4. Bölüm

388 21 21
                                        

Geri kalan derslerde tüm hızıyla geçip gitmişti. Hocanın dersi bitirmesiyle defter kalemlerimi çantama koyuyordum.

"Yarın görüşürüz fıstık,Yardım lazım mı bu arada?"Diye sordu. Sesin sahibine doğru kafamı kaldırınca Ekin'i gördüm.

"Görüşürüz,hayır teşekkürler." Diye mırıldandım. Ekin başı ile onaylayıp sınıftan çıktı.

Sınıfta sadece 3 kişi kalmıştık. Ateş Ben ve Ezgi...

Telefonuma gelen bildirimleri hızlıca silerek çantama koydum. O sırada Ezgi Katlanmış Tekerlekli sandalyesini açıp bana doğru yaklaştırdı. O sırada Ateş de ayaklanmıştı. Telefonuna gelen arama ile duraksadı.
"Onur,Şimdi çıktım ben. Yarım saate ordayım." Biraz bekleyip "Tamam" dedi. Ve aramayı sonlandırıp telefonu cebine koydu. Ezgi sağ kolumdan tutup belimi kavrarken tüm gücümle ayağa kalkmaya çalıştım. O sırada Sol kolumu Ateş kavradı ve tekerlekli sandalyeye oturmama yardımcı oldu.

"Teşekkür ederim." Dedim varla yok arasında olan sesimle.

"Rica ederim." Dedi gülümseyerek. Beraber sınıftan çıkarken Koridorda gezen 2-3 Kızın bana bakıp fısıldaştıklarını görünce başımı önüme eğdim.

"Hayırdır kızlar bir sorun mu var?!" Dedi Ateş sert bir sesle.
Bunu beklemiyordum!

İçlerindeki Sarı Saçlı Kız neredeyse Ateş'in ağzına girmeye çalışarak cilveli bir ses tonlaması ile
"Yok bir şey Ateş'ciğim." Dedi. En nefret ettiğim kız tipi!

"Olmasında zaten!" Sesi aynı tondaydı.

O sırada kızlar bozulup merdivenlerden hızlıca inerken bizde asansörün önüne gelmiştik.

"Of ama yaa!" Ezgi'nin bu söylemi üzerine Ezgi'ye döndüm.

"Noldu?" Diye sordum.

"Elektrikler mi gitmiş Asansör mü kapalı? Baksana çalışmıyor." Dedi. Yüzümü asarak "Elektrik gitmiştir." Dedim.

"Tamam o zaman şöyle yapalım. Ben seni aşağı indirirken Ezgi de tekerlekli sandalyeyi aşağı indirsin." Dedi Ateş.

"Sana yük olmasın. Biz bekleriz elekriklerin gelmesini." Diye mırıldandım.

"Yok canım ne yükü?" Dedi ve bana yaklaştı. Bir elini dizlerimin altından geçirerek diğer eliyle kollarımın altından belimi kavradı. Beni çevik bir haraketle kucağına alırken kokusunu buram buram aldım.

Yavaşça ilerleyip merdivenlerden inerken Ezgi de arkamızdan tekerlekli sandalye ile iniyordu. Ateş'in kucaklarında uçtuğumu hissetmiştim. Kollarımı boynuna dolarken

"Teşekkür ederim." Diye mırıldandım kulağına doğru.

"Rica ederim." Dedi son basamağı da indiğimizde. Ateş Arkasını dönüp Ezgi'ye bakarken Ezgi de inmişti.

Tekerlekli Sandalyeyi geri açtığında Ateş beni nazikçe Oturttu.

"Çok teşekkür ederiz Ateş." Dedi Ezgi de tebessümle.

"Rica ederim. Rampadan da ben indireyim istersen." Diye mırıldandı.

"Olur,çok sevinirim." Dedi Ezgi tekerlekli sandalyenin arkasından çekilerek. Ateş Arkama geçerek Yavaşça beni sürmeye başladı. Fakülteden çıktığımızda temiz havayı içime çektim. Rampadan indirirken nefesimi tutmuştum. Beni sarsmadan yavaşça indiriyordu. Rampa bitiminde arkama dönüp
"Teşekkür ederim." Diye mırıldandım.

