32. Bölüm

524 67 310
                                        

Sanırım seni daima özleyeceğim..
Yıldızların gökyüzündeki güneşi özlemesi gibi.
Geç olması, hiç olmamasından iyidir.
Sen gitsen bile ben sürmeye devam edeceğim.

~~~

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

~~~

"Üzgünüm. Maalesef hastanın kalbi durdu. Ölüm saati, 03:18. Başınız sağ olsun."

Doktorun söyledikleri derin bir uğultu halinde kafamın içinde yankı yapmaya başlarken hastane koridorunda yüksek bir çığlık kopmasıyla irkildim. Aynı sırada zihnim narkoz almışçasına uyuşuyordu.

Etrafımda bir şeyler olmaya başladı kısa durgunluğun ardından, birisi doktoru darp etmeye kalkmış, birileri sinirle duvarı yumruklamış, başka biri boşluktan faydalanarak hemşirelerin karşı koymasına aldırmadan ameliyat odasına girmeye çalışıyordu ama benim bedenim transa girmiş gibiydi. Onların aksine ben hareket dahi edemiyordum.

"Benim yüzümden... Benim yüzümden..."

Bu ağzımdan çıkan iki kelime sadece sesli ortamda fısıldıyarak haykırmamla kaybolmamış, beynimin içinde sürekli kendini tekrarlamaya fırsat kolluyordu.

Titreyen tüm vücuduma ve onu taşıyan dizlerime daha fazla karşı koymadan soğuk zeminle buluşturdum bacaklarımı. Her bir uzvum oldukça şiddetli şekilde titriyordu ve ben şimdiye kadar geçirdiğim en yüksek dozda krize girmeme saniyeler varken buna engel olamadım.

Kalbime hiç dinmeyecek bir acının ilk tohumları ekildi yavaş yavaş, yapabildiğim tek şey gözlerimi ekstra bir yavaşlıkla ellerime indirmek olmuştu. Onun kanı bulaşmış olan ellerime. Daha henüz birkaç saat önce onunla aynı masada taş-kağıt-makas oynadığım, sonrasında o ölüme adım adım yürürken hiçbir halta yaramayan ellerime.

Onları kesmek istemiştim. Şimdiye kadar yaşadığım hiçbir zihinsel ya da fiziksel acının gözümde o an değeri yoktu. Kendime o derece zarar vermek istemiştim ki, eski çağda insanlara yapılan bütün o işkenceleri bana yapsalar içim yine soğumazdı sanki.

Midem kasılarak bulandı, ona hak verdim. Henüz iki saat önce beraber yediğimiz yemekleri ve kadeh tokuşturarak yudumladığımız içkileri sindirmek istemiyordu. Çünkü o artık yoktu.

Uzun zamandır hissetmediğim bütün o duygular bir anda bedenimde ve beynimin içinde zirveye ulaşmıştı. Yüzümden damlayan şu nefret ettiğim su damlaları, elimdeki kanla karışarak yeri boylayana kadar ağladığımı bile fark etmemiştim.

Korkuyordum, sinirliydim, mutsuzdum, endişeliydim, onu öldüren kişiliksize karşı nefret doluydum, kendime daha fazla.

Ama bunların artık ne önemi vardı ki? O ölmüştü.

Ve bunu her ne olursa olsun kesinlikle hak etmemişti.

Birinin beni şiddetle sarsması, bilincim kapanmadan önce o ana dair hatırladığım son şey olmuştu birkaç dakika içinde. Dışarıdan gelen sesler ve içimde bağıra bağıra sustuklarım birbirine karışırken böyle bir zamanda bayılmamak için kendimi çok zorlasam bile faydası dokunmamıştı pek. Zaten insanlara yeterince yük olduğum düşüncesi o an bile kafamın içinde yankılanıyordu.

save me//sope✓Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin