"Kendimden nefret ediyorum."
"Sorun değil, Yoon. Ben seni ikimizin yerine de seviyorum."
;happy end.
(Bu hikayeyi, tamamıyla sana ithaf ediyorum. Seni seviyorum. @yoongimarrymeee___ )
~~~
(düz yazı)
14.05.2020
🌼
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
~~~
Sanki yüreğim boş bir kafes.
~~~
Bu evde öleceğimi düşünürken gayet ciddiydim. Yaklaşık bir hafta öncesine kadar aklımda dolanan tek düşünce buydu hatta. Basit bir hesaplamayla 40 yaşıma kadar bile yaşayamayacağım konusunda kendimi inandırmıştım.
Bu zayıf, yorgun ve yara izleri dolu beden, ölü ruhumu taşımakta zorlanıyordu, bunu iliklerime kadar hissettiğim çok an yaşamıştım.
Şuan ise her şey tamamen farklıydı, tüm hayatım boyunca içimde katlanan nefret yok olmamıştı, ama büyümeyi durdurmuştu. İyi değilim, ama kendimi kötü de hissetmiyordum. Havanın kapalı olupta yağamaması gibi bir şeydi bu.
İçimde her zamankinden daha ağır bir eksiklik vardı, arada kalmışlık, hiçlik, nedensizlik. Konuşmuyordum ya da yüzümde mimik dahi oynamıyordu ama aslında büyük bir karmaşanın içinde gibiydim.
Mutfak dolaplarını kurcalayıp bulduğum cam bardağa ağzına kadar su doldurdum ve ilaçlarımı sırasıyla teker teker yuttum. Sonuçta beni hem ruhsal hemde fiziksel olarak mahveden bu küçük şeylere muhtaçtım.
"Bu kitaplar çok güzel, gerçekten hepsini okudun mu?"
Arkamda, mutfağa bağlı salonda oturan Hoseok son bir saattir kendini ortalıkta duran kolileri boşaltmaya adamıştı ve bu sefer son derece kararlı görünüyordu. Buraya geldiğimden beri bundan bahsedip durmuştuk.
Ona her şekilde karşı çıkmayı bırakmaya karar verdiğimden beri, açıkçası zorlandığım fazla kısım olmamıştı. Ama içimdeki o belirsiz ve tedirgin taraf kendini koruyordu, bu olduğu müddetçe de konuşurken sorun yaşayacağımı hissediyordum.
Bardağı masanın üzerine bıraktım ve boğazımı temizleyerek yanına adımladım. Yerde oturuyordu ve ilk uyguladığı adım kendi için küçük bir koli boşaltmak olmuştu. Yere, yan yana koyduğu kitaplar arasından atmayı düşündüklerimi seçip ona veriyordum ve o da kendi kolisine dolduruyordu.
Bunu en başından kendisi teklif etmişti, zaten bu evde yaklaşık 300 tane kitap ve defteri koymak için yeterince geniş alana sahip değildim.
Elime aldığım bir psikoloji kitabının içine sayfalarını çevirerek baktığımda, Hoseok da bana bakıyordu.
"Evet, bir çoğunu okudum. Buraya taşınmadan önceki evimde bu kadar daha kitabım vardı."
Kitabı ona uzatırken göz bebeklerinin büyümesine ve dudaklarının aralanmasına şahit oldum. Uzun zaman sonra giydiğim kot pantolon beni rahatsız etse de onun yanında, yerde oturuyordum ve aramızda toplasak bile bir metre yoktu. Kokusu hafızamda yeni bir yer edinmeye başlarken, bu his aynı zamanda ağlamak istememe neden oluyordu. Durduk yere, ortada hiçbir sebep yokken ağlamak, bu tam benim yapabileceğim türden bir hareketti.