"Rica ederim." Dedi tebessümle. Ardından Ezgi de teşekkür edince arkama geçti ve beni Adem abi'nin arabasına doğru sürmeye başladı.

-

Eve girdiğimizde salona doğru gittik.
Babam kahvesini yudumluyordu.
"Hoşgeldin güzel kızım. Nasıl geçti günün?" Diye sordu.

"Fena değildi." Diye mırıldandım.

"Sende hoşgeldin Ezgi kızım. Geç otur." Dedi.

Ezgi "hoşbuldum." Diyerek hemen yanımdaki tekli koltuğa oturdu.

"Fizyoterapistler ile görüştüm. İki tane fizyoterapist ayarladım senin için. Haftanın iki günü rehabilitasyon merkezine gideceksin. Hızlı sonuç alabileceğini söylediler. Umarım öyle olur. Dilersen çarşamba günü gidebiliriz. Dersiniz kaçta bitiyor çarşamba günü?" Diye sordu babam.

"12.30'da bitecek Selim Amca." Dedi Ezgi tebessümle. Bir yandan bana bakıp omuzumu okşadı.

"Güzel. Biz de 1.30 gibi gideriz. Tanışırsın fizyoterapistlerle. Şimdi isterseniz üzerinizi değiştirin. Nurcan'da size yemek koysun."

Ezgi başıyla onaylayarak Beni Asansöre doğru sürmeye başladı.

Asansöre binip benim odama girdiğimde çantamı kucağımdan alıp yatağa bıraktı.

Dolabımdan siyah eşorfman takımını çıkarıp üzerimi değiştirmeme yardımcı oldu. Saçımı dağınık topuz yapıp dudağımdaki nemlendiriciyi elimin tersiyle sildim.

"Canım Ben yemekten sonra eve gitsem akşam tekrar abimden izin alıp gelsem olur mu?" Diye sordu Ezgi.

"Olur tabii ki." Dedim sevecen bir tavırla. Ezgi annesini 9 yaşında iken kaybetmiş. Babası hayatta fakat işleri dolayısıyla yurtdışındaydı. Çok nadir İstanbul'a gelir Çocuklarını görüp geri giderdi. Ezgi de Babası yokken Abisinin gözetimindeydi.

O da dün giydiği kıyafetleri üzerine geçirince mutfağa indik. Annem tabakları masaya koymuş
'afiyet olsun' dedikten sonra Salona gitmişti. Yemeklerimizi yedikten sonra Ezgi beni odama bıraktı. Yatağa oturtturduktan sonra tekerlekli sandalyeyi odamdaki küçük banyoya bıraktı. Yanaklarımdan öpüp kocaman sarıldı. Çantasını da alıp evden gitti.

Bende o gelene kadar komodinin çekmecesindeki okuma kitabımı elime aldım. Canım ne zaman sıkkın olsa ya kitap okurdum ya müzik dinlerdim. Şu an kitap okumanın bana iyi geleceğini düşünüyordum. Ayracı koyduğum sayfayı açıp kaldığım yerden devam etmeye başladım.

-

'"Küllük yok mu?"

"Al" dedim,uzattım kolumu "söndür sigaranı."

Öyle bir tutkuydu ki;onun dudaklarında yanıp tutuşan şey benim tenimde sönmeliydi."'

Dakikalarca bu satırları okudum. Kendime itiraf edemesem de ilk okuduğumda aklıma Ateş gelmişti. Nereden,nasıl geldiğini bilmiyordum ama bu pek hayra alamet değildi.

Düşüncelerimi bölen zil sesi ile kaldığım sayfaya ayracı sıkıştırarak kitabı çekmeceye geri koydum.

Odamın kapısı açılırken Ezgi Yerine elinde bir buket çiçek ile beraber Eren'i görmeyi beklemiyordum.

Bu neydi şimdi?

VAVEYLA Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin