Ep.6 "Levent gitmişti belki, ama Yavuz buradaydı"

3.3K 135 5
                                        


Yavuz'dan

Keşanlının odasından gelen sesler beni dehşete düşürmüştü. Teröristlerin buraya kadar gelmesi olası bir ihtimal değil diye düşünürken kapıyı çoktan açıp içeri girmiştim. Ve gördüğüm manzara gerçekten fazla tuhaftı.
Keşanlı yattığı yerde çırpınarak hayali teröristlerle savaşıyordu. Çaylak ise başına gelmiş onu uyandırmaya çalışıyordu. Yanlarına yaklaşınca farkettiğim şeyle şaşkınlığım ikiye katlandı. Silahı mı vardı onun elinde? Yuh ama postallar da ayağında. Bu çocuk nasıl giriyor yatağa?! Çaylak geldiğimi görünce bana döndü.
"Komutanım yine rüyasında çatışmaya girdi Mücahit abi. Uyandıramıyorum."
Çaylak'ın dediğine gülerken, demek bu ilk değil diye düşündüm. Keşanlı'ya yaklaşıp uyamadırmaya çalıştım ama uyanmıyordu. Hala bağırıp duruyordu. Sesimi iyice yükseltince yataktan fırlayıp uyandı Keşanlı. Biz şaşkınca ona bakarken , o da önce etrafına bakıp ardından bize döndü.
"Tüh ya yine rüyaymış. Aslında şehit olmama çok az kalmıştı. Neyse ben tekrar uyuyayım. Gerçekte şehit olamıyoruz bari rüyamızda olalım."
Biz hala tuhaf tuhaf Keşanlı'ya bakarken o da başını tekrar kaldırıp konuştu.
"Size de teessüf ederim komutanım. Gerçekte izin vermiyorsunuz şehit olmama bari rüyalarımı bölmeyin" diyip tekrar yattı.
Ben bakışlarımı Çaylak'a çevirince, kaşlarını kaldırıp omuz silkti. Allah'ım bir tane normal adam olmaz mı şu timde🤦🏼‍♂️Ya sabır çekip Çaylak'a yatmasını söyleyip ben de odama geçtim.

Beş dakika önce kalkan uçağın ardından bakıyorduk hala. Levent'in gidişi Bahar'ı düşündüğümden fazla etkilemişti. Buğulu gözlerle öylece duruyordu Levent'le vedalaştığımız yerde. Ben yavaşça elimi sırtına getirip bana bakmasını sağladım. Dolu gözlerini bana çevirince içim acıdı. Onu üzgün görmeye dayanamıyordum. İçimde büyüyen sarılma isteğini bastırmaya çalışarak onu çıkışa doğru yönlendirdim. Bahar gelmişti ama havalar hala serindi. Zaten tam olarak iyileşmemişti. Biraz daha burda durursak üşütücekti.
"Hadi Bahar gidelim, üşüyeceksin."
Usulca başını salladı ve benimle birlikte yürümeye başladı. Arabaya bindik. Başımı ona çevirdim. Çok üzgündü ve bu beni de çok üzüyordu. Onu neşenlendirmek için dün akşam olanları anlatmaya başladım.
"Dün gece ne oldu biliyor musun?"
Meraklı gözlerini bana çevirdi. Ne oldu der gibi dudak büktü.
Dikkatini başka yöne çekmeyi başarmanın sevinciyle anlatmaya başladım.
"Tabura dönünce Keşanlı'nın odasından teröristlerle boğuşuyormuş gibi sesler geliyordu. Önce ne olduğunu anlamadım. Ardından hızla odasına girdim. Ne görsem beğenirsin?"
Bahar küçük gözlerini merakla açmış, cevap vermeden devam etmemi bekliyordu. Bu meraklı kız çocuğu halleri hoşuma giderken devam ettim.
"Bizimki rüyasında çatışmaya girmiş, yattığı yerde terörist öldürüyor."
Bahar bu dediğime gülmeye başlarken ben devam ettim.
"Uyandırmaya çalışıyoruz uyanmıyor. Bir de postalları ve silahıyla yatmış ruh hastası."
Bahar artık kahkaha atmaya başlamıştı. Onun neşenlemesi beni de neşelendirirken konuştum.
"Uyanmayınca iyice bağırdım. Yataktan bir fırlayışı var dehşet içinde. Etrafına bakıp rüya olduğunu anlayınca 'tüh ya rüyaymış, ne güzel şehit oluyordum' diyip geri yattı. Yetmedi rüyasını böldüm diye bana sitem etti. 'Gerçekte izin vermiyorsunuz bari rüyalarımda ağız tadıyla şehit olayım' diye."
Bahar artık karnını tuta tuta gülüyordu. Ben de kendimi gülüşüne kaptırıp gülmeye başladım. Kahkaların arasından konuşmaya çalıştı.
"Ahaha ya Yavuz yeter gülmekten dikişlerim patlayacak ahaha."
Dediği şeyle anında gülmem kesilirken ben bunu nasıl düşünemedim diye kızdım kendime. Kızın neşesini yerine getireyim derken canını daha fazla yakacaktım. Evin önüne gelmiştik. Arabayı durdurup hala kahkaha atan Bahar'a döndüm. Omzundan tutup konuştum.
"Tamam Bahar gülme artık bak kestim anlatmayı gerçekten yaran acıyacak."
Telaşla konuşunca Bahar'ın da gülmesi yavaşladı. Bu sefer gülmekten sulanan gözlerini bana çevirdi.
"Merak etme iyiyim, senin yanında her zaman daha iyiyim."
Ben bir şey diyemeyip öylece gözlerine bakarken yine Bahar konuştu.
"Teşekkür ederim Yavuz. Hem yanımda olduğun için hem neşemi yerine getirmeye çabaladığın için hem de..." diyip durdu. Ben merakla devam etmesini beklerken sabırsızca sordum.
"Hem de?"
Gözlerini gözlerimden çekmeden devam etti.
"Hem de beni bu kadar değerli hissettirdiğin için."
Ben bir şey demeyip gülümserken o da utanarak bakışlarını aşağı indirdi.
"Bunun için çaba harcamıyorum. Bu kendimi de mutlu etme şeklim aslında."
Bahar şaşkınlıktan kocaman açtığı gözlerini bana çevirince yine maksadından büyük bir laf ettiğimi farkettim. — işte öyle, sen susmaya çalıştıkça ortadan sıkılmış diş macunu gibi fırlar dışarı — yine başladın saçmalamaya. Ben hafifçe öksürüp konuyu değiştirmeye çalıştım.
"Eve geldik ama istersen dışarda bir kahvaltı yapalım."
"Iıı yok saol nazlı gelecekti şimdi kapıda kalır. Ama istersen sen gel beraber kahvaltı yapalım."
"Olur."
Olur mu? Olur mu dedim ben? — valla öyle dedin. Aferin yola geliyorsun. — Ben iç sesimi duymazdan gelip, bekletmeden verdiğim olumlu cevaba Bahar'ın tepkisi ne olacak diye bakarken, Bahar'ın şaşkın bakışlarıyla karşılaştım. O da bu cevabı beklemiyordu belli ki ama gözündeki pırıltıdan mutlu olduğu anlaşılıyordu. Bu beni de mutlu ederken beraber eve geçtik.

Mavinin SiyahıBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin