Ep.10 "Komutanım dikkat edin!"

2.8K 143 7
                                        

Kısa bir not:
Ben bu hikayeyi yazmaya çok uzun zaman önce başlamıştım. Söz'ü çok severek izliyorum. Ama en çok da, izledikçe sevdiğim Yavuz ve Bahar'ı seviyorum. Diziyi izlerken Yavuz ve Bahar'a dair hep daha fazlasını hayal ettim. Daha sonra da kalıcı hale getirmek istediğim için yazmaya başladım. Daha sonra da buraya gelmeye karar verdim. Aslında yazmaya başlarken bir olay örgüsü, kurgu düşünmeden sadece Yavuz ve Bahar'ı yazmak istedim. Çoğunlukla da öyle oldu, devamı da çoğunlukla öyle olacak. Yani tabi hikayenin, bölümlerin kendine göre bir kurgusu var. Ama odak noktamız Yavuz ve Bahar'ın pek görmediğimiz ama görmeyi hayal ettiğimiz halleri. Neyse uzatmayayım. İyi okumalar :)

Yavuz'dan 

Leyla evrak işlerini halledip gelmişti. Timdeki herkes dışardaydı. Biz de oturmuş özlem gideriyorduk. Leyla sınırötesinde yaşadıklarını anlatıyordu. Tabi anlatabildiği kadarını. Ben de asker olsam bile, anlatamayacağı operasyonlar vardı elbet. Ben de aynı şekilde ona anlattım son üç senemi. Tabi en önemli kısmı yani Bahar'ı anlatmamıştım. Evleneceğimi duyunca ne tepki verecekti acaba. Gerçi az çok tahmin ediyordum ama.

"Valla Yavuz gözümde tüttün. Şimdi beraber çalışacak olmak harika bir şey."

"Sen de benim gözümde tüttün cadı."

"Bana bak Yavuz. Bir konuda anlaşalım. Askeriye sınırları içerisinde iş ilişkimizin ciddiyetini göz önünde bulundurarak bana bu şekilde hitap etmeni istemiyorum."

"Bak sen. Büyümüş de bana işimi öğretiyor. Tamam anlaştık. O zaman sen de bana komutanım diyeceksin."

"Komutanım?"

"Evet komutanım. Ben senin komutanınım sonuçta. Senden kıdemliyim."

"Öyle olsun sarı komutan."

"Sarı komutan değil, komutanım."

Leyla birden ayağa fırlayıp karışımda selam durdu.

"Emredersiniz komutanım."

İkimiz de gülmeye başladık. Leyla benim sahip olduğum tek ailemdi. Ben de onun. Bizim birbirimizden başka kimsemiz yoktu. Özellikle Sinan'dan sonra, Leyla hepten yalnız kalmıştı. İkimiz de yalnızlığımızı birbirimizle gidermiştik. Ama şimdi benim hayatımda bir de Bahar vardı. Ben bunları düşünürken artık söylemenin vakti geldi diye düşündüm. Zira ben geciktirdikçe Leyla'nın tepkisi aynı oranda büyüyecekti. Ben de bakalım ne diyecek diye birden söyleyiverdim.

"Leyla ben evleniyorum."

Tahmin ettiğim gibi olmuş. Leyla çok şaşırmıştı. Çekik gözlerini kocaman açmıştı. Bu tepkisinin beklediğim kısmıydı. Bir de beklenmeyen kısmı vardı. Suratıma püskürttüğü su. Sanırım bunu söylemek için önce suyunu içmesini beklemem gerekiyordu.
Elindeki bardağı masaya bırakıp ağzını peçeteyle silerken hala kocaman açtığı gözlerle bana bakıyordu.

"Yanlış duydum galiba. Napıyorsun napıyorsun?"

Ben de suratıma püskürttüğü suları silerken konuştum.

"Doğru duydun evleniyorum. Ama gerçek bir evlilik değil."

Leyla'nın kafası iyice karışmıştı ve onun bu halleri çok eğlenceliydi. Ben de zaten bilerek hikayeyi tersten anlatıyordum.

"Ne demen gerçek evlilik değil? Ne saçmalıyorsun allasen?"

"Bizim burda doktor bir arkadaşımız var. Adı Bahar. Tayini çıktı. Biz de burda kalabilsin diye formaliteden nikah kıyacağız."

"Niye?"

"Nasıl niye?"

"Yani niye burda kalması bu kadar önemli?"

Mavinin SiyahıBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin