Fena Çarpıldım

10.2K 374 125
                                        

Keyifli okumalar...

Kulağıma kulaklığımı geçirdim ve sakin adımlarla yürümeye başladım. Bana yaşattığı korkunç bir geceden sonra Arthur'un pişman olup hediye ettiği pahalı saatime baktım, daha yeni on ikiye geliyordu. On beş dakika sonra adımlarımı hızlandırmış ritmik bir şekilde koşuyordum. Zihnim boşalırken güneşin bana gülümseyen yüzü tıpkı Agata teyzenin söylediği gibi her sıkıntının ardından bir ferahlık var diyordu. Yüzümde oluşan tebessümle hızımı arttırdım ve koşmaya başladım. Ter damlacığının ensemden başlayıp sırtımdan süzülmesi nasılda iyi hissettirmişti. Mırıldandığım şarkıya ve koşmaya kendimi o kadar kaptırmıştım ki birden sert bir şeye çarptım ve aynı hızda geri teperek dengemi sağlayamadan yere kıç üstü düştüm. Sıyrılan avuç içlerime bakıp acıyla inledim.

"Ah..." Bu olay o kadar hızlı olmuştu ki neye çarptığımı bile anlayamamıştım. İri bir elin bana uzandığını görmemle o elin sahibinin konuşması bir oldu.

"Üzgünüm sizi fark etmemiş olmam büyük bir kabahat."

Adamın düzgün konuşması en az sesi kadar dikkat çekiciydi. Başımı kaldırıp baktığım da işte ikinci bir şoku o zaman yaşadım. Yaşı yirmili yaşlarının ortasında en fazla yirmi yedi diyebilirim. Duruşu dik, sağlam ve de oldukça çekici bir adam gözlerini irice açmış hafif bir şaşkınlıkla bana bakıyordu. Açık mavi gözleri o kadar belirgindi ki insanın uzun süre bakmak isteyeceği kadar parlaktı. Yanık buğday teni, kusursuz sayılabilecek yüz hatları vardı. Siyaha yakın saçları gür ve de hafif dalgalıydı. Burnu ise sanki özenle yerleştirilmiş gibi duruyordu. Kendimi toparlayarak ona bakmayı kestim ve uzattığı eline elimi yerleştirdim. Beni kendine öyle hızlı çekti ki bedenlerimiz birbirine yapıştı, uzun boyumdan dolayı burnumun hafifçe çenesine değdiğini hissedince panikledim.

"Sanırım kabahat bende. Kendimi koşmaya fazla kaptırmıştım." dedim kendime çeki düzen vermek için geri çekilirken. O ise hoşnutsuz bir şekilde elimi bıraktı. Üzerimdeki tozları silkelerken gözüm onun ayakkabılarına takıldı. Siyah deriden parlak ve oldukça pahalı görünümlüydü. Gözüm yavaşça yukarıya çıkarken üzerine tam oturmuş siyah takım elbise olduğunu fark ettim. Sanırım iş adamıydı. Belki de bir avukat ya da moda dergilerinden fırlamış bir mankende olabilirdi.

"Doğrusu takım elbiseyle parka pek uyum sağlamıyorsunuz." Az önceki düşüncelerimi dile dökerken, sesime alaycı bir tını eklemeyi de ihmal etmemiştim. Sevimli bir şekilde ensesini kaşıyışına şahit olduğum da bu görüntünün oldukça tatlı olduğunu düşündüm. Bu adamın kadınları etkilemek konusunda fazla bir şey yapmasına gerek bile yoktu.

"Bugün maalesef şanssızlıklar benden yana, arabam caddenin öbür tarafında arıza yaptı. Bende iş görüşmeme yetişebilmek için burayı kestirme olarak kullanmak zorunda kaldım. Ama neyse ki size çarpınca üzerimdeki bütün uğursuzluklar yok olup gitti. Bugün başıma gelen en güzel şeysiniz siz."

Adam keskin bakışlarını bütün vücudumda gezdirirken karşısında utanmıştım. Birçok erkeğin beğeni dolu bakışlarına maruz kalıyordum ama hiçbiri bana böylesine güzel ve özel hissettirecek şekilde bakmıyordu. Sanırım yakışıklı ve zengin olduğu kadar da işini bilen çapkın bir adam duruyordu karşımda.

"İyi olduğunuzdan emin misiniz?" diye devam etti. Ciddi bir ifade takındım.

"Evet iyiyim." Popom biraz acıyordu ve dirseklerim de ama bunu kendime saklamayı uygun bularak söyleme gereği duymadım.

"Dilerseniz şurada biraz oturup soluklanın." Hemen ilerimizdeki bankı işaret ettiğini gördüm. Evet belki de otursam iyi olacak diye düşünüp sakince banka doğru yürüyüp oturdum. Kıçım ahşap bankın üzerine değer değmez, canımın acısıyla yüzümü buruşturdum. Şahin gözleri bunu hemen fark etti.

JuliettaBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin