16. Bölüm

954 126 153
                                        

Jung Hoseok;

~~~

Bir hiç olduğunu, bir hiç yerine koyulduğunda anlıyormuşsun en çok.

~~~

~~~

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

~~~

"Biz barıştık!"

Yoongi ile yorgun bir şekilde eve girer girmez, Jimin ve Jungkook'un el ele bizi karşılaması beklenmedik ama güzel bir gelişmeydi. O kadar olaya rağmen her zaman birbirlerine olan sevgileri üstün çıkıyordu. Günün sonunda her ne olursa olsun birbirlerine aşıklardı.

Bu son günlerde duyduğumuz en iyi haber olabilirdi ama burada olmamaları gerekiyordu. Yoongi, neredeyse 2 senedir tedaviye gitmediği için dosyasının kapatıldığını yeni öğrenmişti ve bu durumdan pek mutlu değildi.

Her zaman görüştüğü psikolog artık gelmiyor diye onu hasta listesinden çıkarmış olmalıydı. Ve o hasta tam da yeni yeni bir şeylere tutunmaya hazırken bu, yüzüne tokat gibi çarpmıştı.

Şimdiki görevim onu karşısına her ne çıkarsa çıksın ilerlemekten vazgeçmemeye ikna etmekti. Bunu yapmak zorundaydım ama önce bu iki bücürün evimden gitmesi gerekiyordu.

Yoongi onlara doğru bir adım attığında dikkatimi o tarafa yönlerdirdim. Kendini gülümsemeye zorladı. "Sizin adınıza çok sevindim."

Cevap vermelerini beklemeden oturma odasına ilerlediğinde bizimkiler istediğini alamamış bakışlarını bana çevirdi.

İlk konuşan onunla ilk tanışan Jimin olmuştu. "Nesi var? Mutsuz görünüyor."

Jungkook ise ona nazaran daha sakindi. Sevgilisiyle ilk kavga ettiğinde evine gidip onunla konuşmuştu. Düşük bir ihtimaldi ama belki de az çok neler olduğunu biliyordu.

"Parti yapacaktık."

Tanrım.

"Çocuklar, iyi bir gün geçirmedi diyebilirim. Şimdilik gitseniz daha iyi olur. Söz veriyorum bunu kutlayacağız."

"Hay hayy hyung. Bizde evimize gidelim o zaman hadi."

Chim, Kook'un elini tutup çekiştirmeye başladığı esnada bende Yoongi'nin yanına ilerledim. Koltukta öylece oturmuş, sadece düşünüyordu.

Arabada, gidiş yolunda ettiğimiz kısa sohbet çok güzeldi. Uzun zaman sonra kendimi ilk defa bu kadar hayat dolu hissetmeme sebep olmuştu. Onun içinde de aynı şeyin olmasını istiyordum. Hissettiklerimi o da hissetsin, umudumu, sevincimi, bütün güzel duyguları benimle tatsın istiyordum.

"İyi misin?"

Yanına usulca oturdum. Kafasını olumlu anlamla sallarken gözleri benim ve karşımızdaki kapalı televizyon arasında gidip geliyordu.

"Çok karmaşık hissediyorum." Bir süre bekledi. "Tam da bir şeyler yoluna girmeye başladı diyordum. Çok tuhaf değil mi?"

Geliş yolundaki sessizliğine nazaran benimle konuşması baya iyidi. Artık bana güveniyor muydu bilmiyorum ama değiştiğine yemin edebilirdim.

save me//sope✓Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin