Yavuz'dan
Taburda, timle hazırlanıyorduk. Operasyon emri gelmişti. İstihbaratla ortak bir operasyona çıkacaktık. Sinan'ların aylardır peşinde oldukları bir adamla ilgili bir istihbarat gelmişti. Ellerinde yüksek miktarda patlayıcı olduğu ve büyük bir eylem planladıkları biliniyordu. Gelen istihbaratta, patlayıcıların saklandığı yerle ilgili bilgi vardı. Askeri destek gerekince, görev bizim time gelmişti. Zorlu bir göreve çıkacaktık. Bora ve timi de bizimle gelecekti.
Sinan aylardır burda çalışıyordu ama biz ilk defa birlikte uzun soluklu, planlı bir operasyona çıkacaktık. Sınır ötesine gidip patlayıcıları alacak, alamazsak imha edecektik. Başarılı olmaktan başka bir seçeneğimiz yoktu. Aksi halde tüm ülkeyi etkileyecek bir eylem planı hayata geçirilecekti.
Hazırlıklarımızı yaparken başımı kaldırıp time baktım. Hepsi büyük bir ciddiyetle hazırlanıyorlardı. Gözüm Karabatak'a takıldı. Bir yandan hızla hazırlanıyordu ama çok dalgın görünüyordu. Aklı Nazlı'daydı sanırım. Sonra dönüp Hafız'a baktım. O diğerlerinden daha tecrübeli bir askerdi. Büyük bir ciddiyetle hazırlanıyordu. Ama onun da durgun bir hali vardı. Arkasında karısını, oğlunu bırakacaktı. Sonra kendimi düşündüm. Uzun süredir böyle sınır ötesi operasyon olmuyordu. Hele ki Gülümser doğduğundan beri bu ilk operasyondu. Benim de içimde bir sıkıntı vardı. Boğazıma bir yumru oturmuştu sanki. Bu sefer uzun sürecek bir operasyona çıkacaktık. Günler, belki haftalar sürebilirdi. Neyle karşılaşacağımız, başımıza neler gelecek, hiç belli değildi. Bahar'la evlendikten sonra bu kadar uzun süren bir operasyona gitmemiştim hiç. Daha yeni doğum yapmıştı, lohusaydı. Ya kızım, daha bir hafta bile olmamıştı doğalı. Benim için de çok zor olacaktı onlardan ayrılmak. Zorlu bir operasyona gidiyorduk ve gidip de dönmemek vardı. Biz hızla hazırlanırken Sinan girdi içeri. Bakışlarımız anında ona döndü.
"Helikopterlerden birinde bir sorun var hemen gelemiyor. Bir saat sonra çıkacağız yola."
Birden yüzümüz aydınlandı. Sinan da hafiften gülümsüyordu. Operasyon emri ani gelmişti ve biz hemen hazırlanmaya başlamıştık. Evlerimize gidip, ailelerimizle vedalaşamamıştık. Gitmeden bir telefon edecektik sadece. Ama şimdi vedalaşmak için bir saatimiz vardı. Gitmeden önce ailelerimizle geçireceğimiz son bir saat.
Sinan gözünü dikmiş bana bakıyordu. O da aynı şeyleri düşünüyordu. Üstelik Leyla hamileydi. Sinan için Leyla'yı burda bırakmak çok zor olacaktı. Ben de gözlerine güven verir şekilde bakıp tebessüm ettim. Sonra time döndüm.
"Madem öyle gidin ailenizle, sevdiklerinizle vedalaşın. Zor bir operasyona gidiyoruz. Gidip de dönmemek var. Bu bir saatinizi iyi değerlendirin. Ama geç kalmayın. Bir saat sonra herkes burda olsun.
"Emredersiniz komutanım."
Tim bir ağızdan konuşup, üzerlerini değiştirmeden ama silahlarını çıkarıp, çıktılar dışarı. Ben de sıkıntıyla bekleyen Sinan'a döndüm.
"Hadi biz de gidelim kardeşim. Bora'ya haber verip ordan eve geçeriz."
Sinan kafa sallayıp odadan çıkınca, ben de peşi sıra çıktım. Koridorda Bora'yla karşılaştık. O da operasyon için hazır şekilde yanımıza geliyordu. Bizi görünce şaşkınca baktı.
"Helikopterde bir sorun varmış. 1 saat sonra yola çıkabileceğiz. Biz de sana haber vermeye geliyorduk."
Bora hafifçe gülümsedi. Bir bana bir Sinan'a baktı.
"Tamam Yavuz. Ben time haber vereyim. Sonra da eve gidip Özge'yi görürüm."
Bora tedirgince yutkunup durdu. İlk bebeklerini Bora böyle zorlu bir operasyondayken kaybetmişti Özge. Şimdi tekrar hamileydi ve biz zorlu, sonu belli olmayan bir operasyona gidiyorduk. O da endişeleniyordu haliyle. Elimi omzuna getirip sıktım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Mavinin Siyahı
FanfictionYavuz ve Bahar'ın hem bilindik hem bilinmeyen hikayesi. Söz'deki Yavuz ve Bahar burda, benim kalemimde biraz daha farklı. Diziyle paralellikler var ama daha çok görmek istediğim gibi, daha çok hayal ettiğim gibi. Dizideki her karakter bu kitapta y...
