada yatmak istiyorum" dedim. Bana tekrar vuracak olmasından korksam da cesaretim için kendimi tebrik etmeden duramadım. Onun tek yaptığı kolumu kavramak ve beni gerek çekiştirerek gerekse sürükleyerek yatak odasına götürüp yatağa savurmak oldu. Yüzükoyun düştüğüm yataktan başımı kaldırıp nefretle ona baktım.
"Bunu neden yapıyorsun?" diye sordum ağlamaklı bir sesle.
"Sen benimsin ve hep öyle kalacaksın." diye bağırdı. İtiraz edercesine başımı iki yana salladım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Julietta
Roman pour AdolescentsÇıkmaz bir sokak gibiymiş demek ki AŞK insan bir kere gönül verdi mi geri dönüşü mümkün olmuyormuş.
