27. Bölüm

966 97 516
                                        

Azala azala yaşadığımız şu dünyada, bir şeyler güzel kalsın. Gülümseyen yüzün gibi.

~~~

~~~

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

~~~

"Hoseok, daha dolmadı mı zaman? Çok rahatsız ediyor."

Hoseok'un kolunu son bir saat içinde yaklaşık yedinci kez dürtmemin üzerine, odak noktasını elindeki telefondan bana çevirdi tekrar. Aynı zamanda bıkkınlıkla verdiği nefes dudaklarımı birbirine bastırmama sebep olmuştu.

"Sadece on dakika kaldı bebeğim. Biraz daha sabredebilirsin bence."

Gözlerimi devirerek kollarımı önümde bağlamam üzerine gülümseyerek bakmıştı bana. Kolunun üzerine yaslandığı yerden hızlıca kalkıp yanağımı öptü bir çırpıda.

Kafamda bir kutu boya ve küçük bir havlu sarılı olmasaydı, bende ona aynı şeyi yapmak isterdim ama şuan pek güzel veya çekici göründüğümü sanmıyordum.

Olayların üzerinden yaklaşık bir haftaya yakın bir zaman geçmişti ve artık cidden hep o istediğim normal hayatı yaşadığımı düşünüyordum. Bütün o gürültüler, hastane, ilaçlar, aileler, saçma tartışmalar, krizler... Benim için uzun denilebilecek bir zamandır bunlarla karşılaşmamış olmanın mutluluğunu bütün hücrelerimde hissediyordum.

Sadece Hoseok ve ben vardık ayrıca bulunduğumuz durumdan zerre şikayetim yoktu kesinlikle. Ömrümün sonuna kadar yaşamak istediğim tek hayat buydu.

Bugün ise, Jungkook dün akşam kısaca uğrayıp Jimin'in doğum günü olduğunu ve ona bir sürpriz yapacağından bahsetmişti. Dışarıda, şehrin daha iç taraflarındaki küçük bir kafeyi kapattırmıştı.

Açıkçası fikir epeyce hoşumuza gitti ilk duyduğumuzda. Normal şartlar altında asla dışarıda rahat edebilen bir insan değildim, yapım buna uygun değildi. Sadece bir bardak kahve, yorgan ve sakin bir film bile kendi çapımda eğlenmem için yeterliydi.

Ama yıllar sonra tekrar yaşamaya başladığım, ve daha da önemlisi Hoseok ile yan yana olmaktan fazlasıyla mutluluk duyduğum için, şimdiye kadar yapamadığım her şeyi onunla yapmak istiyordum.

Yaşayamadığım onca senenin acısını çıkarmak istiyordum bir mevi.

Gözlerimi tekrar elindeki telefona bakan Hoseok'a yönlendirdiğimde kaşlarım istemsiz olarak çatılmıştı. Ona karşı çok bencil olduğumu düşünüyordum çünkü saat altıyı gösteriyordu ve bu saate kadar sokaklarda el ele gezip alışveriş yapmıştık. Dikkatini bir saniye olsun üzerimden ayırmamıştı ve ben buna rağmen hala sürekli onun ilgisinin sadece bende olmasını istiyordum.

Elimde değildi. Günden güne ona karşı doyumsuzlaşıyordum.

"Bu rengin bana yakışacağından emin misin?"

Mağazalarda rastgele dolanırken, saçlarımı boyama fikri ondan çıkmıştı. Başta emin değildim, daha önce hiç yapmadığım bir şey olduğu için ikilemde kalmıştım. Sonra Hoseok, birkaç kelimesi ve öpücüğüyle beni her şeye ikna edebileceğinin farkındaydı ki, bana karşı tüm kozlarını kullanmaktan çekinmemişti.

save me//sope✓Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin