Yavuz'dan
Gözlerimi kısmış, tuhaf tuhaf, konuşan Keşanlı'ya bakıyordum. Karabatak'ı karşısına oturtmuş taktik veriyordu.
"Aga bu işler böyle. Seviyorsan gidip evleneceksin."
"Huy Keşanlı! Ne evlenmesi ya?!"
Ben bu sefer kaşlarımı çatıp, Karabatak'a çevirdim bakışlarımı, Keşanlı da ifadesini ciddileştirmiş bakıyordu.
"Ne demek lan ne evlenmesi? Sen komutanın kızıyla gönül mü eğlendiriyorsun? Karabatak, bak kardeş mardeş dinlemem, alırım ayağımın altına."
Karabatak göz devirip konuştu.
"Ne diyorsun oğlum ya? Ben Nazlı için ölüyorum diyorum sen bana gönül mü eğlendiriyorsun diyorsun?"
"Ne bileyim aga, sen öyle ne evlenmesi deyince ondan şey ettim. E tamam o zaman gider isteriz biz de Nazlı yengeyi."
Karabatak iç geçirip konuştu.
"Dayıoğlu ben nasıl evleneyim Nazlı'yla? Erdem komutan hala tam olarak izin vermiş sayılmaz durumumuza. Hem de.."
Karabatak durunca Avcı girdi lafa.
"Hem de ne?"
Karabatak başını kaldırıp dolu gözlerle baktı.
"Benim kimsem yok ki. Kim gidip isteyecek Nazlı'yı?"
Karabatak'ın hali içime dokunurken yutkunup konuştum.
"Ne demek oğlum kimsem yok? Biz neciyiz burda?"
"Siz benim ailemsiniz komutanım. Ama ne bileyim. Yani insan anası babası olsun istiyor yanında. Hadi benim ne istediğimi geçtim. Erdem yarbay demez mi nerde anan baban diye?"
"Saçmalama Karabatak. Erdem yarbay bilmiyor mu senin durumunu?"
Karabatak tekrar, konuşan Avcı'ya döndü.
"Biliyor biliyor da ne bileyim."
"Ateş, oğlum. Sen buna üzülme. Erdem yarbay onay versin, ben gidip isterim Nazlı'yı. Hep beraber gider isteriz, merak etme."
Karabatak tekrar gözleri dolarken bana dönüp konuştu.
"Saolun komutanım. Siz olmasanız ne yapardım bilmiyorum."
Ateş kalkıp kollarını bana uzatınca, ben de gülümseyip kalkarak sarıldım ona. Ardından Keşanlı da gelip ikimize birden sarıldı. Sonra diğerleri de geldiler. Biz sadece bir tim değil, bir aileydik.
Biz sarılı haldeyken, içeri giren Leyla'yla ayrılıp ona döndük. Leyla şaşırmış bakıyordu.
"Hayırdır, niye böyle sevgi yumağı oldunuz?"
"Karabatak'a Nazlı yengeyi isteyecek Yavuz komutanımız da ona sevindik komutanım."
Keşanlı'nın dediğine Leyla gözlerini kocaman açarak gülümsedi.
"Aha! Ne zaman? Düğün mü var yani? E hadi inşallah."
"Dur dur coşma hemen. Yani Erdem yarbay ne zaman olur verirse gidip isteyeceğiz Nazlı'yı."
"Olur olur. Ateş'ten daha iyi damat mı bulacakmış sanki."
Biz Leyla'ya gülerken, dışardan gelen silah sesleriyle gülmemizi kesip anında silahlarımızı çektik. Ne olduğunu anlamak için cama yöneldim.
"Yavuz, n'oluyor?"
"Bilmiyorum, bir şey görünmüyor."
Silah sesleri devam ederken hızla çıktım odadan. Diğerleri de peşimden. Hızla ve dikkatlice koridorda ilerlerken, Erdem yarbay odasından çıktı hışımla.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Mavinin Siyahı
FanfictionYavuz ve Bahar'ın hem bilindik hem bilinmeyen hikayesi. Söz'deki Yavuz ve Bahar burda, benim kalemimde biraz daha farklı. Diziyle paralellikler var ama daha çok görmek istediğim gibi, daha çok hayal ettiğim gibi. Dizideki her karakter bu kitapta y...
