Selam🤗 Bu bölümde Yavuz ve Bahar yok maalesef ama güzel, sürprizli bir bölüm oldu. Bunu tahmin etmiş miydiniz bilmiyorum😬 Bakalım beğenecek misiniz? Yeni bölüm de en kısa zamanda gelecek. İyi okumalar🤗
Yavuz'dan
Bizimkiler içeri girdiğinden beri dikkatle mekanın girişini gözetliyorduk. Adamı belki içeri girmeden görürüz diye. Ama kapı o kadar kalabalıktı bu pek mümkün görünmüyordu. Keza biraz sonra Leyla'nın 'adamımız içerde' demesiyle de adamı göremeden içeri girdiğini anladık.
Dikkatimiz kapıda, içerdekilerin adamı almasını bekliyorduk. Ben girişe biraz daha yakındım. Hafız ve Aşık biraz geride bekliyordular. Birden Leyla'nın sesi duyuldu.
"Atmaca, içerdeki şapkalı şüpheli dışarı çıkıyor. Sakallı, uzun boylu esmer. Adam sizde."
'Anlaşıldı' diyip bir elim silahımın üstünde, mekanın kapısına biraz daha yaklaştım. Hızla dışarı çıkan şapkalı adam, kapının önündeki kalabalığı yararak kaçmaya çalışıyordu. Bu adam da Mahsun'un peşindeydi. Sebebini bilmesek de işimize yarayabilirdi, elimizden kaçırmamalıydık.
Adam benim de içinde olduğum kalabalıktan kurtulup kaçmaya başlayınca, ben kalabalığın arasında kalmış peşinden gidememiştim. Hemen Hafız'ı uyardım.
"Atmaca2 adam benden kurtuldu sizde doğru geliyor. Sakın elinizden kaçırmayın."
"Anlaşıldı."
Hafız'dan onayı alınca rahatlayıp kalabalığın arasından çıkmaya çalıştım. Nihayet kalabalıktan kurtulup bizimkilerin olduğu yere hızla gelince adamı yakaladıklarını gördüm. Bir kolundan Hafız bir kolundan Aşık tutuyordu. Adam uzun boylu yapılıydı. Yani oldukça güçlü duruyordu. Kaçmak için bizimkileri rahatlıkla zorlayabilirdi. Ama o hiç bir şekilde kollarını onlardan kurtarmaya çalışmıyordu. Bizimkiler de sıkı sıkı tutmuş adamı sabitlemişlerdi.
Başını hafifçe önüne eğen adamın yüzü, başındaki şapkanın da etkisiyle kesinlikle görünmüyordu. Önüne gelip durdum.
"İyi işti Hafız" diyip tekrar adama döndüm. Garip bir hali vardı.
"Kaldır kafanı!" Dedimse de kesinlikle kıpırdamadı. Sinirlenip yaklaşarak elimle çenesini tutup, bir hışımla kaldırdım kafasını. Ama karşımda gördüğüm yüz kesinlikle görmeyi beklemediğim bir yüzdü.
Şaşkınlıkla elimi birden çenesinden çekip geriye doğru bir adım attım. Sarsılmıştım. Bu gördüğüm gerçek olamazdı. Benim bu halime bizimkiler şaşırırken konuşan Hafız'la başımı ona çevirdim.
"Komutanım iyi misiniz?"
Hafız'a cevap vermeyip başımı tekrar ona çevirdim. Gördüklerim beni yanıltıyor olmalıydı. Hızla şapkasını da çıkarınca artık karşımdakinin o olduğuna emin olmuştum. Ben şaşkınlıkla bakarken şimdi karşımda çocukluk arkadaşım, Sinan duruyordu.
Resmen şok olmuştum. Bu nasıl olabilirdi. Benim gözlerim şaşkınlıkla büyümüş halde Sinan'a bakarken o dolu gözlerle ve yüzündeki özlemle bakıyordu. İkimiz de bir şey diyemeyip öylece birbirimize bakarken, yıllar sonra duyduğum o tanıdık sesle kendime geldim.
"Yavuz."
Sinan adımı söyleyince gerçek dünyaya döndüm. O bir teröristti ve hapiste olması gerekiyordu. Burda ne işi vardı. Sinan'ın sıcak ses tonuna karşılık son derece soğuk bir sesle konuştum.
"Senin ne işin var burda?"
Hafız ve Aşık şaşkınlıkla bize bakıyorlardı.
"Komutanım tanıyor musunuz bu adamı?"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Mavinin Siyahı
FanfictionYavuz ve Bahar'ın hem bilindik hem bilinmeyen hikayesi. Söz'deki Yavuz ve Bahar burda, benim kalemimde biraz daha farklı. Diziyle paralellikler var ama daha çok görmek istediğim gibi, daha çok hayal ettiğim gibi. Dizideki her karakter bu kitapta y...
