Eve gelir gelmez uyumuş, ancak daha hava aydınlanmadan sabaha karşı uyanmıştım tekrardan. Tekrar uyumak için gözlerimi kapatacaktım ki hissettiğim ağrıyla beraber bunu yapamamıştım. Üstümde inanılmaz bir yorgunluk vardı ve üstüne üstlük boğazım felaket ağrıyordu.
Zorlukla yorganın altından çıkıp ayağa kalkarak mutfağa gidebilmek adına odamdan çıkmıştım. Mutfağa girip dolaptan aldığım bardağa su doldurarak dudaklarıma götürmüş ama hissettiğim ağrıdan dolayı sadece birkaç yudum alabilmiştim. Yüzümü buruşturarak bardağı sertçe tezgaha bıraktım.
Adımlarım yavaşça odama doğru ilerlerken, çıplak ayaklarım zemine vurdukça tok bir ses bırakarak bana eşlik ediyordu. Odamın kapısını araladığımda evin diğer yerlerinden daha soğuk olan odam küfür etmeme neden olmuştu. Hasta olduğumun farkındaydım ve her zamanki gibi bununla baş etmek zorundaydım. Bunu kendim seçmiştim, şimdi de sonuçlarına katlanacaktım.
Soğuktan titreyen bedenimle dolabın önüne ilerleyip fermuarını indirdikten sonra içinden daha kalın bir kazak çıkarıp üstümdeki ince kazağın üzerine geçirmiştim. Yer yatağına çöküp tekrar kendimi yorganla sardıktan sonra zifiri karanlık odada yarı açık gözlerimi gezdirmeye başladım.
Canım o kadar çok yanıyordu ki yutkunmamak için özel bir çaba harcamak durumunda kalıyordum. Hapşırdıktan sonra burnumu çekip gözlerimi sıkıca kapatıp kolayca uyuyabilmeyi diledim.
Ta ki kapım gıcırtıyla açılana kadar.
Pürdikkat sese kulak kesilirken gözlerimi sıkıca yummaya devam ederek gelen kişinin annem olmasını umuyordum. O kadar berbat durumdaydım ki kolumu kaldıracak halim bile yoktu.
Yanımdaki hareketlilik ve derin nefeslerle bunun annem olmadığı belliydi. Üstelik leş gibi içki kokusuyla birleşen etrafına yaydığı kokusu midemin ağzıma gelmesine neden olmuştu. Aniden doğrulup ağrıdan iki büklüm olmama neden olduğumda dudaklarımdan dışarı kısık sesli bir inleme çıkmıştı. Bütün kaslarım ağrırken yaptığım bu hareket ağzıma sıçmanın en kolay yoluydu.
"Şşt sakin ol. Sadece biraz eğleneceğiz fena mı?" Yüzüm bu sefer acıdan değil iğrendiğimden buruşurken yatağımda olması beni dehşete düşürmüştü. Boğuk ve çatallı çıkan sesimle "Siktir git!" diye tıslamam onun sadece alayla sırıtmasına sebep olmuştu.
Gözlerim masanın üzerindeki kırık kilitle birleştiğinde keşke bunu halletseydim diye içimden geçirmiyor değildim. Ancak o kadar tempolu çalışmıştım ki buna ayıracak vaktim olmamıştı. Tabiki şu an deli gibi pişmadım.
Eli vücudumda gezinmeye başlarken aniden kendimi yataktan yere doğru atmış ve olabildiğince uzaklaşmıştım. "Git."
Ardı ardına cıkladıktan sonra boğuk ve fısıldayan sesiyle "Kaçma. Kısa sürecek" dedi. Benim aksime onun boğuk çıkan sesi acı ve ağrıdan değil, azmış olmasındandı. Tüylerim sesiyle diken diken olurken kafamı bile dik tutamıyor oluşum beni fazlasıyla zorluyordu. Ayağa kalkmak için güç bulamıyordum. Eğer yapabilseydim hızlıca evden çıkacağım su götürmez bir gerçekti.
Titrek bir nefes verirken karanlıkta koyulaşmış göz bebekleri hem korkutuyor hem ürpertiyordu. Bağırarak anneme seslendiğimde bana doğru atılıp ağzımı eliyle kapatsa da zaten sesimin çıkmayışıyla yüzündeki sırıtış büyümüştü. Sikeyim bağıramıyordum bile.
Geriye doğru gittiğimde sırtımın soğuk duvara değmesiyle gözlerimi hızlıca etrafta gezdirmiştim. Kendimi koruyabileceğim herhangi bir şey ararken eşya bulunmayan odama ilk defa içimden lanetler okumuştum. Gözlerimi bile açık tutamıyorken çabalarım boşunaydı.
Zorlukla ayağa kalktığımda o da ayaklanmıştı. Odadan çıkmak için hareketlendiğimde kolumdan tutulup sırtımın hızla duvarla buluşmasıyla iki büklüm olmuştum. Acıyla tekrar inlediğimde bunun onda başka şeyler çağrıştırdığı belliydi.
