34. Bölüm

153 14 12
                                        

"Ağrı kesici hapını aldın mı?" diyerek koltuğun yanına oturdum. Dün doktordan olumlu cevap alınca toparlanıp Ateş ile Onur'un evine gelmiştik.

"Almadım." diye fısıldadı Ateş kapanan gözleriyle. "Uykun mu var Ateş?"

"Hıhım. Biraz uyuyayım." dedi ve gözlerini tamamen yumdu. Ona gülerek koltuktan kalktım. Sehpadaki ilaç poşetlerini elimle top haline getirip mutfaktaki çöp kutusuna attım. Onur da mutfakta Ezgi ile yemek yapıyordu.

"Uyudu mu?" diye sordu Onur. "Uyudu uyudu." diyerek tavuk suyu çorbası yapmak için kollarımı sıvadım.

Çorba hazır olduktan sonra bir kaseyi doldurarak tepsiye koydum. Tepsinin yanına çeyrek limon ve iki dilim ekmek de bırakarak salona girdim.

"Ateş... Uyan." Tabiki uyanmadı!

"Ateeeş."

"Hıı?" mırıldanışına gülümserken "Kalk." dedim. Gözlerini araladı. "Çorba kokuyor." dedi ve doğruldu.

"Koca bebeğime çorba yaptım." diyerek tepsiyi kucağıma aldım. Kaşığı çorbaya daldırıp biraz ılıttıktan sonra kaşık dolusu çorbayı Ateş'e yedirdim. "Çok güzel olmuş birtanem. Eline sağlık."

Yanağından öpüp çorbayı içirmeye devam ettim. "Onur ile Ezgi pilav salata yapıyor içerde. Yemek ister misin?" diye sordum Çorbanın son kaşığını ona içirirken.

"Çok az yiyebilirim sanırım." dediğinde onaylar gibi başımı salladım. Tam kalkacaktım ki bileğini tuttu. "Yaklaşır mısın?" diye sordu.

Kaşlarımı çattım. "Hadi." diye mırıldandı.Yüzüne doğru yaklaştım. Burnumun ucuna minik minik üç öpücük kondurduğunda gülümsedim. "Çorba için... Teşekkür ederim."

Boynuna bir öpücük bıraktıktan sonra rica edip ayağı kalktım. Boş kaseyi lavaboya bırakırken Ezgi ile Onur balkonda kahve içiyordu. Pilav ve salata ise hazırdı. Geniş bir tabağa biraz pilav ve salata bırakıp Ateş'in yanına döndüm.

"Onur ile Ezgi nerede?" diye sordu. "Balkonda kahve içiyorlar. Aç değiller sanırım." diyerek pilav dolu kaşığı ağzına götürdüm.

"Ben sana birşey diyeceğim Ateş." dedim sesimi kısık tonda tutmaya çalışarak.

"Söyle birtanem." dedi lokmasını yuttuktan sonra. Bir kaşık salata yedirdikten sonra tek nefeste konuştum. "Sen vurulduğun gece babama sana aşık olduğumu söyledim. Yani bizi biliyor."

Ateş öksürdü.

Hemde çok şiddetli.

Sehpadaki su dolu bardağı ona uzatırken hâlâ öksürüyordu. Suyu yavaş yudumlar ile içtikten sonra ilk tepkisi "Ha?" oldu.

"Valla söyledim. N'apayım? Çok ağlayınca anladı." dedim dudak bükerek. Ateş ellerimi tuttu. "Canımın içi." diye mırıldandı. "İlla ki öğreneceklerdi. Erken öğrenmesinde bir sakınca göremiyorum. Biraz toparlayayım,babanla görüşmeyi çok isterim. Sıkma güzel canını." Ellerimin üzerlerine minik minik öpücükler bıraktı.

"Biz artık kalkalım olur mu?" diye sordum tepsi ile birlikte dikleşirken. "Sende güzelce dinlen."

"Olur birtanem. O telefonun açık olsun. Mesajlarıma cevap vermeyi unutma ve bu koca bebeği merakta bırakma."

"Tamam hayatım." diyerek boynunu öptüm. Tepsiyi mutfağa bırakırken Ezgi ile Onur içeri girdi. Ezgi Ateş'e geçmiş olsun dileklerini ilettikten sonra evden çıktık.

-
Ezgi'yi yol üzerinde evine bırakıp evime geçmiştim. Ilık bir duşun ardından biraz kitap okumuştum. Kafamı toparlayamayınca kitabı kapattım. Aklım Ateş'teydi.  O sırada telefonuma mesaj bildirimi geldi. Kitabı komodinin üzerine bırakıp telefonumu aldım.

VAVEYLA Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin