Ep.14 "Tek korkum sensin be adam.."

3.1K 135 13
                                        


Yavuz'dan

Kapının kulbunu yavaşça aşağı indirdim. Sonra aklıma gelen şeyle birden durdum. Elimi yavaşça geri çekip başımı Leyla'ya çevirdim. O da ne oldu der gibi bakıyordu. Kaşlarımı çatıp sessizce konuştum.

"Bu biraz kolay olmadı mı?"

"Ne kolay olmadı mı?"

Bu sefer kapıya arkamı dönüp diğerlerine de baktım.

"Sen Çolak'a ait üç mekan buluyorsun. Çolak'ın gönderdiği adres de bu mekanlardan birine ait çıkıyor. Biz bu zamana kadar Çolak'ın nerde olduğuyla ilgili kesin bir istihbarat alamamışken üstelik. Bunlar fazla tesadüf değil mi?"

Durup tepkilerine baktım. Onların da kafası karışmış düşünüyorlardı.

"Buraya geliyoruz kimse yok. Tek bir odanın kapısı kapalı ve tuzaklı. Dışardan bakıp içeriyi görmemiz de mümkün değil. Çaylak tuzağı hemen farkediyor. Ayrıca Bahar tuzak kurdular da demişti. Diyelim ki Bahar içerde bağlı ve kapıyı açınca bomba harekete geçecek. Onu kurtarmamız için zamanımızın olduğunu tahmin etmemiş olamaz."

"Haklısın. Bunda başka bir iş olmalı."

Leyla'yı başımla onaylayıp Çaylak'a döndüm.

"İçerdeki bir gaz bombası olabilir mi?"

"Olabilir komutanım."

Hemen Ateş ve Keşanlı'yı gaz maskelerini almaları için araca gönderdim. Birkaç dakika sonra geldiler. Maskeyi takmadan Avcı'yla konuştum.

"Avcı, etrafta bir hareketlilik görüyor musun?"

"Hayır komutanım hiçbir şey yok."

"Dikkatli ol, çünkü birazdan olacak."

"Anlaşıldı."

Maskeleri takıp elimi kapının kulbuna koydum tekrar. Her ne kadar bu durum daha olası olsa da yine de yanılma payım vardı ve Bahar içerde patlayıcı bir bombayla olabilirdi. Ne olursa olsun dikkatli olmam lazımdı. Nefes verip kapıyı yavaşça açtım.

Tahmin ettiğim gibi olmuştu. İçerde gaz bombası vardı ve kapıyı açar açmaz gaz bütün odayı kaplamıştı. Bahar'ın orda olup olmadığını kontrol ettim hemen. Yoktu. Ama başka bir şey vardı. Kapının açıldığını dışarda bekleyenlere haber veren bir sinyal gönderici. Bunu farketmemle dışardan Avcı'nın tüfeğinin sesini duymam bir olmuştu. Hemen binanın içinde siper alıp, Avcı'dan kurtulup içeri girmeyi başaranları beklemeye başladık.

Şimdi net bir şekilde anlaşılıyordu ki Çolak bizi bayıltıp burdan götürmek için hazırlamıştı bu düzeneği. Anlaşılan farklı bir planı vardı. Ama artık bizim de onun tahmin etmediği bir planımız vardı. Derken birkaç adam içeri girmişti bile.

Bahar'dan

Elim kolum bağlı öylece bekliyordum. Bir tarafım bu iğrenç adama daha fazla tahammül edemeyip bir an önce burdan kurtulmak isterken, bir tarafım Yavuz'un buraya gelmemesini diliyordu. Bu adi herif onlara tuzak kurmuştu ve benim yüzümden başlarına bir şey gelecek olması beni kahrediyordu. Yavuz'u bir kaç dakika bile olsa görmek bana güç vermişti. Benim için ne kadar endişelendiği belli oluyordu. Bu pislik herif bana dokunmaya kalktığında çaresizce çırpınışları içime dokunmuştu. Bir taraftan da beni böyle sahiplenmesi, benim için üzülmesi, beni sakinleştirmeye çalışması beni mutlu etmişti. Bu iğrenç yerde beklerken tek tesellim Yavuz'un mavilerini son bir kez olsun görmüş olmaktı.

Onun beni kurtarmak için geleceğinden adım gibi emindim. Bu beni endişelendirirken, bir taraftan da düşünüyordum. Bu pislikler bir tuzak kurduysa, Yavuz da mutlaka o tuzağı bozacak bir plan yapmıştır. Ne de olsa Sarı Komutanın analitik zekası. Bu düşünceyle içime bir umut dalgası yayılırken, telefonda konuşan Çolak'ın dediklerine kulak kesildim.

Mavinin SiyahıBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin