"Kendimden nefret ediyorum."
"Sorun değil, Yoon. Ben seni ikimizin yerine de seviyorum."
;happy end.
(Bu hikayeyi, tamamıyla sana ithaf ediyorum. Seni seviyorum. @yoongimarrymeee___ )
~~~
(düz yazı)
14.05.2020
🌼
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
~~~
Öfkelisindir, kırgınsındır, bitkinsindir ama sessiz kalırsın. Sonra elin yanlışlıkla bir şeye takılır, bir şeyler kırılır, bağırırsın. Büyük şeyleri içinde bastırdığın için, küçük şeylere tahammül edemez hale gelirsin.
Sabah yataktan kalktığımdan beri, bu olayı dibine kadar yaşıyor olabilirdim.
İş yerime gittiğimde, daha kapıdan içeri girdiğimde bile, bugün bir şeylerin yolunda gitmeyeceğini tahmin edebilmiştim. Yüzüm akşama kadar sürekli asıktı ve her zaman olduğundan çok daha agresiftim. Dans hareketlerimi istemeden sergilediğimi her türlü belli etmiştim.
Dakikaları sayarak, saatlerin ardında biten günün sonunda ise, çalıştığım şirketin sorumlu müdürüyle bir konuşma yapmıştım. Ona bir süre ara vermek istediğimi fakat bu süreyi belirleyemediğimden bahsettim. Bay Jackson zaten çok anlayışlı bir insandı, beni çok iyi tanıdığını biliyordum. Eve gelmeden önce onunla biraz sohbet ettim ve bazı problemlerimi anlattım. Her ne kadar uygulamakta zorlansam da, bana destekleyici tavsiyelerde bulundu. Daha sonra da yerime geçici birini bulabileceğini, bu süreyi iyice dinlenmek ve kafamı toplanmak için kullanmamı ve döneceğim zaman ilk önce onu aramamı söyledi.
Oysa, fiziksel olarak yorgun hissetmiyordum. Gerçi ben asla yorgun olamazdım zaten.
Eskiden güne spor yaparak başlardım, Taehyung ile konuşur sonra beraber dışarıya, kapının hemen yanındaki küçük masaya kahvaltı hazırlardık. Ona Jimin ve Jungkook'u çağırmasını söylememe bile gerek kalmadan beni anlardı. Rutinimiz buydu.
Hep beraberken çok güzeldik. O masanın etrafında birlikte kahve içerken, Kook bize okuldaki öğretmenleri taklitlerini yaparak anlatırken, Jimin çalıştığı yerde kendine sarkıntılık yapan kızlarla aralarındaki diyalogların saçmalığından bahsederken ya da Tae'nin ona sürekli el kol şakası yapan patronunu dinlerken, gerçekten hepimiz çok mutluyduk. Hatta bir keresinde Jimin etkilendiği diziye dayanarak, Kook'a '40 yaşımıza geldiğimizde ikimizde bekar olursak birbirimizle evlenelim' demişti. Ardından bizim küçük tavşanımızın girdiği öksürük krizine hepimiz kahkaha atmıştık.
Ne olursa olsun ilk orada konuşulurdu, problemlerimizi, yaşadığımız sorunları orada birbirimize aktarırdık ve yine aynı şekilde çözüm arardık. Bazen, çok bunalırdık, sıkılırdık kendimizden ama çareyi yine hep orada bulurduk.
Belki de hiçbirimizin yaşamamış olduğu o aile sevgisini, o mutlu tabloyu biz oluşturuyorduk bu evde.
Sonra ne oldu peki? O masayı dağıtan, şiddetle esen rüzgar mı olmuştu yoksa ben mi? Gerçekten buradan ilk önce giden Taehyung'un suçu muydu her şey, yoksa dolaylı yoldan gitmesine sebep olan benim mi?