Ep.45 "Seninle gurur duyuyorum, baba"

2.3K 96 16
                                        


İstanbul sınırlarını çıkmadan bir bölüm daha göndereyim dedim ♥️ gitmeden önce biraz spoi🙈🙉🙊 bir sonraki bölümden sonra ortalık biraz karışacak 🙃😎🤨🤭
İyi okumalar🤗

Yavuz'dan

Karşımdaki adamların bir açıklama yapmasını beklerken, sabırsızca kıpırdandım. Bu 3 adamın ne sebeple bir araya geldiğini düşünürken, hiçbir mantıklı sonuca ulaşamıyordum. Aklıma gelen tek şey, Bahar'la ilgiliydi ve bu beni geriyordu.

Bahar'ın babasıyla daha önce tanışmamıştık ama, zengin bir iş adamı olduğunu biliyordum. Her ne kadar kızıyla yıllardır görüşmüyor olsalarda, kendini Bahar üzerinde hak sahibi görüyor olması muhtemeldi. Hal böyle olunca, kızının hem doğuda tehlikeli bir yerde yaşayıp, üstüne bu tehlikelerin başrolü olan bir adamla evli olmasını istemeyeceğini düşünüp, tedirgin olmuştum hep. Şimdi bu karşılaştığım manzara aklıma 'Bahar'ı benden alacaklar' fikrinden başka bir şey getirmiyordu.

Bu düşünceyle öyle gerilmiştim ki. Sol elimin baş parmağıyla, alyansımla oynayıp duruyordum.

Ben hala tedirgince beklerken, Yıldırım bey, diğer adama bakarak konuştu.

"Ben mi başlayayım?"

Adam yutkunup olumlu anlamda kafa salladı. Ardından Yıldırım bey derin bir nefes alıp bana döndü.

"Anlatacaklarımız seni fazlasıyla şaşırtacak Yavuz. Önce şuraya otur."

Eliyle işaret ettiği sandalyeye baktım.

"Gerek yok, iyi böyle."

"Peki madem. O zaman her şeyden önce söylemem gereken bazı şeyler var. Öncelikle, burada konuştuklarımız burada kalacak. Bahar dahil, hiç kimseye söylemeyeceksin."

Kaşlarım çatık, gergin bir ifadeyle dinliyordum. Şimdi de, karımdan bir şeyler saklamamı istiyorlardı. Üstelik babası tarafından geliyordu bu istek.

"Üzgünüm Yıldırım bey. Ben karımdan hiçbir şey saklamam. Zaten son bir iki gündür, şu Yiğit yüzünden Bahar'a yalan söylemek zorunda kaldım. İçim rahat değil. Fazlasını kabul edemem."

Yıldırım bey iç geçirip hafifçe tebessüm etti.

"Sen gerçekten çok iyi bir eşsin Yavuz. Ama bunu Bahar'ın iyiliği için istiyorum. Neyse zaten anlattıklarımızdan sonra bize hak vereceksin" yanındaki adama bakıp ekledi "yani umarım."

Ben istifimi bozmadan bekliyordum. Yıldırım bey bir süre düşünüp devam etti.

"Bu o kadar uzun bir konu ki, nerden başlasam bilemiyorum?"

"Yiğit'ten başlayabilirsiniz. Zira onun sadece bir doktor olmadığının farkındayım. Neden Bahar'ın yanına yolladınız onu?"

Ben tekrar gerilmiştim.

"Haklısın. Madem öyle, ordan başlayalım. Evet, senin de dediğin gibi, Yiğit basit bir doktor değil. Hastaneye de doktorluk yapmak için gelmedi. Çok daha farklı bir görevi vardı."

Ben çatık kaşlarımla Yiğit'e kısa bir bakış atıp, tekrar Yıldırım beye döndüm.

"Yiğit Bahar'ı korumak için geldi Karabayır'a."

Ben sinirlenmiş tam konuşacaktım ki, Yıldırım bey devam etti.

"Ve seni."

Şaşırıp başımı ona çevirdim. Beni mi? Yiğit beni neyden koruyacaktı? Ayrıca Bahar'ı da kimden ya da neyden koruyacaktı?"

Mavinin SiyahıBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin