Beni asla terk etmemesini umdum,
Lütfen Tanrım, bana inanmalısın.
Tüm evreni gezdim ama
Kendimi sadece onun gözlerinde bulabildim.
(Not: Bu şarkı bir harika. İyi okumalar💜)
~~~
Yuna'nın, Haneul'u uyuttuktan sonraki saatleri bizim için beklediğimden güzel ilerlemişti. Hoseok'un bizim için açıp doldurduğu şarapları yudumlarken ben çoğunlukla yüzümdeki hafif tebessümle onları dinliyordum. Bir süre sonra mayıştığım için özür dileyerek başımı sevgilimin omzu üzerine bıraktığımda tek koluyla beni sarışına gülümsedim.
İçimde, uzun zamandır olmadığı kadar güzel bir his vardı ve sebebini anlamıyordum.
"Şöyle bir gerçek var ki, Jackson Yuna'dan hoşlanıyor."
Yuna, dudaklarına götürdüğü şarabı neredeyse püskürtecekken inanmayan bakışlar attı kendisine. Onları aynı ortamda hiç görmediğim için bu konuda kesin ve net bir şey söyleyemiyordum ama Hoseok iş ortamı olması sebebiyle akşama kadar onlarla beraberdi. Yanlış bir tespit yapacağını düşünmüyordum bu konularda. Zeki bir adamdı.
"Şaka yapıyor olmalısın. O çocuk bana hayatta bakmaz."
İtiraz eden ben olmuştum, bu kız kendi güzelliğinin farkında değildi sanırım.
"Kendini fazla hafife alıyorsun."
Kafasını iki yana salladı gülerek, hala inandırıcı gelmiyordu ama bir taraftan da kendi kendine olabilirliğini tartıyordu içinde.
"Sadece öyle değil. Sonuçta... Benim bir çocuğum var işte ve o henüz hiç evlenmemiş bile. O olgunluğa sahip değil. Bazen çocuk gibi davranıyor. Çok tatlı ve iyi niyetli birisi ama bu imkansız."
Hoseok konuşmaya devam ederken o an nedensiz bir şekilde gülümseyesim geldi. İçkinin etkisinde de olabilirdim, bu 'imkansız' kelimesi bana şuan sarılarak oturduğum adamla ilk tanışma zamanlarımızı da hatırlatmış olabilirdi.
"Daha önce bir evlilik geçirdin diye sadece evlilik geçirenlerle evlenebilirsin diye bir kural mı var Yuna? Bu herkesin başına gelebilecek sıradan bir olay. Ama sen hala-..."
Hoseok duraksayınca kafamı kaldırıp ona baktım. Konu, değinmemesi gereken bir noktaya ilerliyorken bilerek durup gözlerini kaçırmış ve kadehini bitirmişti tek seferde. Yuna bana baktı açıklamaya çalışır gibi.
"Ama ben hala eski kocamın etkisi altından çıkamayıp ona aşık olduğumu sandığım için kimseye şans vermeme konusunda kendimle inatlaşıyorum. Bunu bana her gün söylüyor."
"Ve hiç bir gün beni ciddiye almıyor."
Konuşmanın bundan sonraki evresi yavaş yavaş tartışmaya ilerlerken bir noktada müdahale etmem gerektiğini biliyordum ama uygun anı kolladım. En azından izin verdikleri bir anı.
"Anlamıyorsun Hoseok. O kadar basit değil. Şuan Yoongi'den bir şekilde ayrıldığını düşün, nasıl unutabilirsin ki?"
"Aynı şey değil Yuna. Biz birbirimize şimdiye kadar tek bir yalan bile söylemedik. Sen farkında mısın bilmiyorum ama bir sahteliğin içinde yaşıyordun."
Kolumla Hoseok'un karnına hafifçe vurarak uzandığım yerden doğrulduğumda bakışları bana döndü. Canını acıttığımı sanmıyordum sadece, bu biraz fazla gibi gelmişti. Bunu sesli olarak ona da söyleyeceğim sırada Yuna lafımı keserek beni durdurdu.
"Hayır, hayır. Bunu yapmanıza gerek yok. Hoseok haklı. Zaten çoğu şeyin farkındayım. O zamanlar da farkındaydım. Aldatılınca bunu bir şekilde anlıyorsunuz. Saç kılından yakasındaki ruja, geç gelmelerinden ilgisizliğine kadar her şey tek tek önüme sıralandığında anlamaya başlamıştım. Sadece... Kabul etmek istemedim. Onun bana verdikleriyle yetinebiliyordum. Düzenimi bozmaktan korktum. Evet onunla yapamıyorduk belki ama onsuz da yapamayacağımı sandım. Beni ondan başka hiç kimse kusurlarımla sevmez... diye düşündüm."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
save me//sope✓
Fanfiction"Kendimden nefret ediyorum." "Sorun değil, Yoon. Ben seni ikimizin yerine de seviyorum." ;happy end. (Bu hikayeyi, tamamıyla sana ithaf ediyorum. Seni seviyorum. @yoongimarrymeee___ ) ~~~ (düz yazı) 14.05.2020 🌼
